Küresel Farkındalık: Dünya Böbrek Günü
Dünya Böbrek Günü’nde küresel farkındalığı artırarak böbrek sağlığını korumanın önemini keşfedin.
Türkiye’de kronik böbrek hastalığının yaygınlığı ve organ bağışı uygulamalarındaki mevcut durum üzerine değerlendirmeler, 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşıldı. Uzman, erken teşhis ve organ bağışının önemine vurgu yaptı.
Kronik Böbrek Hastalığının Yaygınlığı ve Teşhisin Önemi
Prof. Dr. Aydın Türkmen’in verdiği bilgiye göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığının görülme oranı %16 seviyesine ulaşmış olup, bu durum yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetmezliği riski altında olduğunu göstermektedir. Hastalığın ilerleyici ve sinsi yapısı dikkate alındığında, erken tanının böbrek fonksiyonlarındaki kaybı önleyebileceği veya yavaşlatabileceği belirtilmiştir. Son evre böbrek yetmezliğinde ise hastalar iki temel tedavi seçeneği olan diyaliz ya da organ nakline yönlendirilir. Ülkede her yıl yaklaşık 13 bin kişi diyalize başlarken, yıllık organ nakli sayısı yaklaşık 3.500 civarındadır. Prof. Dr. Türkmen, nakil işlemlerinin yaşam kalitesini artırmasının yanı sıra, yaşam süresini de anlamlı derecede uzattığını ifade etmiştir.
Organ Bağışı Sürecinde Yaşanan Zorluklar ve Çözüm Önerileri
Türkiye’nin organ nakli cerrahisindeki başarılarına rağmen, organ bağış oranlarının istenen seviyede olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Türkmen, kadavra bağışlarının yetersizliğine vurgu yapmıştır. Batı ülkelerinde nakillerin %90’ının beyin ölümü tanısı konulan kadavralardan yapılmasının aksine, Türkiye’de bu oran canlı donörlerden karşılanmaktadır. Ülkedeki kadavra bağışı oranının milyon nüfus başına 5 olduğu; buna karşın ABD ve İspanya gibi gelişmiş ülkelerde bu oranın 50 dolayında seyrettiği belirtilmiştir. Donör eksikliğini gidermek için uygulanan çapraz nakil sisteminin ulusal bir havuz oluşturularak yaygınlaştırılması, nakil sayılarını en az %10 artırma potansiyeline sahiptir. Ayrıca, beyin ölümü tespiti sonrası aileyle iletişim sürecinin yönetmeliklerle kolaylaştırılması olumlu bulunmuş, ancak toplumsal bilinç ve kabulün artırılması gerektiği vurgulanmıştır.
Prof. Dr. Türkmen, organ naklinin hastaların yaşamlarına yeniden kazandırdığı kaliteyi belirtmiş, başarılı nakiller sonrası özellikle kadın hastaların anne olabilme şansının önemli derecede iyileştiğini aktarmıştır. Kendi kliniklerinde takip edilen ve organ nakli sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu, bunun organ bağışına yönelik toplumsal çabaların somut bir sonucu olduğunu ifade etmiştir.
Sonuç olarak, kronik böbrek hastalığının erken teşhisi, organ bağışı farkındalığının artırılması, nakil sonrası dikkatli takip ve tedavi merkezlerinin performanslarının sürekli denetlenmesi Türkiye’nin böbrek sağlığı politikalarının temel unsurlarını oluşturmalıdır.
Kaynak: BYZHA