KÜLTÜR MİRASIMIZ ŞADIRVAN
Ayancık’ın geçmişine baktığımızda, bazı mekânların yalnızca taş ve sudan ibaret olmadığını açıkça görebiliriz.
Şadırvan, bu mekânların başında gelir, eski fotoğraflar bize Şadırvanın; insanların buluştuğu, dinlendiği, fotoğraf çektirdiği ve ilçeyle bağ kurduğu canlı bir kamusal alan olduğunu gösteriyor. Bu gün ise bu tarihi değer, hak ettiği ilgiyi ve özeni ne yazık ki yeterince görmemektedir.

Şadırvan, Ayancık’ın kolektif hafızasının bir parçasıdır. Birçok Ayancıklı için çocukluk anılarının, gençlik hatıralarının, gündelik yaşamın sessiz tanığıdır. Bu nedenle korunması yalnızca estetik bir mesele değil; kültürel mirasa sahip çıkma sorumluluğudur.
Ayancık’ta kırk sekiz yıl önce yaşamış, bir anlamda da hayata burada atılmış biri olarak, Şadırvanın benim gönlümde de apayrı bir yeri vardır. Şadırvana olan sevgim ve hayranlığım hala devam etmektedir.
1978 yılında Şadırvanın hemen karşısında askeri gazino/misafirhanede kalan genç bir astsubayken her sabah radara çıkmak için şadırvanın başında mesai arabasını beklerdim. Yine aynı şekilde radar dönüşü Şadırvanda inerdim. Şadırvanın hemen yanına bir masa ile dört sandalyenin konulmasını da ben sağlamıştım. Zira soğuk mermere oturmak hem sağlık açısından hem de estetik olarak çok iyi bir görüntü değildi.

Mustafa KILIÇ ve Şadırvan, 1978 yılı
Bir fotoğraf, bin hatıra…
Şadırvanın başında verilen bu poz, Ayancık hayatımın ne kadar sade ve gerçek olduğunu hatırlatıyor. Yaşattığı duyguları anlatabilmek ise imkânsız.
Ayancık’ın simge mekânlarından biri olan Şadırvan, geçmişte yalnızca bir yapı değil; insanların buluştuğu, dinlendiği ve kenti birlikte yaşadığı bir meydanın kalbiydi. Eski fotoğraflar, Şadırvanın denizle ve ilçe yaşamıyla kurduğu güçlü bağı açıkça ortaya koymaktadır.


Kent Belleğine Sahip Çıkma Zamanı
Bugün ise bu kültürel miras, hak ettiği ilgiyi ve korunmayı beklemektedir. Oysa Şadırvanın aslına uygun biçimde korunması ve çevresinin yeniden düzenlenmesi, Ayancık’ın kent kimliğine önemli katkılar sağlayacaktır. Yeşil alanlar, oturma birimleri ve insan ölçeğinde bir meydan düzenlemesiyle Şadırvan yeniden kamusal yaşamın parçası hâline getirilebilir.
Kültürel miras yalnızca geçmişin değil, aynı zamanda geleceğin de sorumluluğudur. Bu nedenle hem yerel yönetimlerin hem de Ayancık halkının, Şadırvanın korunması ve yaşatılması için ortak bir irade ortaya koyması büyük önem taşımaktadır.

Belediyeye ve Halka Çağrı
Bu noktada en önemli unsur, yerel yönetim ile halkın birlikte hareket etmesidir. Belediyenin öncülüğünde; kent belleğini gözeten, halkın görüşlerini de içine alan bir düzenleme süreci, Şadırvanı yeniden Ayancık’ın buluşma noktalarından biri hâline getirebilir.
Ayancıklılara düşen görev ise bu değerin farkında olmak, sahip çıkmak ve talep etmektir. Çünkü bir kentin tarihi, ancak o kentte yaşayanlar onu korumak istediğinde geleceğe taşınabilir.
Şadırvanı korumak; geçmişi dondurmak değil, geçmişle bugünü buluşturarak Ayancık’ın geleceğine değer katmaktır.

Yol genişletme çalışmaları sonrası, tüm güzelliğini kaybeden Şadırvan ve çevresi.

2021 yılında tekrar buluştuğum Şadırvan
Bir zamanlar…
Ayancık’ta denize karşı oturulan bir Şadırvan vardı
İnsanlar burada durur, sohbet eder, fotoğraf çektirirdi.
Gölgesinde dinlenilen ağaçlar,
Etrafında akan hayat
Ve sessizce akan bir şehir hafızası…
Bu Şadırvan;
dedelerimizin, anne-babalarımızın gençliğine,
çocukluğumuza,
Ayancık’ın geçmişine tanıklık etti.
Bugün geriye kalan sadece eski fotoğraflar olmasın.
Bu meydan yeniden nefes alsın,
Şadırvan yeniden insanların buluşma noktası olsun.
Ayancık’ın hatıralarına sahip çıkalım.
Belediyemizi ve tüm Ayancıklıları,
Şadırvanın korunması ve çevresinin yeniden güzelleştirilmesi için birlikte düşünmeye davet ediyoruz.
Çünkü bazı yerler sadece mekân değildir;
bir kentin hatırasıdır.