Kötü Ağız ve Diş Sağlığının Kalp-Damar Hastalıkları ve Diyabet Üzerindeki Etkileri
Kötü ağız ve diş sağlığının kalp-damar hastalıkları ve diyabet üzerindeki etkilerini keşfedin, sağlığınızı koruyun.
Ağız ve diş sağlığı sadece lokal bir sorun olmayıp, aynı zamanda genel sağlık üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. İyi korunmayan ağız hijyeni; kalp-damar hastalıkları, diyabet, solunum yolu enfeksiyonları gibi sistemik hastalıkların gelişimine zemin hazırlayabilir. İstinye Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Tuğba Toz Akalın, ağız ve diş sağlığının önemine dair açıklamalarda bulundu.
Ağız Sağlığının Genel Sağlık Üzerindeki Rolü
Profesör Dr. Akalın, ağızın sindirim ve solunum yollarının giriş noktası olduğunu vurgulayarak, ağız hijyeninin yetersizliğinin patojen mikroorganizmaların artışına ve kronik enfeksiyon odaklarının oluşmasına yol açtığını belirtti. Bunun sadece diş kaybına değil, aynı zamanda bağışıklık sisteminin sürekli aktif hale gelmesine ve kronik inflamasyona neden olarak genel vücut sağlığını olumsuz etkilediğini açıkladı.
Diş eti hastalıkları ve tedavi edilmemiş diş çürüklerinin vücutta inflamasyonun yükselmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Akalın; bu durumun kalp hastalıkları, diyabet, solunum yolu enfeksiyonları ve romatizmal hastalıklarla bağlantılı olduğunu aktardı. Ayrıca, diş çürüğünün şeker tüketimi başta olmak üzere beslenme tarzıyla yakından ilişkili olduğunu, ortodontik sorunların ise ağız hijyenini güçleştirdiğini söyledi. Çene eklemi ve çiğneme kaslarındaki bozuklukların da baş ve boyun ağrılarına neden olabileceğini belirtti.
Koruyucu Önlemler ve Düzenli Kontrolün Önemi
Prof. Dr. Akalın, ağız sağlığını korumada en temel adımın mekanik plak temizliği olduğunu kaydetti. Dişlerin doğru teknikle düzenli olarak fırçalanması, arayüz fırçaları veya diş ipi kullanımının enfeksiyon riskini azalttığını belirtti. Kimyasal ürünlerin ise yalnızca mekanik temizliğe destek amaçlı kısa süreli ve kontrollü kullanılması gerektiğini ifade etti. Beslenme alışkanlıklarının da diş çürüğü ile ilişkili olduğuna işaret ederek, diyet düzenlemesinin koruyucu programlarda yer alması gerektiğini söyledi.
Düzenli diş hekimi kontrollerinin ağrı hissedilmeden de yapılmasının önemini vurgulayan Akalın, ağız kokusu ve diş eti kanaması gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini aktardı. Türkiye’de koruyucu ağız sağlığı alışkanlıklarının henüz istenilen düzeyde olmadığını ifade ederek, batı ülkelerine kıyasla diş fırçalama ve diş ipi kullanım oranlarının düşük olduğunu söyledi. Bu nedenle, bireylerin farkındalığının artırılması ve düzenli kontrollerin alışkanlık haline getirilmesinin önemine dikkat çekti.
Ağız sağlığının genel sağlık için kritik bir koruyucu sağlık bileşeni olduğuna değinen Prof. Dr. Akalın, bu alanın ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.
Kaynak: BYZHA