Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 25°C
Gök Gürültülü

(Leğende Yıkanmak)

20.01.2016
A+
A-

(Leğen-bakraç-maşrapa)

 

Son günlerde sosyal medyada, kapak sözler, hayata dair sözler, anlamlı sözler adı altında çok söylenen “Banyoda taburesine oturmadan önce su döken nesiliz biz” sözü üzerine bu haftaki yazımı karalamaya başladım. Çocukluğum da köyde olsun (İncemeydan) ilçemde olsun (Erfelek) evimizde banyo düzeni yoktu. Banyo ihtiyacımızı görmek için bu günkü materyaller yerinde o günkü materyallerden bahsedeyim.

 

Önce yıkanacağımız yani banyo yapacağımız oda da soba yahut kuzine yakılır kapı kapanır (Özellikle kış günleri) oda ısısı kaçmasın diyerek. Sobanın üzerinde güğüm kaynar, odanın uygun yerine leğen konur, yanında bakraç ve su dökülmesi için maşrapa veya tas yerini alır. Leğen bir örtünün üzerine konur yada leğenin etrafına su sıçramaması için üzerimizden çıkan kirli elbiseler konurdu.

 

Bu materyallerin arasında en önemlisi de kalıp sabundur. Sanırım o günlerde markasızdı. Sonra hacı Şakir ve Alemdar markaları hatırlıyorum. Ben genelde suyun sıcaklığından yakınırdım. Birde gözüme kaçan sabunlu su yüzünden. Kesenin yerine annem ellerini kullanır fenada kir çıkmazdı. Sabunluk görevini de komşu bakkalımız Bodrum’dan getirip sattığı hakiki “Sünger”le yapardı. Belkide şimdiki çocuklar görmemişlerdir. Bu ara komşu bakkal dediğim aile dostumuz Kara Mehmet lakaplı Mehmet ÖZKAN dedeydi. Nurlar içinde yatsın.

 

Yıkanırken çok mızmızlık yapardım. Suyun sıcaklık ayarıyla uğraşır “yok sıcak, yok soğuk” diyerek. Arada bir “yandım” diye çıkardığım sesin karşılığı başıma maşrapa veya tasla kafaya vurulurdu. İşi uzatırsam kafaya vurulan tas sayısı da çoğalırdı. Şimdiki gibi plastik değildi leğenler. Neredeyse teneke gibi ince aliminyum leğenlerdi. Başta yazmayı unuttum geleneksel yıkanma günümüz Pazar akşamı olurdu. Kurulanıp yatağa yatırırdı annem.

 

Günümüzün küveti leğende çocuklar yıkanmaz büyüklerimiz de kullanırlardı başka alan olmadığından. Bakraçtan boşaltılan suyla sabunlanan çocukların suyu temizlendikçe beyazlarda ki; rakı beyazına geldiğinde oturan çocuk ayağa kaldırılır ve durulanır. Daha sonra havluyla güzel kurulanır. Annem “bak mis gibi oldun” sözüyle yıkanma eylemi sona ermiş olurdu.

 

Leğen- maşrapa-bakraç üçlüsü unutulur gibi değildir. Şimdi mi; banyolar son sistem materyallerle donatılmış. Saunalar, Türk hamamları, Spa merkezleri son günlerdeki tuz havuzları yıkanmak için günümüzde yerlerini aldılar. (Türk hamamları eskidende vardı ama beni,m çocukluğumun geçtiği Erfelek ilçemizde olmadığından ekledim.) Bunlar leğen-maşrapa-bakraç tadını artık yaşayamayacağımızı bildiğim için o kültür başkaydı… Bu yazı da nereden çıktı derseniz? “Savaşa hayır Barış ama hemen” diyoruz olmuyor. “İyi yönetmiyorlar bizi” diyoruz %50 öyle düşünmüyor. Nostalji yaşıyalım dedim.

YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.