Ribbon Flowers’ın Hikâyesi: Buse Bayraktar Üçer’den Tasarım ve Girişimcilik Üzerine
RÖPORTAJ · GİRİŞİMCİLİK & TASARIM
İşletme eğitimini çiçek tasarımıyla buluşturan Buse Bayraktar Üçer, en iyi çiçek sipariş markası olan Ribbon Flowers’ı kurarken ve büyütürken öğrendiklerini anlatıyor. Eşiyle ortaklıktan EY Entrepreneurial Winning Women’a, kadın girişimcilerle ortak üretimden ilk adımı atmanın önemine uzanan bir söyleşi.
Buse Bayraktar Üçer, Etiler’deki mağazada mavi delphinium, gladyol ve cennet kuşu çiçeklerinin arasında. Fotoğraf: Ribbon Flowers arşivi
Yaratıcı bir tutkuyu şirkete dönüştürmek isteyenlerin çoğu aynı yerde zorlanır: İlham boldur, ama o ilhamı her hafta aynı özenle tekrarlayacak bir düzen kurmak kolay değildir. Birkaç gün içinde solan, mevsime göre değişen çiçek gibi bir malzemeyle çalışıldığında bu denge daha da hassaslaşır. Tasarımcının gözüyle yöneticinin hesabı aynı masada buluşmak zorunda kalır.
Ribbon Flowers, Haziran 2014’te İstanbul’da haftalık çiçek üyelik servisi olarak yola çıktı. Markanın kurucu ortağı, kreatif direktörü ve çiçek tasarımcısı Buse Bayraktar Üçer, University of Miami’de Business Management okuyup 2010’da mezun oldu, ardından iki yıl New York’ta çalıştı. Bugün Etiler Bebeköy’deki camekânlı atölyesinde İstanbul çiçek siparişi için tasarımlar hazırlayan marka, Vogue Türkiye’den InStyle Home’a uzanan basın haberlerinde de yer aldı. Üçer’le tasarımın arkasındaki iş aklını konuştuk.
İşletme okumuş biri olarak çiçek tasarımına yöneldiğinizde eğitiminizin size ilk katkısı ne oldu?
Buse Bayraktar Üçer: Bence en büyük katkısı, bir hayali iş modeli olarak düşünebilmemdi. New York’ta yaşarken çiçek marketlerinde uzun zaman geçiriyordum ve bunun bir işe dönüşebileceğini hissediyordum, ama duygunun tek başına yetmeyeceğini de biliyordum. Kime, hangi sıklıkla, nasıl bir düzenle çiçek ulaştıracağımızı sormak işletme eğitiminden gelen bir refleksti. Haftalık üyelik fikri de aslında bu sorulara verdiğimiz ilk cevaptı: düzenli, öngörülebilir ve insanların gündelik hayatına yerleşen bir hizmet.
Tasarım tarafında ise eğitim bana sınırlarla çalışmayı öğretti. Mevsim, tedarik, vazo, taşıma koşulları… Her aranjman bu sınırların içinde güzel olmak zorunda. Bir tasarımcıya bu bir kısıt gibi görünebilir; ben onu bir çerçeve olarak görüyorum. Çerçeve belli olduğunda yaratıcılık daha net bir yöne akıyor.
Yaratıcı bir işte iş disiplinini nasıl koruyorsunuz?
Buse Bayraktar Üçer: Benim için disiplin, ilhamı öngörülebilir bir kaliteye çevirmek demek. Sitemizde bir tasarımın fotoğrafını gördüyseniz, atölyede o forma bakılarak elle hazırlanıyor. Ürün adında çiçek türü ve sayısı yazıyorsa, gönderilen de tam olarak o oluyor. Bu şeffaflık hem müşteriye verdiğimiz söz hem de ekibin çalışma biçimi. Gündelik işleyişte kendime birkaç kural koydum:
- Her gün kısa bir araştırma: Doğadan, gezdiğim şehirlerin mimarisinden ya da bir moda çekiminden gelen renk fikirlerini not ediyorum.
- Önce deneme, sonra koleksiyon: Yeni bir kombinasyonu sabah ışığında evde deniyorum; işe yarıyorsa atölyeye taşıyorum.
- Mevsime saygı: Koleksiyonları trendlere göre dönemsel olarak güncelliyoruz ama önceliğimiz mevsim çiçekleri ve sürdürülebilirlik.
- Değişikliği önceden söylemek: Bir çiçek ya da vazo mevsim veya stok nedeniyle değişecekse müşteriyi sipariş yola çıkmadan arayıp bilgilendiriyoruz.
Seri yapımız da bu disiplinin parçası. Tek tür çiçekle kurulan Minimal tasarımlardan çiçek sayısının, vazo seçiminin ve el işçiliğinin katmanlandığı Deluxe ve Luxury serilerine kadar her seviyenin kendi kuralı var. Lüks çiçek bizim için pahalı olan değil; doğru çiçeği doğru vazoda, en iyi hâliyle sunmak. Premium çiçek seçkisinde de aynı ölçüyle hareket ediyoruz. Bu tanımı bir kez netleştirdiğinizde karar vermek kolaylaşıyor.
Esneklik de disiplinin bir parçası. Müşteri istediği çiçeği, rengi ya da vazoyu tarif ettiğinde kişiye özel tasarım hazırlayabiliyoruz; kuralları bilmek, onları ne zaman esneteceğinizi de gösteriyor.
Camekânlı atölyede kiraz tonlu mermer tezgâh üzerinde hazırlanan buket, fikrin ürüne dönüştüğü aşamayı gösteriyor. Fotoğraf: InStyle Home / Erhan Tarlığ
Eşiniz Ömer Üçer’le ortaksınız. Hem hayatı hem şirketi paylaşmak nasıl işliyor?
Buse Bayraktar Üçer: Ribbon fikri zaten ev hayatımızın içinden doğdu. İstanbul’a taşındıktan sonra bir akşam yemek masasında Ömer’e haftalık çiçek üyeliğini anlattım; o gece uzun bir beyin fırtınası yaptık ve isim de o masada ortaya çıktı. Başından beri birbirimizin güçlü olduğu alanları tanıyarak ilerledik.
Ömer finans ve danışmanlık geçmişiyle şirketin finans, operasyon ve büyüme tarafını yönetiyor: kurye ekibimiz, web sitemiz ve uygulamalarımız, kurumsal iş birliklerimiz onun sorumluluğunda. Ben tasarıma, ürün geliştirmeye, atölyeye ve mağazanın kreatif diline odaklanıyorum. Bu ayrımın bizi koruduğunu düşünüyorum; herkes kendi alanında karar veriyor, büyük adımları ise birlikte konuşuyoruz. Ömer’in Ribbon’dan önce de bir girişimcilik deneyimi vardı; bu yüzden bir fikrin heyecanını da riskini de aynı dilden konuşabiliyoruz.
Aile işi olmanın avantajını ilk günlerde çok hissettik. İlk üyelerimiz ailemizdi ve kalabalık bir aile olduğumuz için başlangıç hızlı oldu. Girişimcilik açısından bunun dersi şu: İlk müşterinizin kim olacağını bilmek, fikrin sahada sınanmasını çok kolaylaştırıyor.
Etiler mağazasında RIBBON logolu duvar, bordo karo tezgâh ve orkideler; iki ortağın birlikte büyüttüğü markanın bugünkü yüzü. Fotoğraf: Ribbon Flowers arşivi
2023’te EY Entrepreneurial Winning Women programına seçildiniz. Bu tanınmanın sizin için anlamı ne?
Buse Bayraktar Üçer: EY’nin o yıl EMEIA sınıfına seçtiği 55 kadın girişimciden biri olmak benim için önemli bir durak oldu. Çiçek gibi duygusal bir alanda çalışınca, yaptığınız işin bir girişim olarak da ciddiye alınması çok değerli. Küçük bir üyelik servisi olarak başladığımız yolun sağlam bir zemine oturduğunu dışarıdan bir gözün de görmesi insanı motive ediyor.
Bu tür bir tanınma aynı zamanda sorumluluk getiriyor. Kadın girişimcilerin birbirinden beslenmesi gerektiğine inanıyorum; kendi deneyimimi paylaşmayı ve başka kadınların işleriyle birlikte üretmeyi bu yüzden önemsiyorum.
Kurumsal müşterilerle çalışmak da bana girişimcilik adına çok şey öğretti. Bir ofise, otele ya da restorana düzenli çiçek hazırladığınızda ölçü, her hafta aynı standardı tutturabilmek oluyor. Bir kez güzel bir tasarım yapmak zor değil; asıl mesele onu elli kez aynı özenle tekrarlayabilmek. Bir aksilik olduğunda da bunu saklamamak gerekiyor. Beklentinin altında kalan bir siparişi telafi etmek, uzun vadede markaya duyulan güvenin en sağlam parçası.
Buse Bayraktar Üçer, Etiler Bebeköy’deki mağazanın girişinde. Fotoğraf: Ribbon Flowers arşivi
Hande Ceramics ile hazırladığınız vazo koleksiyonu nasıl ortaya çıktı?
Buse Bayraktar Üçer: Seramik ve porselen hayatımda hep önemli bir yer tuttu; yurt dışı seyahatlerimden ve Türkiye’nin farklı yerlerinden topladığım vazolardan oluşan bir koleksiyonum var. Bir noktada kendi çizimlerimi gerçek vazolara dönüştürmek istedim. Seramik atölyesi olan kadın girişimci Hande Ceramics ile çalışarak bu çizimlerden el yapımı bir vazo koleksiyonu ürettik.
Bu iş birliği bana girişimcilik açısından da çok şey öğretti. İki küçük işletme kendi uzmanlığını masaya koyduğunda, tek başına yapılamayacak bir ürün çıkıyor. Hande’nin seramikteki ustalığı ile benim çiçeğin vazoda nasıl duracağına dair bakışım birbirini tamamladı. Doğru ortağı bulmak, bir girişimde doğru çiçeği doğru vazoya koymak kadar önemli. Bugün müşterilerimiz bir buket seçip yanına vazo ekleyebiliyor ya da doğrudan vazo ve çanta seçkisine göz atabiliyor.
Mağazanın raflarında sergilenen el yapımı seramik vazo koleksiyonu. Fotoğraf: Ribbon Flowers arşivi
Deluxe el işi seramik sürahide 25 pembe şakayık, vazonun tasarımın eşit bir parçası olduğu kompozisyonlardan biri. Fotoğraf: Ribbon Flowers arşivi
Yeni bir ürün fikrinin işe yarayıp yaramayacağını nasıl anlıyorsunuz?
Buse Bayraktar Üçer: Önce küçük ölçekte deniyorum. Bir dönem “kendine çiçek alanlar kulübü” fikrini hayata geçirmiştik; insanların çiçeği yalnızca hediye olarak değil, kendileri için de almasını teşvik eden bir denemeydi. Bu tür adımlar, müşterinin neye karşılık verdiğini görmemizi sağlıyor. Bir fikir ilgi görmezse onu bırakmayı da bir kayıp olarak görmüyorum; o da bir veri, bir sonraki denemeyi daha isabetli kılıyor.
Mevsimi dinlemek de bir tür pazar araştırması. Bahar aylarında en çok istenen çiçek şakayık oluyor; modern iç mekânlarda ise zarif ve heykelsi formuyla gala giderek daha çok seviliyor. 2026 için tek gövdeli minimalist lüks aranjmanların, kadife çiçeği ve karanfil gibi retro çiçeklerin modern bir dokunuşla dönüşünün ve davetlerde asimetrik tasarımların öne çıkacağını düşünüyorum.
Tamamlayıcı ürünler de aynı mantıkla doğdu. El yapımı soya mumlarımız dört farklı kokuyla geliyor; müşteri bir çiçeğin yanına mum, çikolata ya da hediye kutusu ekleyerek tek siparişte bütünlüklü bir hediye oluşturabiliyor. Sepete ek ürünler seçkisini önümüzdeki dönemde genişletmek istiyoruz.
Ribbon’ın dört kokulu el yapımı soya mumları, çiçeğin yanına eklenen tamamlayıcı ürünlerden. Fotoğraf: Ribbon Flowers arşivi
Kendi işini kurmayı düşünen birine ne söylersiniz?
Buse Bayraktar Üçer: 2022’de bir söyleşide söylediğim cümlenin hâlâ arkasındayım:
“Heves herkeste olabilir ama önemli olan başlamak ve yapmak.”
— Buse Bayraktar Üçer
Biz de her şeyi bilerek başlamadık. Bir vazo, bir fikir ve birkaç aile üyesiyle yola çıktık; gerisini yaparak öğrendik. Mükemmel bir plan beklemek yerine küçük ama gerçek bir adım atmayı öneririm. Vaat ettiğiniz şeyi eksiksiz yapın, geri bildirimi dinleyin ve gerektiğinde yönünüzü değiştirmekten çekinmeyin.
Ortak seçimi de çok önemli. Size benzeyen değil, sizi tamamlayan biriyle çalışmak işi hızlandırıyor. Kendi alanınızın dışındaki girişimcilerle birlikte üretmek ise hem ürününüzü hem de bakış açınızı zenginleştiriyor.
Uzun vadede hayalim, bir gün İstanbul dışında da bir Ribbon açmak. Bunu henüz bir plan olarak değil, bizi ileriye çeken bir hayal olarak görüyorum. Bugünkü odağımız ise belli: İstanbul’daki bir yakını için “çiçek gönder” düşüncesiyle bize ulaşan herkesin, fotoğrafta gördüğü tasarımı aynı özenle karşısında bulması.
Ribbon Flowers Hakkında
|
Kurucular
Buse Bayraktar Üçer — Kurucu Ortak, Kreatif Direktör ve Çiçek Tasarımcısı. University of Miami Business Management bölümünden 2010’da mezun oldu, iki yıl New York’ta çalıştı. Haziran 2014’te İstanbul’da Ribbon Flowers & Design’ı haftalık çiçek üyelik servisi olarak kurdu ve aynı yıl Reşitpaşa’daki ilk mağazayı açtı. 2023’te EY Entrepreneurial Winning Women EMEIA sınıfına seçildi.
Ömer Üçer — Kurucu Ortak ve Genel Müdür. Alman Lisesi ve University of Virginia (Finance, International Business, Economics, 2008) mezunu. Dört yıl New York’ta Ernst & Young’da kredi riski danışmanlığı yaptı. 2013’te kurduğu Papillone Bespoke Tailors’ın da kurucu ortağı; Ribbon Flowers’ta finans, operasyon ve büyümeden sorumlu.
*advertorial