4 Eylül 2026, 16:23:02
Dolar 48,4425
Euro 56,2995
Altın 6.970,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 25°C
Parçalı Bulutlu
Sinop
25°C
Parçalı Bulutlu
Cum 26°C
Cts 25°C
Paz 26°C
Pts 23°C

Uzmanlardan Önemli Uyarı: Harf Ezberletmeyin, Çocuklara Kalem Tutma ve Boyama Becerisi Kazandırın

Uzmanlara göre okul öncesinde harf ezberletmek yerine çocuklara kalem tutma, boyama ve temel motor becerileri kazandırmak gerekiyor.

Uzmanlardan Önemli Uyarı: Harf Ezberletmeyin, Çocuklara Kalem Tutma ve Boyama Becerisi Kazandırın
4 Eylül 2026 14:29

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Merve Yüksel Kadıoğlu, okul öncesi dönemde çocuklara okuma yazma öğretme çabasının gelişimsel etkilerini değerlendirerek erken okuma baskısının her zaman avantaj sağlamadığını bildirdi.

Çocukların gelişim hızlarının farklı olduğuna dikkat çeken Kadıoğlu, okula başlamadan önce okuma yazma öğrenmenin tüm çocuklar için otomatik bir üstünlük anlamına gelmediğini belirtti. Uzun süreli araştırmalara göre 5 yaşında okumaya başlayan çocukların ilk yıllarda akranlarının önüne geçebildiğini, ancak 11 yaş civarında bu farkın kapandığını, hatta daha geç başlayan bazı çocukların okuduğunu anlama becerisinde daha iyi sonuçlara ulaştığını aktardı. Ailelerin eylül döneminde sıklaşan “başkalarının çocuğu okuyor, benimki de bilmeli mi” kaygısıyla hareket etmemesi gerektiğini vurguladı.

Oyun Yerine Sürekli Akademik Etkinlik Başarıyı Düşürebilir

Kadıoğlu, okul öncesi eğitimin amacının ilkokul programını öne çekmek olmadığını belirtti. Okul öncesinde yoğun akademik içerik verilen çocuklarla oyun temelli programa devam eden çocukları izleyen araştırmalara işaret ederek ilk sınıflarda belirgin bir fark görülmediğini, fakat dördüncü sınıf düzeyinde erken ve yoğun akademik baskı yaşayan çocukların notlarının birçok derste gerilediğini söyledi. Oyun temelli eğitim alan çocukların notlarında ise artış görüldüğünü bildirdi. Bu farkın, çocukların büyüdükçe daha fazla özerklik, merak ve özgüven gerektiren öğrenme ortamlarına ihtiyaç duymasıyla ilişkili olduğunu, bu becerilerin de tekrar ve ezberden çok oyun ve keşif yoluyla geliştiğini ifade etti.

Okula hazırlığın yalnızca harf ve rakam bilgisi ile değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Kadıoğlu, dikkatini belirli bir işe verebilme, sırasını bekleyebilme, kalem ve makas kullanabilme, boyama yapabilme, yönergeleri anlayıp uygulayabilme, akranlarla sağlıklı iletişim kurabilme ve zengin kelime dağarcığına sahip olmanın temel göstergeler olduğunu dile getirdi. Araştırma bulgularının ince motor beceriler ile öz denetim becerilerinin, ilkokul okuma ve matematik başarısının güçlü yordayıcıları arasında yer aldığını hatırlattı. Bir çocuğun boyama yaparken sınırları takip edebilmesi ya da oyun sırasında sırasını bekleyebilmesinin harf ezberinden daha anlamlı bir ipucu sunduğunu ifade etti.

Okuma Bilen Çocukta Sıkılma Riski ve Ailelere Uyarılar

Kadıoğlu, okula başlamadan okuma yazma öğrenen çocuklar için sınıf içi motivasyonun dikkatle izlenmesi gerektiğini belirtti. Araştırmaların öğretmenlerin bu çocuklara karşı destekleyici tutum sergilediğini, ancak çoğu zaman sınıf içinde onları nasıl yeterince zorlayıcı ve zenginleştirici etkinliklerle meşgul edecekleri konusunda güçlük yaşadığını aktardı. Bu durumun zamanla derse ilgisizlik, sıkılma ve bazı örneklerde akran ilişkilerinde sorunlara yol açabildiğini söyledi. Çözümün çocuğu üst sınıfa geçirmek değil, mevcut sınıfta ek kitaplar ve farklı etkinliklerle daha zengin bir öğrenme ortamı sunmak olduğunu bildirdi.

Aileler arasında yaygın olan kıyaslamaların çocukta performans baskısını artırdığını söyleyen Kadıoğlu, eğitim konusunda kaygılı tutumların çocuğa doğrudan yansıdığını, ebeveynin gerginliğinin çocuğun öğrenmeye karşı isteğini azaltabildiğini ifade etti. “Herkesin çocuğu okuyor, benimki de okusun” yaklaşımının öğrenmeyi merak odaklı bir süreç olmaktan çıkarıp onay ve performans odağı haline getirebildiğini, bu nedenle kıyaslamacı söylemlerden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Çocuğun Merakını Destekleyin Zorlamadan İlerleyin

Bazı çocukların herhangi bir yönlendirme olmadan erken yaşta harf ve yazıya ilgi gösterebildiğini belirten Kadıoğlu, bu durumda ilginin baskılanmaması gerektiğini söyledi. Ancak bu ilginin sistemli ve baskılı bir ders programına dönüştürülmemesi gerektiğini de ekledi. Çocuğun sorduğu sorulara yanıt vermenin, birlikte kitap okurken kelimeleri işaret etmenin, çocuğun istediği harfi yazmasına yardımcı olmanın yeterli olduğunu ifade etti. Çocuk sıkıldığında etkinliği sonlandırmanın da en az desteklemek kadar önemli olduğunu, yönlendiren ama zorlamayan bir yaklaşımın sağlıklı kabul edildiğini dile getirdi.

Okula hazırlık sürecinde ailelere yönelik önerilerde bulunan Kadıoğlu, harf ezberletmek yerine kalem tutma, makas kullanma ve boyama gibi ince motor becerilerine alan açılmasını önerdi. Birlikte kitap okuyup sohbet etmenin, soru sormanın ve cevaplamanın çocukların kelime dağarcığını ve dikkat becerilerini güçlendirdiğini, bunların okuma başarısının temelini oluşturduğunu belirtti. Çocuğun kendi ilgisiyle harf öğrenmek istemesi durumunda destek verilmesini, fakat yalnızca çevredeki çocuklar biliyor diye baskıcı bir tutumdan kaçınılmasını istedi.

Kaynak: BYZHA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.