Serviks Kanseri Risk Faktörleri ve Erken Tanı Yöntemleri
Serviks kanseri risk faktörleri ve erken tanı yöntemleri hakkında bilgilendirici rehber. Sağlığınızı korumak için bilinçlenin.
Serviks kanseri, kadınlarda jinekolojik kanserler arasında yüksek oranda görülen bir hastalıktır ve başlıca nedeni insan papilloma virüsü (HPV) enfeksiyonudur. Bu rahatsızlık, rahmin alt bölümünde bulunan rahim ağzında meydana gelen tümörlerle karakterizedir. Hastalık genellikle yavaş ilerler ve erken dönemde teşhis edilip uygun tedavi uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilir.
Serviks Kanserinin Risk Faktörleri ve Önemi
Serviks kanseri, özellikle 30-50 yaş aralığındaki kadınlarda daha sık gözlemlenmekte olup, iki farklı yaş grubunda belirgin artış göstermektedir: 43 ve 61 yaşlarında. Bu durum, HPV enfeksiyonunun genellikle 20’li ve 40’lı yaşlarda yoğunlaşması ve hastalığın ortaya çıkışının 15-20 yıl sonrasına denk gelmesiyle ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla cinsel yaşamın başlamasıyla birlikte her yaşta düzenli taramanın gerekliliği önemlidir.
HPV virüsü, serviks kanserinin başlıca tetikleyicisi olup, özellikle yüksek riskli tipler olan HPV 16 ve HPV 18 kanser vakalarının çoğunluğundan sorumludur. Bunun yanı sıra, erken yaşta cinsel ilişki, çoklu cinsel partner, sigara kullanımı, zayıflamış bağışıklık sistemi (organ nakilli hastalar ve HIV enfeksiyonu gibi) ve düzenli taramaların yapılmaması gibi etkenler de hastalığın gelişme riskini artırmaktadır.
Erken Teşhis Yöntemleri ve Aşı Uygulamaları
Kanser öncesi hücresel değişikliklerin tespiti için smear (Pap testi) ve HPV DNA testleri, erken teşhisi mümkün kılarak hastalığın önlenmesinde önemli rol oynar. HPV aşıları, özellikle 9-14 yaş arası çocuklar için önerilmekte olup, bu yaş grubunda 2 doz olarak uygulanmaktadır. Daha büyük yaşlardaki bireylerde ise 3 doz aşılama tavsiye edilip, yaş sınırı olmaksızın tüm bireyler aşıdan fayda sağlayabilir. Ayrıca, HPV enfeksiyonu veya kanser öncülü lezyonlar mevcut olan hastalarda aşılama, tekrar riski azaltmaktadır. Tarama ve aşı uygulamalarının birlikte kullanımı, serviks kanserlerinin büyük oranda önlenmesini sağlar.
Serviks kanseri, erken dönemde genellikle belirti vermemekte olup, cinsel ilişki sonrası kanama veya lekelenme gibi semptomlar ortaya çıktığında vakit kaybetmeden kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. İleri evrede ise adet dışı kanamalar, vajinal akıntı, bel veya kasık ağrısı gibi belirtiler görülebilir.
Tanı sürecinde biyopsi esastır. Anormal tarama testlerinden sonra alınan doku örnekleri patolojik olarak incelenir. Hastalığın yayılımının değerlendirilmesi amacıyla fizik muayene, manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve pozitron emisyon tomografi-bilgisayarlı tomografi (PET-BT) gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Tedavi planlaması hastalığın evresi, hastanın yaşı ve çocuk arzusu dikkate alınarak yapılır; erken evrelerde cerrahi, ileri evrelerde ise cerrahi, radyoterapi ve kemoterapi kombinasyonları kullanılmaktadır.
Kaynak: BYZHA