Dijital Dünyada Çocuklar İçin Yenilikçi Bir Dönem Başlıyor!
Dijital dünyada çocuklar için yenilikçi eğitim ve eğlence fırsatlarıyla dolu yeni bir dönem başlıyor. Geleceğe güçlü adımlarla ilerleyin!
ABD’de oyun bağımlılığı nedeniyle 11 yaşındaki bir çocuğun babasını öldürmesi ile Türkiye’de 13 yaşındaki Abdulkadir Eymen Bilgin’in ölümü, dijital bağımlılık konusunda toplumsal farkındalığı artırdı ve yasaklamalar ile güçlendirme stratejileri arasındaki tartışmayı gündeme getirdi.
Türkiye’nin Dijital Güçlendirme Yaklaşımı ve Uluslararası Örnekler
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı, Türkiye’de 3 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe giren “Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı 2026-2030” kapsamında aile ve çocukların dijital okuryazarlıklarının geliştirilmesinin önceliklendirildiğini belirtti. Bu plan; farkındalık artırma, koruyucu önlemler geliştirme, dijital risklere müdahale ve yasal düzenlemeleri güçlendirme stratejilerini içeriyor. Ayrıca çocukların dijital teknolojileri sadece tüketim değil, üretim ve gelişim aracı olarak kullanmaları teşvik ediliyor.
Bu süreç paralelinde, Avustralya 10 Aralık 2025 itibarıyla 16 yaş altındaki çocuk ve gençlerin büyük sosyal medya platformlarında hesap açmalarını veya mevcut hesaplarını sürdürmelerini yasakladı. 28 Kasım 2024’te kabul edilen “Online Safety Amendment (Social Media Minimum Age) Bill 2024” ile uygulamaya konulan bu düzenleme, teknoloji şirketlerine yönelik yaptırımlarla çocukların ruh sağlığı ve güvenliğini korumayı amaçlıyor. Bu konu küresel çapta da yankı buluyor; Birleşik Krallık, Fransa, Çin, İspanya ve Danimarka gibi ülkeler de benzer yasak ve düzenlemeler üzerinde çalışmakta, Avrupa Parlamentosu ise 16 yaş sınırını öneren kararlar üzerinde görüş birliğine varmaktadır.
Yasaklardan Daha Kapsamlı Dijital Güvenlik Yaklaşımları Gerekliliği
Dr. Gülaldı, ergenlik döneminin kimlik gelişimi ve sosyal kabul açısından kritik bir evre olduğunu ve bu süreçte sosyal medya ortamlarının risk oluşturabileceğini ancak aynı zamanda fırsatlar sunduğunu ifade etti. Araştırmaların, sosyal medyanın gençlerin benlik algısı ve özsaygısı üzerinde negatif etkileri olabileceğine işaret ettiğini aktardı. Öte yandan, sosyal medyanın gençlerin kendilerini ifade etme ve toplumsal farkındalık geliştirme alanı olduğunun altını çizdi.
Bununla birlikte, dijital platformlara erişimin tamamen yasaklanmasının, gençlerin dijital okuryazarlık ve öz düzenleme becerilerinin gelişimini engelleyebileceği ve ani geçişlerle risk oluşturabileceği vurgulandı. Bu nedenle sürdürülebilir politikaların, doğrudan yasaklar yerine güvenli tasarım, çocuk hakları ve algoritma şeffaflığı prensipleri etrafında şekillenmesi gerektiği bildirildi. Amaç gençleri dijital dünyadan izole etmek değil, onları bilinçli ve dirençli bireyler olarak güçlendirmek olmalıdır. 16 yaş altı sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlemeler, dijital çağda çocukluk ve ergenlik kavramlarının yeniden değerlendirilmesini gerektiren önemli bir dönüm noktasıdır.
Kaynak: BYZHA