Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 25°C
Gök Gürültülü

Gazetecilik Suç Değil

09.12.2015
A+
A-

Erdoğan Erkaymaz

1922 yılında Ali Kemalle başlayan gazetecilere yönelik yargısız infazlara 12 Eylül 1980 de yüzlercesi, 1990’da Turan Dursun’la, 1993 de Uğur Mumcuyu katledildi. Son Yılların iktidarında yüzlerce gazeteci tutuklamalarına son günlerde C an Dündar ve Erdem Gül eklendi. İleri Demokrasiyi getirdiğini söyleyenler, Gazetecilere karanlık günleri göstermekte. Bilinen odur ki; Halk gerçekleri yazanları gerçek peşinde koşanları, yalanlara karşı durunları unutmaz.
 

Türkiye’de başına uygulanan sansür hep olmuştur. Özellikle son birkaç yılda basın ve basın çalışanlarına uygulanan baskılar gün geçtikçe artmakta… Ülkemizde her daim olduğu gibi bu dönemde de mevcut iktidar anlayışı ile ters düşen basın ve yayın organları çeşitli tehlikelerle karşı karşıya kaldıkları gibi, basın çalışanları ve gazeteciler de benzer tehlikelere maruz bırakılıyor. Türkiye ‘Problemli ülke’ olarak yer alan raporlarda, Ürdün, Afganistan, Irak gibi aileler arasında görülüyor.
 

Aralık 2015 itibariyle 51 gazeteci demir parmakların arkasında bulunması, basın özgürlüğü ciddiyetini koruduğunu göstermektedir. Yazdıklarından dolayı düzmece delillerle ve ‘Terörist’ suçlamasıyla cezaevine atılan gazetecilerin Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla başlayan süreçte özgürlüklerine kavuşmaları, çok sayıda gazetecinin kontrollü olarak salıverilmesi, bir bölümünün mahkumiyetlerinin ötelenmesi sayesinde olmuştur.
 

Demokrasilerde esas olan; düşüncelerinden ötürü suçlanan gazetecilerin adil ve bağımsız bir hukuk sisteminde tutuksuz yargılanmalarıdır. Yayınlanan bir haber, fotoğraf, yorum yada her türlü yazının suç içerip içermediği ancak adaletli bir yargılanma sonucunda anlaşılabilir. Ne kadar süreceği belli olmayan bir yargılanma sürecinde, ilgili yayından sorumlu olanların tutuklanmaları, telafisi olanaksız sonuçlar doğuracaktır.
 

Uluslar arası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü; ‘Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 180 ülke içinde 149. Sırada. Tutuklama uygulaması çok sayıda gazetecinin karşılaşdığı bir durum. Türkliye’de yaşanan ihlaller haber çoğunluğu açıcından nitelik kazanmıştır. Gazetecilerin işten çıkarılmaları, hükümet söylemiyle gazetecilerin baskı altına alınması çoğulculuğu yok eden bir uygulamadır. Gazetecilere yönelik suçların ise cezasız kalması ayrı bir sorun. Hükümeti medya çoğulculuğunu güvence alacak şekilde hareket etmeye çağırıyoruz.’ diyor.
 

Basın özgürlüğü kavramı üzerinde 13 yıllık iktidarla anlaşamıyordur. Televizyon, gazete, radyo sayısının çok olması basın özgürlüğü halkın bilgilendirme, haber alma hakkıdır. Basın özgürlüğü halkın özgürlüğüdür. Halkın doğruları öğrenme bilgilenme özgürlüğüdür. Ülkemizde yaşanan maalesef budur. Son tutuklanan Can Dündar ve Erdem Gül olmak üzere tüm gazeteciler serbest kalmalıdır.

 

YORUMLAR

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.