9 Eylül 2026, 16:35:51
Dolar 48,4772
Euro 56,4294
Altın 6.857,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 23°C
Açık
Sinop
23°C
Açık
Per 24°C
Cum 23°C
Cts 24°C
Paz 23°C

Yeni Eğitim Döneminde Okul Zili Çalmadan Önce Göz Sağlığı Kontrolünün Önemi

Yeni eğitim döneminde çocukların göz sağlığı neden önemli? Okul zili çalmadan önce yapılacak göz muayenesiyle başarı ve konforu artırın.

Yeni Eğitim Döneminde Okul Zili Çalmadan Önce Göz Sağlığı Kontrolünün Önemi
2 Eylül 2026 12:19

Atlas Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Optisyenlik Programı Öğr. Gör. İlkay Altunsoy, çocukların görme sorunlarını her zaman dile getirmediğini belirterek okul başlamadan önce mutlaka göz muayenesi yapılmasını istedi.

Görme Şikâyeti Beklenmemeli, Riskli Çocuklar Erken Değerlendirilmeli

Altunsoy, bazı görme problemlerinin okul çağına kadar belirgin yakınma oluşturmadığını, özellikle bir gözün diğerine göre daha iyi görmesi durumunda sorunun uzun süre fark edilmeyebildiğini söyledi. Ailelerin çocuklardan “iyi göremiyorum” ifadesini beklememesi gerektiğini vurguladı. Okul öncesi dönemde görme keskinliğinin, iki gözün birlikte kullanımının ve olası kırma kusurlarının değerlendirilmesini önerdi.

Ailede miyopi, yüksek kırma kusuru, şaşılık ya da göz tembelliği öyküsü bulunan çocukların daha erken ve ayrıntılı muayeneye yönlendirilmesi gerektiğini aktaran Altunsoy, prematüre doğum, gelişimsel gecikme ya da göz sağlığını etkileyebilecek sistemik hastalık varlığında da göz muayenesinin ertelenmemesini istedi. Çocukların bulanık görmeyi normal kabul edebildiğini, bu nedenle ailelerin yalnızca ifadeye değil davranışlara da dikkat etmesi gerektiğini kaydetti.

Sınıfta ve Evde Dikkat Çeken Belirtiler

Altunsoy, okul çağındaki çocuklarda tahtayı görmekte zorlanma, tahtaya yaklaşma, televizyona çok yakından bakma ya da kitabı ve ekranı göze fazla yaklaştırma gibi alışkanlıkların görme sorunlarına işaret edebileceğini bildirdi. Gözleri kısarak bakma, bir gözünü kapatma, başını sürekli yan çevirerek bakma, okurken satır atlama ya da satırı kaybetme, yakın çalışmada çabuk yorulma gibi belirtilerin de ihmal edilmemesini önerdi.

Sık göz ovuşturma, normalden fazla kırpma, baş ağrısı, göz yorgunluğu, bulanık görme yakınmaları, gözlerde kayma, kızarıklık, sulanma ya da ışık hassasiyeti görülmesi durumunda göz hekimine başvurulmasını isteyen Altunsoy, derslere ilginin azalması ya da açıklanamayan akademik düşüşün de görme problemiyle ilişkili olabileceğini ifade etti. Bu bulguların her zaman göz hastalığı anlamına gelmediğini ancak göz ve görme sistemi açısından mutlaka değerlendirme gerektirdiğini belirtti.

Öğretmen gözlemlerinin önemine dikkat çeken Altunsoy, tahtayı göremeyen, okumaktan kaçınan ya da derse ilgisi azalan çocukların yalnızca dikkat eksikliği ya da isteksizlik olarak etiketlenmemesi gerektiğini, altta yatan görme bozukluğunun atlanmaması için okul ile aile arasında iletişim kurulmasını önerdi.

Ekran Kullanımında 20-20-20 Kuralı ve Gözlükle İlgili Yanlış Bilgiler

Okul döneminde uzun süreli kesintisiz yakın çalışma ve yoğun ekran kullanımından kaçınılması gerektiğini belirten Altunsoy, okuma ve ekran mesafesinin yaklaşık 30 santimetrenin altına düşmemesini tavsiye etti. Çocuklarda ekran kullanımında 20-20-20 kuralının uygulanabileceğini hatırlattı. Bu kapsamda her 20 dakikalık yakın çalışmadan sonra 20 saniye süreyle yaklaşık 6 metre uzağa bakılması önerisini paylaştı.

Gün içinde mümkün olduğunca açık havada zaman geçirmenin özellikle miyopi gelişme riskini azaltma açısından destekleyici olabileceğini ifade eden Altunsoy, yeterli aydınlatma kullanımını, ekran parlaklığının ortam ışığına göre ayarlanmasını ve spor sırasında uygun koruyucu gözlük tercih edilmesini de göz sağlığı için önemli başlıklar arasında sıraladı.

Çocuklarda gözlük kullanımına ilişkin yanlış inanışlara da değinen Altunsoy, gözlüğün göz numarasını artırmadığını, gözü bozmadan sadece var olan kırma kusurunu telafi ettiğini vurguladı. Hekimin reçete ettiği gözlüğün düzenli kullanılmamasının özellikle göz tembelliği riski taşıyan çocuklarda görsel gelişimi olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Gözlüğe uyum sürecinin birkaç gün ya da birkaç hafta sürebileceğini, bu dönemde ailelerin teşvik edici ve sabırlı olması gerektiğini ifade etti.

Çocuğun gözlüğü sık çıkarması, camların üzerinden bakması, baş ağrısı yaşaması ya da gözlüğü takmak istememesi halinde çerçeve uyumunun ve reçetenin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini bildiren Altunsoy, bu durumda göz hekimi ve optisyen iş birliğinin önemini vurguladı.

Görme taramalarının olası sorunları saptamada ilk basamak olduğunu ancak kapsamlı göz muayenesinin yerini tutmadığını belirten Altunsoy, taramada risk saptanan çocukların mutlaka göz hekimine yönlendirilmesini ve tedavi ile takibin aksatılmamasını istedi. Çocukluk döneminde fark edilmeyen görme problemlerinin yalnızca görme keskinliğini değil okuma hızını, dikkat süresini, el göz koordinasyonunu, okul başarısını ve özgüveni de olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi.

Altunsoy, okul hazırlığının çanta ve kırtasiye alışverişiyle sınırlı kalmaması gerektiğini, göz sağlığı kontrolünün de bu sürecin parçası olması gerektiğini belirterek çocuk gözlüğünün basit bir aksesuar değil sağlıklı görme gelişimi ve eğitim hayatı için temel bir araç olduğunu hatırlattı.

Kaynak: BYZHA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.