YORUMCU NEŞET ERTAŞ
Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ın kültürel profilini oluşturan en önemli yönlerden birisi, onun yorumcu kişiliğidir.
Yorum; genel anlamıyla, bir eserin özüne bağlı kalınarak yapılan kişisel sunuş biçimidir. Bu bağlamda Neşet Ertaş; ele aldığı eserlere sanatkârâne bir yaklaşımla kişisel yepyeni anlamlar kazandırarak kendisine sunan bir yorumcudur. Neşet Ertaş’ın; bir eseri söz ve ezgi yapısıyla bir bütün olarak ele alıp sağlam bir mantık ve duygu süzgecinden geçirerek en ince ayrıntısına kadar irdeleyen, aksayan yönlerini gidererek uygun doğrularla değiştirebilen, içten ve duygu dolu anlatımlarla kendi yorumuna aktarabilen ve çok az kişide görülebilecek bir yorum gücü vardır.
Sanatçıların var olabilmesi, yarattığı kitlesel etki ve etkileme süresinin bir ayağı da onun yorum gücüne dayalıdır. Bu olgu bağlamında, Neşet Ertaş’ın sanatına ve eserlerine yaşama gücü verip ileriye taşıyan da tamamen onun yorum gücü olup icrasını yorumdan uzak düşünmek mümkün değildir. Ertaş’ta görülen; bir esere herkesten farklı açıdan bakabilme, özden kopmadan genel icra özellikleri yanında kişisel tavrını da katarak farklı, tutarlı bir bütüne kavuşturabilme yetisi ve buna bağlı olarak etkileme gücü üst düzeylere ulaşmış, onun topluma mâl olmasını sağlamıştır. Neşet Ertaş’ın yorum gücü; gerek sanatkâr kişiliğinin, gerek eserlerinin kendi çağı içerisinde, sanatın zirvesine ulaşmasını sağlamıştır.
Neşet Ertaş’ın yorumcu kişiliği, iki yönden ele alınabilir. Bunlardan ilki; temsil ettiği sanat geleneğine ilişkin eserlere yönelik yorumculuğu, ikincisi ise; bu sanat geleneğinin dışındaki, hatta farklı yörelerin eserlerine yönelik yorumculuğudur.
Neşet Ertaş, yöresinin kendinden önceki hemen tüm ezgilerine el atmış ve onları yeni baştan inşa etmiştir. Kenarda köşede kalmış en küçük ezgi kırıntıları bile, Ertaş yorumu ile görkemli türkülere dönüşmüş, ölümsüzleşmiştir. Ertaş, aynı zamanda; bağrında yetiştiği aşiretin sanat geleneğiyle ilgili olarak kendinden önceki ustalardan kaynaklı birikimi de ele almış, bunları da yorumlayarak geliştirmiş, genişletmiş ve güncel bir anlayışa kavuşturarak hem sanat kalitesinin artmasını hem de kuşaklar arası aktarımını sağlamıştır. Zamanın ruhunu kavrayarak önderlik ettiği sanat geleneğini şehre taşıyıp modern çağ ile bağını da kuran ve bir baştan bir başa ülke insanına kabul ettirip sevdiren Neşet Ertaş, böylelikle geleneğin hem çağdaş yüzünü yaratmış hem de yurt çapında kitleselleşmesini sağlayarak yaşama gücünü artırmıştır.
Neşet Ertaş’ın, anonim ya da başkalarına ait eserlere yönelik yorumunda; her eseri genel üslup ve tavır özellikleri gibi temel dinamikleri yönünden koruyarak güncel algı, duyuş ve anlayış içerisinde yorumlayıp çağın özelliklerini de içinde barındıran, adeta yepyeni eserlere dönüştürdüğü görülür. Bu yön, Ertaş’ın yorumcu kişiliğinin en belirgin yanlarındandır. Ertaş; kendisinde güçlü bir biçimde beliren bu özelliğin, zaman içerisinde geliştiğini belirtmektedir. Gençlik zamanlarında ve yaşının verdiği heyecan ile zamana uygun bir görüşü, duyuşu ve çalışı olduğunu belirten Ertaş, kişisel yaklaşımının orta yaşlardan başlayarak gelişmesi konusunda; “Orta zamanlarda bu biraz daha arttı. Son zamanlarda rayına oturdu. Ben şimdiki zamanımı daha iyi buluyorum. Bir havayı; enine uzununa, daha genişleterek çalışıyorum.” demektedir. Ne kadar Ertaş, büyük bir alçak gönüllülükle kişisel çizgilerinin son dönemlerde oturduğunu belirtse de, daha ilk eserlerini seslendirmeye başladığı günden itibaren icrasında güçlü bir biçimde ortaya çıkan yorumculuk yönü ve kişisel tavrı, kısa sürede ana çizgileri ile belirginleşip yerli yerine oturmuştur. Bir diğer anlamıyla Neşet Ertaş; bugün nasıl çalıyorsa, daha başlardan beri büyük paydasıyla o gün de çalmakta olup Anadolu Müziği içerisinde onun kadar sanat kişiliğini erken yakalamış, bu derece kendine özgü olan ikinci bir sima yoktur.
Neşet Ertaş’ın, anonim ya da başkaca ustaların eserlerine yönelik yorumlarında görülen temel yaklaşımlardan biri; aksaklıkların giderilerek düzeltilmesi, kendi deyişiyle eseri “tamam etmesi”tir. Eserin biçiminde, sözlerinde, ezgisinde, aksayan yanları gidermesi; akıcılığı bozan, sözle uyuşmayan yönleri ele alarak bütünlüğe kavuşturması bunlardan bazılarıdır. Sevdiği, ancak sorunlu bulduğu türküleri tamir etmekten mutluluk duyduğunu belirten Ertaş; içinde barındırdığı çeşitli problemler nedeniyle, kendini bulup gerçek niteliğine ulaşamayan birçok türküyle ele alarak onarmış, bunları, sanat çıtası yüksek yepyeni eserlere dönüştürmüştür. Bu dönüşüm o derecedir ki; onun kendine özgü icrası içerisinde dinlenildiğinde, sanki Ertaş’ın eseriymiş duygusu uyandırır. Aşireti ve onu dinleyen sevenleri için ise o, artık bir Neşet Ertaş eseridir.
Neşet Ertaş; yöresi ve sanat geleneğinin yanında, çeşitli yörelerin müziklerine de eğilmiş, buralardan edindiği tınıları ve anlatımları da kendi tavrına aktararak müziğini genişletmiştir. Farklı yörelerde yaşayan aşiretlerininkini başta olmak üzere, farklı geleneklere de sevgiyle kulak veren Ertaş, bu durumu; “Karadeniz’in haricinde, her yörenin havasından türküler söyledim, diyebilirim.” sözleriyle açıklamaktadır. Ertaş’ın bu türden eserlere yönelik kişisel yorumu dinlenildiğinde ilk akla gelen ise; sanki bunların onun çaldığı tavır dışında başka bir tavırda icra edilmemesi gerektiği yönündedir. Ertaş, bu türdeki eserlerle ilgili yaklaşımlarında, kişisel yorumunun yanında eserin tavrını da korumaya özen gösterir. Ancak, o her ne kadar bu yönü gözetse de; kişisel tavrı eserin biçimine bakışla her zaman daha ön plândadır.
Neşet Ertaş, kendi yaratısı olmayan bir eserin şiirini; yapı, uyaklar, duraklar, bağlantılar, nakaratlar, kavuşaklar vb. biçimsel özelliklerinden bir bütün olarak ele alır. Şiirde, bu bütünlüğü aksatan hece, sözcük veya sözcüklerin eksiklikleri-fazlalıkları, yanlış yerde kullanım nedeniyle oluşun akıcılık sorunlarını, söz değişimleri ve bu değişimin nedenlerini irdeleyerek yabancı sözcükleri bularak uygun ve doğru sözcüklerle değiştirir; şiiri bütünlüğe yapısal ve anlamsal tutarlılığa kavuşturur.
Ertaş, ayrıca; yorumladığı eserlerin yapısında var olan kavuştak, nakarat vb. eksiklikleri gidererek bütünlüğünü sağlar. Bu türdeki eserlerin müzikal yapısına ilişkin yaklaşımlarında da benzer bir biçimde; eserin tavrına, aksayan yönlerine, akıcılığı bozan ya da aksayan yanlarına eğilerek uygun doğrularla değiştirir; sözlerin anlamına dayalı güçlü dramatizasyonlar yoluyla geliştirir ve kişisel söyleyişi içerisinde yepyeni bir ruh hâline büründürür. Böylelikle Ertaş; yorumladığı eserleri, edebî yapı ve müzikal yönden; dil, müzik, konu ve duygusal alt yapısına uygun, bütünlüklü bir yapıya kavuşturur. Onda, güçlü bir biçimde can bulan bu yön ise, vazgeçilmez kültürel varlığının ve adeta dünya durdukça duracak sanatının temel nedenlerindendir.
Neşet Ertaş’ın yarattığı ezgiler ve eserler, her çağa ve o çağın gereklerine göre kendini yenileyebilme refleksine sahiptir. Bir başka yönüyle; hangi müzik türünden, hangi tarzdan, her kim okursa okusun, Ertaş eserlerinin sanki o yorumcunun çağında yaratıldığı hissi ortaya çıkar. Birçok örneğinde görüldüğü gibi ilginç bir şekilde her türden ve her tarzdan icranın içine yakışan Neşet Ertaş’ın türküleri ve eserleri, nitelikli icralar yanında kötü sayılabilecek icralarda bile kulağa hoş gelir. Bu durumun kaynağı; Ertaş’ın sanatının ve sanatsal ürünlerinin her şeyden önce statik (durağan) değil, dinamik (değişken) olması ve gücünü onun göçebe kültür köküne dayalı hareketli doğasından, Abdal dervişlerin aşk yolu üzerine kurulu, tüm kâinatı sevgi dolu bir yürekle kavrayan anlayışından ve Neşet Ertaş’ın sanatsal dehasından almasındandır.
Daima yaşadığı günü ve geleceği gözeten, bu nedenle zamanın ruhunu yakalayabilen Ertaş’ın, bu anlayış ve kavrayış üzerine kurduğu güçlü ezgiler, derinlikli sözler, bu öze uygun biçimde yorumlandığında tazelenir, yeniden yaşamın içerisinde kendilerine yer bulur ve önem kazanırlar. Böylelikle, Ertaş’ın zaman içerisinde yorumlayıp sağlam bir konu, söz, ezgi, anlatım bütünlüğüne kavuşturduğu ve kendi sürekliliği doğrultusunda çağa göre yenilenebilme gücünü ve yansımasını içinde barındıran eserleri, daima yaşama gücü bulan güçlü dokusu ile zamana dayanıklı, çok sevilen ve geleceğe aktarılabilen bir nitelik kazanmıştır.
Neşet Ertaş’ın kişisel tavrı ve yorum anlayışında belirgin bir sanat kaygısı yoktur. Ancak, onun bu temel yaklaşımına karşın, icrasının arka plânında sanatsal çıtanın çok yukarıda olduğu ve alabildiğine zengin bir sanatsal ifadenin bulunduğu hemen göze çarpar. Ertaş, kaynağını doğadan alan böylesi bir içtenlikle, duygularının ve hissedişinin gücü ile neredeyse düşünmeye bile gerek duymadan, eserleri büyük bir hızla yorumlar ve icra eder.
Neşet Ertaş, bir eserin dil özelliklerini ele alıp yorumlarken; şiirdeki dile ilişkin öğelere, diyalekt kullanımına özen göstererek, sözcüklerin söylenişinde, eserin özüne ve ruhuna zarar vermeyecek biçimde yerellik ve güncellik yönünden belli bir denge oluşturur. Yanlış ya da abartılı vurgu vb. akıcılığı engelleyen etkenleri de ortadan kaldıran Ertaş, eserin, ezgi ve şiir birleşimi yönünden uyumu, şiir ile ezgi arasındaki bağlantı ve birleşimlerde, sözcüklerin anlamı, vurgusu ve ifadesiyle ezgilerin uyumlu olup olmadığını gözetir. Bu bir başka söyleyişle ezgilerin anlatımıyla sözcüklerin kullanılışı arasında uyum olup olmadığının gözetilmesidir.
Neşet Ertaş, bir eserin müzikal yapısını ele alırken de, eserin biçim, dizi, usul, melodik yapı, tavır, ağız ve hançere yönünden genel müzikal özelliklerini yerli yerine oturtur. Bu aşamada, eserin konusu ve konunun kültürel, sosyal ve duygusal alt yapısına uygun ruh hâlini icraya yansıtması; kişisel tavır, ağız, hançere özellikleri ile zengin ifade ve nüanslar kullanması onun en belirgin yorum ifadelerindendir.
Ertaş’ın yorumuna biçimini veren ve zenginleştiren özelliklerden birisi de, kullandığı müzikal anlatımların çok çeşitli nüanslarla bezenmiş olmasıdır. Onun icrasında, yorumu şekillendirme ve zenginleştirmede genel müzikal unsurlar olarak; rahatlama ya da gerginlik duygusu yaratan, soru-cevap, vurgulama (pekiştirme), ısrar etme, ya da çözümleme vb. anlatım niteliği taşıyan müzik ifadeleri yanında hareketli, durağan, durağanlığı kıran (tekdüzeliğin giderilmesinde hareket kazandırıcı), süslü veya yalın anlatım ya da tamamlama denilebilecek ağız, hançere özelliğine dayalı, sözlerin anlamını ya da ezginin anlamını vurgulayan çok çeşitli nüanslar kullandığı görülür.
Neşet Ertaş’ta görülen yorum özelliklerinin en önemli yanlarından biri de, doğaçlama anlayışıdır. Dehasından ve güçlü yaratma yetisinden gelen rahatlıkla, kendisini yüreğinin sesine ve duyguların akışına bırakan, belleğinde sınırlayıcı kalıplar ve bağlayıcı kurallar yaratmayan Ertaş; bu özgürlük kavramı içerisinde, bir eseri her çaldığında onu farklı duyumsar ve adeta yeniden inşa ederek bir öncekinden farklı bir esere dönüştürür. Hatta bu özellik, bir eserin tüm icrası boyunca bile hissedilebilir.
Tekrara düşmeden, sürekli yenileyerek yaptığı doğaçlama icra, onun görkemli sanatının en önemli yönlerinden biridir. Gerek yorum ve gerekse doğaçlama anlayışında sınır tanımayan Neşet Ertaş’ın bağlı kaldığı yegâne unsur; sanatın saygınlığı, binlerce yıldır akıp gelen aşiret geleneği ve bu sanatın ustalarının ortaya koyduğu inanç ve yürek dolu gönül yoluna yaraşır olabilme kaygısıdır.
*advertorial