Ramazan Ayında En Çok Karşılaşılan 7 Beslenme Hatası
Ramazan ayında yapılan 7 yaygın beslenme hatasını öğrenin, sağlıklı oruç tutmak için doğru beslenme ipuçları burada.
Ramazan ayında günlük beslenme düzeni, uzun süren açlık süreleri nedeniyle önemli ölçüde değişiklik göstermektedir. İftar ve sahur arasındaki sınırlı zaman diliminde uygun beslenme düzeninin oluşturulması, fiziksel sağlık ve enerji dengesi açısından kritik öneme sahiptir. Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, Ramazan boyunca oluşabilecek sindirim problemleri, halsizlik ve kan şekeri dalgalanmalarının önüne geçilmesi için dikkat edilmesi gereken temel noktaları açıklamaktadır.
İftar ve Sahurda Beslenme Planlamasının Önemi
İftar sofralarında uzun açlığın etkisiyle yemeklerin hızlı tüketilmesi hazımsızlık, şişkinlik, karın ağrısı ve kramp gibi rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Bu tür sindirim sorunların önlenebilmesi için iftarın iki aşamada gerçekleştirilmesi önerilmektedir. İlk aşamada hafif bir çorba ile başlanmalı, ardından 15-20 dakika ara verilerek ana yemeğe geçilmelidir. Ana yemek sırasında lokmaların yavaş çiğnenmesi ve sindirim sürecine imkan tanınması da önemlidir.
İftar ile sahur arasında toplam 10-15 bardak su tüketilmesi; fakat çay ve kahve tüketiminin sınırlanması gerekmektedir. Bu, yeterli sıvı alımını desteklerken su kaybının önüne geçmektedir. Ayrıca yemek sonrasında hemen yürüyüşe başlanmaması, en az 30 dakika sindirim süreci için zaman tanınması reflü ve benzeri problemlerin azaltılmasına katkıda bulunmaktadır.
Yemek Tercihleri ve Sahurun Rolü
Pide tüketiminin haftada 2-3 gün ile sınırlandırılması, kalan günlerde ise tam tahıllı ekmek ve bulgur gibi sağlıklı alternatiflerin tercih edilmesi önerilmektedir. Sahurun atlanmaması; süt, yumurta ve peynir gibi protein ağırlıklı dengeli bir öğünün oluşturulması, oruç süresince tokluk ve sıvı dengesi açısından önemlidir. Sahur yapılmaması halinde kan şekeri düşüklüğü, baş ağrısı, halsizlik ve mide sorunları gibi olumsuz etkiler görülebileceği bildirilmektedir.
İftar sonrası kan şekeri dengesindeki hızlı değişiklikler tatlı isteğini artırabilir. Tatlı krizlerinin önlenmesi için iftardan 1-2 saat sonra süt, yoğurt, kefir ve meyveden oluşan ara öğün önerilmektedir. Bu uygulama, gereksiz kilo artışının kontrolüne destek sağlamaktadır. Ayrıca haftada 1-2 gün ara öğün yerine sütlü tatlıların tercih edilmesi uygun görülmektedir.
Ramazan sofralarında sıklıkla yer alan kızartma ve aşırı yağlı yemeklerin tüketimi, hazımsızlık ve mide sorunlarını artırmakta ayrıca yorgunluk hissini tetiklemektedir. Bu nedenle yemeklerin haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemleriyle hazırlanması tavsiye edilmektedir.
Kaynak: BYZHA