Su ve Orman: Doğanın Refah ve Eşitlik İçin Vazgeçilmez Kaynakları
Su ve ormanların doğanın refahı ve toplumsal eşitlikteki kritik rolünü keşfedin. Sürdürülebilir kaynak yönetimi için rehber.
TEMA Vakfı, Dünya Ormancılık Günü, Orman Haftası ve Dünya Su Günü vesilesiyle yayımladığı açıklamada, insan kaynaklı faaliyetlerin neden olduğu orman kaybı ile su kıtlığının özellikle kadınlar ve çocuklar gibi kırılgan gruplar üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurguladı. Vakıf yetkilileri, orman ve su kaynaklarının korunmasının ekonomik dayanıklılık ve toplumsal eşitlik açısından kritik bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Orman Kaybının Küresel Etkileri ve Ekonomik Boyutu
Ormanlar, yaşamın devamlılığı için gerekli olan ekosistem hizmetlerinin temelini oluştururken, aynı zamanda ekonomik faaliyetlerin görünmez altyapısını sağlamaktadır. Ancak yürütülen faaliyetler neticesinde orman varlıkları ciddi bir baskı altında bulunmaktadır. Nüfus artışı ve iklim krizinin etkileri, ormanların kırılganlığını artırarak sürdürülebilirliği tehdit etmektedir.
Birleşmiş Milletler, 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün temasını “Ormanlar ve Ekonomiler”, 22 Mart Dünya Su Günü’nün temasını ise “Su ve Cinsiyet” olarak belirlemiş ve orman-su-toplum ilişkisine dikkat çekmiştir.
Dünya genelinde yaklaşık 45 milyon kişinin geçimini ormanlardan sağladığı bilinmektedir. Ormanlar, karbon depolama, iklim düzenleme, toprak koruma ve su üretimi gibi ekosistem hizmetleri sunmakla kalmayıp, milyarlarca insanın yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlamaktadır. Ancak 1990-2025 yılları arasında dünya genelinde yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı kaybedilmiş ve son on yılda yıllık kayıp 11 milyon hektarı bulmuştur. Yangın kaynaklı tahribatların sayısı ise son 20 yılda iki kat artmıştır.
Su Güvencesi ve Toplumsal Adalet Üzerine Değerlendirmeler
Ormanların azalması, su döngüsünü negatif etkileyerek su güvenliği açısından önemli riskler doğurmaktadır. Orman varlıklarının korunması havza yönetimi, yağış düzenlenmesi ve su kalitesinin iyileştirilmesinde kritik rol oynamaktadır. TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların yaşamsal sistemlerin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve varlıklarının azalmasının su güvenliğini zedeleyeceğini ifade etmiştir.
Su kaynaklarına erişimde ortaya çıkan eşitsizlikler özellikle kadınlar ve kız çocuklarını ciddi şekilde etkilemektedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre, dünya genelinde kadınlar ve kız çocukları günde yaklaşık 250 milyon saati su temini amacıyla harcamaktadır. Bu durum, eğitimden kopmalar, ekonomik dışlanma ve zaman yoksulluğu gibi sosyal sorunlara yol açmaktadır.
İklim krizi nedeniyle artan kuraklık ve aşırı hava olayları, kırılgan kesimlerin yaşam koşullarını daha da güçleştirmektedir. Deniz Ataç, su yoksulluğunun yönetimsel zorluklarla birleştiğinde toplumsal eşitsizliği artırdığı ve çözümün altyapı iyileştirmelerinin yanı sıra adil, katılımcı yönetim modellerini gerektirdiğini açıklamıştır.
Son olarak, Birleşmiş Milletler Üniversitesi tarafından yayımlanan rapora göre, dünya su varlıkları doğanın yenilenme kapasitesinin üzerinde tüketilmekte ve küresel su iflası riskiyle karşı karşıyadır. Ataç, ormanların korunmasının su güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu hatırlatmıştır.
Deniz Ataç, sürdürülebilir bir gelecek için orman kaybının önlenmesi, su yönetiminin doğa dostu ve katılımcı biçimde gerçekleşmesi gerektiğini belirtmiş; doğal kaynakların korunmasının ancak bütüncül ve entegre politikalarla mümkün olabileceğini vurgulamıştır.
Kaynak: BYZHA