Haber Dilinde Kahramanlaştırma Tehlikesi
Haber dilinde kahramanlaştırmanın riskleri ve olası zararları üzerine etkili ve bilgilendirici bir analiz.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, medya kuruluşlarının şiddet olaylarını ele alış biçiminin toplum üzerindeki etkilerine yönelik önemli açıklamalarda bulundu. Son dönemde artış gösteren şiddet vakalarının haberleştirilme yöntemlerinin, özellikle hassas bireyler üzerinde taklit davranışı riskini artırabileceği uyarısında bulundu.
Şiddet Haberlerinin Etkileri ve Medya Etiği
Prof. Dr. İrvan, yapılan araştırmalar doğrultusunda şiddet içerikli haberlerin aşırı detaylandırılması, dramatize edilmesi ve sürekli tekrar edilmesinin kırılgan bireylerde taklit eğilimleri doğurabildiğini belirtti. Özellikle yalnızlık ve dışlanma hissi taşıyan bireylerde bu tür içeriklerin tetikleyici etkisinin yüksek olduğunu ifade etti. Ayrıca, failin eylemlerinin aşamalı olarak anlatılması durumunda bu haberlerin adeta bir yöntem kılavuzu gibi algılanabildiği vurgulandı. Failin isminin, fotoğrafının ve kişisel geçmişinin vurgulanmasının, benzer profildeki bireylerde tanınma ve özdeşleşme motivasyonunu artırabileceği kaydedildi.
Medya etiği noktasında ise, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde gazetecilerin şiddeti teşvik eden yayınlardan kaçınması gerektiği belirtildi. Prof. Dr. İrvan, haber yaparken toplumun haber alma hakkı ile zarar vermeme prensibi arasında dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirterek; failin kişisel bilgilerinin gereksiz yere ön plana çıkarılmaması, saldırganın yüceltilmesinden kaçınılması ve taklit edilme ihtimali olan ayrıntıların verilmemesi gerektiğini ifade etti.
Şiddet Haberlerinde Dil Kullanımı ve Sosyal Medya Sorumluluğu
Medyada sıklıkla karşılaşılan “kan donduran” veya “dehşet anları” gibi ifadelerin toplumsal algıyı şekillendirdiğini ve risk algısını abartarak korku ve kaygıya neden olduğunu aktaran Prof. Dr. İrvan, bu durumun hassas bireylerde çaresizlik duygusunu artırdığını dile getirdi. Ayrıca bu tür ifadelerin toplumda duyarsızlaşmaya yol açabileceği ve empati duygusunun azalmasına neden olabileceği belirtildi.
Mağdurların görüntü ve kişisel bilgilerinin paylaşımının ikincil travmalara yol açtığını ifade eden İrvan, bu durumun ailelerin acılarının pekişmesine ve toplumsal genelinde olumsuz etkiler yaratmasına sebep olduğunu vurguladı. Saldırganın yaşam öyküsüne odaklanan haberlerin ise kahramanlaştırma riskini barındırdığı ve bu durumun benzer özelliklere sahip kişilerde olumsuz özdeşleşmelere yol açabileceği ifade edildi.
Özellikle sosyal medyada kontrolsüz şekilde yayılan görüntüler konusunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. İrvan, sosyal medya kullanıcılarının yayımladıkları içeriklerde daha sorumlu davranması gerektiğini vurguladı. Doğrulanmamış bilgilerin paylaşılmaması ve saldırı anına ait görüntülerin yayınının taklit saldırıları teşvik edebileceği nedeniyle engellenmesi gerektiğini belirtti.
Son olarak, medyanın sadece şiddeti aktaran değil aynı zamanda çözüm odaklı ve önleyici bir rol üstlenmesinin gerekliliğine değinen Prof. Dr. İrvan, önleyici ve çözüm gazeteciliği yaklaşımlarının habercilik pratiğinde önem kazandığını ve kalıcı çözüm için yasaklayıcı yöntemler yerine sorumlu gazetecilik ve medya okuryazarlığının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kaynak: BYZHA