2 Eylül 2026, 13:36:07
Dolar 48,2973
Euro 55,9616
Altın 6.717,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 25°C
Parçalı Bulutlu
Sinop
25°C
Parçalı Bulutlu
Sal 25°C
Çar 27°C
Per 26°C
Cum 27°C

Siber Şiddet ve Zorbalıkta Yeni Boyut: Yapay Zeka Tabanlı Dijital İstismar Tehditleri

Yapay zeka destekli siber zorbalık ve dijital istismar tehditlerini, yeni şiddet biçimlerini ve korunma yollarını derinlemesine inceleyen rehber.

Siber Şiddet ve Zorbalıkta Yeni Boyut: Yapay Zeka Tabanlı Dijital İstismar Tehditleri
2 Eylül 2026 12:27

Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği (İMDAT) ile Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin (ASUMA) çocuklara yönelik “Siber Şiddet ve Çocuk” çalışması ile 2025 ve 2026’da yayımlanan güncel araştırmalar, dijital ortamın çocuklar için hızla büyüyen bir risk alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Çalışmada siber zorbalık, çevrimiçi cinsel istismar, sömürü, grooming, çocukların dijital ayak izi ve dijital güvenlik başlıca risk başlıkları olarak ele alınıyor. Uzmanlar, dijital dünyanın çocukların günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini, bu nedenle korunma mekanizmalarının da aynı hızda güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

TÜİK’in 2024 Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması’na göre 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 66,1’i sosyal medya kullanıyor. Bu oran 11-15 yaş aralığında yüzde 79’a çıkıyor. Çocukların yüzde 76,1’i cep telefonu ya da akıllı telefon sahibi. Sosyal medya kullanan çocukların yüzde 97,9’u bu platformlara düzenli olarak giriyor. UNICEF’in 2025 tarihli “Childhood in a Digital World” raporu da internetin çocuklar için oyun, eğitim, arkadaşlık ve beceri geliştirme açısından temel bir araç haline geldiğini bildiriyor.

ASUMA Direktörü ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Polat, çocukların dijital ortamdan tamamen uzaklaştırılmasının gerçekçi olmadığını, asıl hedefin risklere karşı güçlendirme olması gerektiğini ifade ediyor. Prof. Dr. Polat, çocukların yaşam alanlarının artık ev, okul ve dijital ortam olarak birlikte düşünülmesi gerektiğini, ekran başında yaşanan şiddetin de fiziksel şiddet kadar gerçek sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.

Siber Zorbalık ve Ruh Sağlığına Etkileri

İMDAT ve ASUMA tarafından hazırlanan “Siber Şiddet ve Çocuk” çalışması, çocukların yalnızca siber zorbalığa değil cinsel istismar, teşhircilik, röntgencilik, pornografik içeriklere maruz bırakılma ve grooming gibi farklı tehditlere de açık olduğunu gösteriyor. Prof. Dr. Polat başkanlığındaki ekipte psikologlar, çocuk hakları uzmanları, hukukçular ve bilişim uzmanları yer alıyor.

Diyarbakır’da 13-18 yaş aralığındaki 1.985 lise öğrencisi ile yürütülen araştırmada siber zorbalık, siber mağduriyet ve depresyon düzeyleri incelendi. Bulgular, siber zorbalık ile depresif belirtiler arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Çalışmaya göre siber zorbalığa maruz kalan çocuklarda kaygı, üzüntü, yalnızlık, özgüven kaybı ve okul başarısında düşüş görülebiliyor. Bazı durumlarda belirgin depresyon belirtileri gelişebiliyor.

Prof. Dr. Polat, siber zorbalığın çocuklar arasındaki basit bir şaka olarak görülemeyeceğini belirtiyor. Dijital saldırganlığın ergen ruh sağlığında önemli bir risk alanına dönüştüğünü, erken müdahale ve önleme çalışmalarının zorunlu hale geldiğini ifade ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi’nin 44 ülke ve bölgede yaklaşık 28 bin ergenle yaptığı araştırma da sorunun küresel ölçekte büyüdüğünü gösteriyor. Buna göre okul çağındaki ergenlerin yaklaşık yüzde 15’i siber zorbalığa maruz kalıyor. Yaklaşık yüzde 12’si başkalarına siber zorbalık yaptığını bildiriyor.

TÜİK verileri, Türkiye’de çocukların dijital ortamlardaki varlığının ne kadar genişlediğine işaret ediyor. 11-15 yaş grubunda sosyal medya kullanımının yüzde 79’a ulaşması, çocukların günün önemli bir bölümünü dijital platformlarda geçirdiğini gösteriyor. Sosyal medya kullanan çocukların yaklaşık yarısı hafta sonu günde iki saatten fazla çevrimiçi oluyor.

Prof. Dr. Polat, ailelerin yaklaşımında da dönüşüm gerektiğini belirtiyor. Çocuğa yalnızca “telefonu bırak” demenin sorunu çözmediğini, çünkü sosyal çevre, eğitim ve kendini ifade etme yollarının büyük kısmının dijital ortamda şekillendiğini aktarıyor. Uzmanlara göre çözüm, yasaklayıcı tutumdan çok eğitim, açık iletişim ve güven ilişkisini temel alan bir yaklaşım.

Yapay Zeka, Dijital Ayak İzi ve Yeni Riskler

UNICEF’in Haziran 2026 tarihli değerlendirmesi, çocukların dijital güvenliği açısından yeni ve hızlı büyüyen bir tehdit alanına işaret ediyor. 11 ülkeden elde edilen tahminler, yalnızca bir yıl içinde en az 1,2 milyon çocuğun görüntüsünün yapay zeka kullanılarak sahte cinsel içerikli görseller ya da videolara dönüştürülmüş olabileceğini gösteriyor. UNICEF, bu içeriklerin çocukların mahremiyeti ve psikolojik bütünlüğü üzerindeki etkisine dikkat çekerek acil koruma çağrısı yapıyor.

Prof. Dr. Polat, yapay zekanın çocuklara yönelik dijital istismar biçimlerini değiştirdiğini belirtiyor. Gerçek görüntülerin izinsiz paylaşımının ötesinde çocukların hiç bulunmadığı ortamlarda sahte görüntü üretilebildiğini, bunun itibarı ve mahremiyeti kalıcı biçimde zedeleyebildiğini ifade ediyor. Uzmanlara göre çocuk koruma politikalarının önümüzdeki dönemde yapay zeka kaynaklı riskleri de kapsayacak şekilde güncellenmesi gerekiyor.

UNICEF’in 2026 verileri, çocuklar ve aileler için dijital okuryazarlığın özellikle yapay zeka alanında hızla geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Kuruma göre yapay zeka temelli araçlar hızla yaygınlaşırken çocukların cinsel istismarı ve sömürüsünde nasıl kullanıldığına ilişkin veri ve araştırmalar aynı hızda ilerlemiyor.

Siber şiddetle mücadelede dikkat çeken başlıklardan biri de çocukların dijital ayak izi. Ebeveynlerin çocuklarının fotoğraflarını, okul ve konum bilgilerini ya da günlük yaşamlarına ilişkin ayrıntıları sosyal medyada paylaşması, iyi niyetli olsa da uzun vadede mahremiyet açısından risk oluşturabiliyor. Uzmanlar, çocuk adına yapılacak her paylaşım öncesi “Çocuğum yetişkin olduğunda bu görüntüyü görmek ister mi” sorusunun sorulmasını öneriyor.

Güçlü şifre kullanımı, iki aşamalı doğrulama, hesapların gizlilik ayarlarının düzenli kontrolü, konum bilgilerinin kapalı olması ve özel görüntülerin paylaşılmaması dijital güvenliğin temel adımları arasında gösteriliyor. Prof. Dr. Polat, çocukların dijital ayak izinin büyük bölümünün yetişkinler tarafından oluşturulduğunu hatırlatıyor. Çocuğun mahremiyet hakkının, yetişkinlerin paylaşma isteğinden önce geldiğini vurguluyor.

Ailelere Çocukların Dijital Güvenliği İçin 5 Öneri

İMDAT ve ASUMA’nın çalışmaları ile 2025-2026 döneminde yayımlanan yeni veriler birlikte değerlendirildiğinde, çocukların dijital güvenliğinin yalnızca teknoloji kullanımına indirgenemeyeceği belirtiliyor. Siber zorbalık, çocuk ruh sağlığı, cinsel istismar, mahremiyet, yapay zeka ve çocuk hakları başlıklarının bütüncül bir çocuk koruma politikası kapsamında ele alınması gerektiği ifade ediliyor.

Uzmanlara göre ailelerin çocuklarıyla yargılamadan konuşabilmesi, çocukların yaşadıkları dijital sorunları aktarabilecekleri güvenli ortamın sağlanması, öğretmenlerin siber zorbalık belirtilerini tanıması ve okullarda dijital vatandaşlık eğitimlerinin güçlendirilmesi kritik önem taşıyor.

Prof. Dr. Polat, çocuğun zorlayıcı bir dijital deneyim yaşadığında yetişkinlere ulaşabileceğini bilmesinin korunmanın temel şartı olduğunu dile getiriyor. Çocuğun tehdit, şantaj, cinsel içerikli mesaj ya da siber zorbalıkla karşılaştığında suçlayıcı değil destekleyici bir tutumla karşılaşması gerektiğini belirtiyor. Ailelere yönelik 5 temel öneri şu şekilde sıralanıyor

  • Yasaklamak yerine konuşun Çocuğun dijital deneyimlerini yargılamadan dinleyin.
  • Mahremiyetini koruyun Fotoğraf, konum, okul ve özel bilgilerini izinsiz paylaşmayın.
  • Siber zorbalığı ciddiye alın Tehdit ve şantaj içeren durumlarda çocuğu suçlamayın destek olun.
  • Dijital güvenliği güçlendirin Gizlilik ayarlarını düzenli kontrol edin güçlü şifre ve iki aşamalı doğrulama kullanın.
  • Yardım istemesini teşvik edin Her koşulda size anlatabileceği mesajını net biçimde verin.

Uzmanlar, çocukların internetten tamamen uzak tutulması yerine dijital haklarını bilen, mahremiyetini koruyabilen, siber şiddeti tanıyıp yardım isteyebilen bireyler olarak yetiştirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kaynak: BYZHA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.