Psikiyatrik Hastalıklarda Oruç Kararı Hekimle Beraber Alınmalı
Psikiyatrik hastalıklarda oruç tutma kararı, hastanın sağlığı için mutlaka hekimle birlikte değerlendirilmeli ve özenle planlanmalıdır.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik rahatsızlığı bulunan bireylerin Ramazan ayında oruç tutma kararlarını verirken ve ilaç kullanım planlarını oluştururken dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi.
Oruç Tutma Kararının Hekim Onayıyla Verilmesi Gerekliliği
Ramazan ayı, pek çok kişi için manevi değerleri yüksek bir dönemdir ancak sağlık söz konusu olduğunda, kişisel niyetler yeterli olmamaktadır. Dr. Günay Hajiyeva, oruç tutma kararının yalnızca bireysel değerlendirmeyle değil, aynı zamanda hekim kontrolü altında alınması gerektiğini vurgulamaktadır. Tıbbi açıdan risk taşıyan durumlarda, kişinin sağlığını koruması hem dini hem de insani açıdan en doğru yaklaşımdır.
Psikiyatrik hastalıkların değerlendirilmesi bireysel özellikler doğrultusunda yapılmalıdır. Her hasta; hastalığın fazı, şiddeti, kullanılan ilaçların türü ve hastalığın son dönem seyri dikkate alınarak ayrı ayrı incelenmelidir. Uzun süren açlık, susuz kalma, uyku düzenindeki değişiklikler ve ilaç alım zamanlarındaki farklılıkların bazı hastalarda olumsuz etkileri ortaya çıkabilir.
Oruç Tutarken İlaç Kullanımı ve Hastalık Seyri Üzerindeki Etkiler
Dr. Hajiyeva, özellikle hastalığın aktif döneminde veya yakın zamanda alevlenme yaşanması durumlarının, oruç tutmanın risklerini artırdığını belirtmektedir. Son altı ay içinde atak geçiren, ilaç dozları yeni ayarlanmış veya son bir yıl içinde hastaneye yatış geçirmiş hastalar için oruç sürecinin hastalığı olumsuz etkileyebileceği ifade edildi. Ayrıca, intihar riski bulunan bireylerin de oruç tutma kararlarından öncelikli olarak doktorlarıyla görüşmeleri önerilmektedir.
Biyolojik ritmin korunmasının bazı psikiyatrik hastalar için kritik öneme sahip olduğuna dikkat çeken Dr. Hajiyeva, düzenli sirkadiyen ritmin bozulmasının özellikle bipolar bozuklukta mani veya depresyon ataklarını tetikleyebileceğini, mevsimsel atakları olan hastalarda ayrıca hassasiyet bulunabileceğini belirtti. Majör depresyonda uzun süre aç kalmanın enerji düşüklüğünü ve kan şekeri dalgalanmalarını artırabileceği; psikotik bozukluklarda ilaç düzeni değişikliklerinin belirtilerin geri dönmesine neden olabileceği ifade edildi. Anksiyete ve panik bozukluklarda ise açlık ve susuzluk beden üzerinde tetikleyici fizyolojik etkiler yapabilir. Ayrıca, yeme bozuklukları olan hastalar için oruç sürecinin yeme davranışına olumsuz etkileri olabilir.
Oruç sırasında ilaçların kesilmemesi gerektiğinin altını çizen Dr. Hajiyeva, doz planlaması ve ilaç alım saatlerinin hastaların hekimleri tarafından değerlendirilerek düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. İlaçların farmakokinetik özelliklerine bağlı olarak, özellikle üç doz veya daha fazla kullanım gerektiren hastalarda düzenli ve kontrollü bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Örneğin, lityum kullanımı olan hastalarda susuz kalmanın toksisite riskini artırabileceği, bazı antipsikotiklerde ise tansiyon düşüklüğünün uzun açlıkla artabileceği uyarısında bulunuldu.
Psikiyatrik ilaçların genellikle stabil hale gelindikten sonra hekim kontrolünde kademeli olarak azaltılması gerektiğini belirten Dr. Hajiyeva, ani ilaç kesimlerinin hastalığın alevlenmesine, ağır ataklara, psikotik belirtilerin yeniden ortaya çıkmasına ve intihar riskinde artışa yol açabileceğini söyledi. Klinik tecrübelerde Ramazan ayında oruç tutabilmek adına aniden ilaçlarını bırakan hastaların ağır ataklarla hastaneye başvurmalarının ciddi bir risk oluşturduğu vurgulandı.
Kaynak: BYZHA