Prof. Dr. Süleyman İrvan: Savaşın İlk Kurbanı Her Zaman Gerçekliktir!
Prof. Dr. Süleyman İrvan, savaşın ilk kurbanının her zaman gerçeklik olduğunu vurguluyor. Gerçeklerle yüzleşmenin önemi üzerine etkileyici analiz.
Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman İrvan, savaş ve kriz dönemlerinde dezenformasyonun hız kazanmasının sebeplerini ve sosyal medyada doğrulama süreçlerinin zayıflamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ayrıca, mavi tikli hesaplara yönelik güven algısının kötüye kullanılmasının toplum üzerindeki etkilerini aktardı.
Dezenformasyonun Kriz Dönemlerindeki Etkisi ve Doğrulama Güçlükleri
Prof. Dr. İrvan, dezenformasyonun kasıtlı ve bilinçli bilgi ya da haber çarpıtılması olarak tanımlandığını belirterek, kriz dönemlerinin belirsizlikle dolu olması nedeniyle dezenformasyonun daha hızlı yayıldığını ifade etti. Bu tür dönemlerde medya ve sosyal medya kaynaklarına olan bağlılığın arttığına ve bireylerin kendi inanç ve beklentilerine uygun bilgileri sorgulamadan doğru kabul etme eğiliminde olduklarına dikkat çekti. Psikolojide buna "doğrulama önyargısı" denildiğini açıkladı.
Savaş ve çatışma dönemlerinde gerçek bilgiye erişimin zorlaştığını belirten İrvan, her sıcak savaşın aynı zamanda bir propaganda savaşı olduğunu ve sosyal medyanın bu çatışmalarda aktif olarak kullanıldığını aktardı. Örnek olarak, ABD ve İsrail güçlerinin İran’a yönelik saldırılarının ardından yayılan farklı iddialara değindi ve gerçeklerin er ya da geç ortaya çıktığını ancak savaşın ilk kaybının gerçekler olduğunu sözlerine ekledi.
Mavi Tik Güveni ve Sosyal Medyada Yalan Haberlerin Yayılması
Mavi tikli hesapların sosyal medyada güven işareti olarak algılandığını anlatan Prof. Dr. İrvan, ancak bu simgenin ücretli abonelik sistemine dönüşmesiyle, mavi tikin kolaylıkla elde edilebilir hale geldiğini ve bu durumun kullanıcıların güven algısını değiştirmediğini belirtti. Bu güvensizlik ortamının dezavantajlarını kullanarak toplumu manipüle etmeye çalışan hesapların ortaya çıktığını vurguladı.
Resmî yalanlamaların viral hale gelen yanlış bilgileri engellemede her zaman etkili olamadığını belirten İrvan, bunun iki temel sebebi olduğunu söyledi; birincisi otoritelere karşı azalan güven, ikincisi ise sosyal medyanın yapısı gereği yalanlamaların bile haberlerin yayılmasını tetiklemesi. 2018 yılında Science dergisinde yayınlanan bir araştırmaya atıfta bulunan İrvan, yalan haberlerin gerçek haberlere göre altı kat daha hızlı yayıldığını ve "bu haber yanlış" şeklindeki paylaşımların dahi yanlış bilgilerin yayılımına katkı sağladığını dile getirdi.
X platformunun algoritmasının etkileşim odaklı olduğunu; içeriğin doğruluğundan ziyade beğeni, yorum ve paylaşım sayısına göre öncelik verdiğini belirten İrvan, yanlış içeriklerin yüksek etkileşim aldığı için platform tarafından desteklendiğini ifade etti. Ayrıca, yanlış bilgiyi tekrar tekrar paylaşarak yüksek etkileşim elde eden bazı hesapların bu durumdan maddi kazanç sağladığını aktardı.
Kriz dönemlerinde sosyal medya erişiminin kısıtlanmasının paniği artıracağını belirten Prof. Dr. İrvan, doğru iletişimin hızlı ve güvenilir bilgi sağlanmasıyla mümkün olduğunu vurguladı. Vatandaşların doğrulanmış haberleri paylaşmaya teşvik edilmesinin önemine dikkat çekerek, aksi takdirde söylenti ve dezenformasyonun yayılacağını sözlerine ekledi. Son olarak, yalan haberlerle mücadelede bu tür içeriklerle etkileşim kurmamanın etkili bir yol olduğunu söyledi. Krizler esnasında güvenilir medya ve gazetecilik hesaplarını takip etmenin önemini ve dijital okuryazarlığın yaşamsal değer taşıdığını vurguladı.
Kaynak: BYZHA