Sermaye: Sadece Getiri Değil, Aynı Zamanda Öngörülebilirlik Bekliyor
Sermaye yatırımları sadece getiri sağlamaz, aynı zamanda öngörülebilirlik ve güven arar. Doğru stratejilerle başarıyı yakalayın.
Uluslararası Ekonomi Zirvesi 2026’nın açılış panelinde, küresel ekonomik ortam ve Türkiye’nin bu süreçteki konumu detaylı şekilde ele alındı. Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert, özellikle mevcut sıcak çatışma riski ve buna bağlı olarak sermaye piyasalarındaki volatilite üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu.
Küresel Ekonomik Gelişmeler ve Türkiye’nin İstikrarı
Capital, Ekonomist ve Start Up dergilerinin desteğiyle bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi, “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla birçok sektör temsilcisini bir araya getirdi. Zirvenin ilk panelinde TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın moderatörlük yaptı. Aydın, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son üç yılda uyguladığı parasal sıkılaştırma politikalarının enflasyonla mücadelede kritik rol oynadığını ifade etti.
Dünyada artan şoklar ve jeopolitik belirsizliklere rağmen Türkiye’nin iç piyasa dirençli yapısının korunduğunu belirten Aydın, enflasyonun hem reel sektör hem de hanehalkı üzerinde devam eden baskı unsuru olduğunu vurguladı.
Jeopolitik Riskler ve Türkiye’nin Avantajları
TED Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Kasım Han, mevcut dönemde ülkeler arasındaki farklılaşmanın ve jeopolitik tansiyonların arttığını ifade etti. İran savaşının uzun vadede kalıcı barış imkânını zorlaştırdığını belirten Han, bölgedeki istikrar için ilgili ülkelerde rejim değişikliğinin kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Ayrıca, Türk varlıklarının jeopolitik kırılma döneminden önemli fırsatlar elde edebileceği de panelde gündeme geldi.
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hakan Kara, merkez bankalarının tek başına enflasyon ve ekonomik krizlerle mücadelede yeterli olmadığını, maliye politikalarının da eş zamanlı olarak desteklenmesi gerektiğini aktardı. Kara, Türkiye’nin geçmiş krizlere karşı gösterdiği dayanıklılığı ve mevcut dönemde de bu direncin korunabileceğini belirtti.
Garanti BBVA Baş Ekonomisti Seda Güler Mert ise sermaye akışlarının artması için daha öngörülebilir ve istikrarlı bir ortamın gerekliliğine dikkat çekti. Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesi, nitelikli insan kaynağı ve kamu borçluluğunun düşük seviyelerde olması gibi avantajlar sunduğunu ifade etti. Ancak yüksek enflasyonun kısa vadeli kırılganlıkları beraberinde getirdiği kaydedildi.
Son olarak, Koç Üniversitesi’nden Prof. Dr. Kamil Yılmaz, küresel ticaretteki daralmanın uzun vadede tüm taraflar için olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti. Türkiye’nin coğrafi konumu ve mevcut entegrasyonları sayesinde bu süreçlerde avantaj yaratabileceği değerlendirildi.
Kaynak: BYZHA