10 Mart 2026, 13:45:52
Dolar 44,0663
Euro 51,3126
Altın 7.328,59
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 10°C
Açık
Sinop
10°C
Açık
Sal 10°C
Çar 10°C
Per 11°C
Cum 11°C

KOSAM’ın Kritik Analizi: Tam Üyelik ve Kopuş İkilemini Aşmanın Rekabetçi Yolu

KOSAM’ın kritik analizinde tam üyelik ve kopuş ikilemini aşmanın rekabetçi stratejilerini keşfedin.

KOSAM’ın Kritik Analizi: Tam Üyelik ve Kopuş İkilemini Aşmanın Rekabetçi Yolu
10 Mart 2026 12:24

Kalkınma Odaklı Stratejik Araştırmalar Merkezi (KOSAM), dünya genelindeki jeopolitik dalgalanmalar ve bölgesel belirsizliklerin etkisi altında bulunan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine yönelik kapsamlı bir rapor yayınladı. “Belirsizlik Çağında Türkiye–AB İlişkileri: Rekaberlik Senaryosu” adlı çalışma, Türkiye-AB etkileşiminde geleneksel tam üyelik veya kopuş seçenekleri dışına çıkarak taraflar arasında sürdürülebilir bir iş birliği ve rekabet modeli sunmayı amaçlıyor.

Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Dinamikler ve Rekaberlik Yaklaşımı

KOSAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serkan Seçkinli, değerlendirmelerinde Türkiye-AB ilişkilerinin artık tek bir çizgide ilerlemediğini, bunun yerine çoklu dinamiklerin geçerli olduğunu belirtti. Seçkinli, içinde bulunulan belirsizlik ortamının esnek ve proaktif stratejileri zorunlu kıldığını ifade etti. Raporda öne çıkan “Rekaberlik” kavramı, tarafların stratejik alanlarda rekabet ederken aynı zamanda karşılıklı bağımlılık nedeniyle belirli alanlarda iş birliğini sürdürmesini temsil etmektedir.

Mevcut Durum ve Yapısal Tıkanmalar

2018’den itibaren Türkiye-AB müzakere sürecinde yaşanan durgunluk yapısal bir kriz olarak tanımlanıyor. Seçkinli, Avrupa Birliği’nin genişleme konusundaki çekinceleri ile Türkiye’nin çok yönlü dış politika tercihlerinin ilişkilere zorlayıcı bir sınav getirdiğini dile getirdi. Ancak ticaret, göç, enerji ve güvenlik başlıklarındaki karşılıklı bağımlılıklar tam kopuşun her iki taraf için de mantıksız olduğunu ortaya koyuyor. Bu noktada, rapor rekaberlik yaklaşımının kontrollü bir yakınlık ve dikkatli bir mesafeyi beraberinde getirdiğini vurguluyor.

Rekaberlik Senaryosunun Avantajları ve Kapsamı

Rapor, Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği ile ilgili dört farklı senaryoyu analiz ediyor: Yapısal Çatışma, Soğuk Barış, Stratejik Ortaklık ve Rekaberlik. Bu seçenekler arasında uzun vadeli sürdürülebilirliği yüksek olan model olarak “Rekaberlik” ön plana çıkarılıyor. Seçkinli, bu senaryonun Türkiye için reform ve küresel rekabet gücünü artırma fırsatı sunduğunu, Avrupa Birliği açısından ise tam üyelik olmaksızın teknik uyuma dayalı bir modelin genişleme baskısını hafiflettiğini ifade etti.

Gümrük Birliği’nin Modernizasyonu ve İkiz Dönüşümün Önemi

Ekonomik açıdan raporda, 30 yıldır yürürlükte olan Gümrük Birliği’nin günümüz ticaret koşullarını karşılamadığı belirtilmektedir. Seçkinli, Gümrük Birliği kapsamının sanayi mallarının ötesine genişletilerek hizmetler, kamu alımları, tarım ve dijital ekonomi alanlarını da içine alması gerektiğini aktardı. Türkiye’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Dijital Pusula girişimleriyle uyumun, ekonomik rekabet gücünü artırmak açısından kaçınılmaz olduğunu belirtti. Bu iki yönlü dönüşümün, ilişkilerde yeni bir dinamizm yaratacağı vurgulandı.

Enerji ve Güvenlik İş Birliği

Enerji alanında, Rusya-Ukrayna savaşı sonrası gelişen enerji haritasında Türkiye’nin transit ülke olarak rolü kritik önem taşıyor. Seçkinli, Türkiye’nin stratejik konumunun Avrupa’nın enerji arz güvenliği için vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Enerji iş birliğinin jeopolitik gerilimlerin ötesine taşınarak teknik temelde derinleştirilmesi gerektiği belirtilirken, yüksek düzeyli enerji diyalog mekanizmalarının yeniden canlandırılması her iki taraf için de faydalı olacak.

Güvenlik ve savunma bağlamında ise Türkiye’nin NATO içindeki pozisyonu ve gelişen savunma sanayisi hatırlatıldı. Raporda, Türkiye’nin Avrupa güvenlik yapısına entegrasyonunun sürdürülmesinin önemi vurgulanmakta; AB güvenlik girişimlerine teknik düzeyde katılımının stratejik özgürlük açısından katkı sağlayacağı belirtildi. Rekaberlik modeli, Türkiye’nin çok yönlü dış politika ve NATO ittifakı arasında uyumlu bir denge sağlamasına imkan verecek.

KOSAM’ın Politika Önerileri ve Yol Haritası

KOSAM tarafından öne sürülen öneriler arasında, ilişkilerin siyasallaşmasının azaltılması ve teknik kriterlerin siyasi vetolardan bağımsız işletilmesi yer almakta. Ayrıca ekonomi, enerji, ulaştırma ve göç konularında yüksek düzeyli diyalogların devam ettirilmesi, vize serbestisi ile Gümrük Birliği’nin dijital ve yeşil dönüşümle güncellenmesi öneriliyor. Güvenlik alanında Türkiye’nin AB savunma projelerine gözlemci statüsünde dahil edilmesi ve yeşil ve dijital dönüşüm platformlarının kurulması da kritik adımlar arasında sayılıyor.

Serkan Seçkinli bu raporun temel amacını, Türkiye-AB ilişkilerinin ne bir tam üyelik hayaline ne de kopuş senaryosuna hapsolmayacağını, tarafların egemenlik hakları ve çıkarlarını gözeterek eşit ortaklık temelli bir diyaloğa varabileceğini ifade ederek özetledi. Tarafların birbirlerini hem rekabetçi birer rakip hem de stratejik birer ortak olarak görmeleri durumunda belirsizlik çağının başarılı bir şekilde aşılacağı öngörülmektedir.

Kaynak: BYZHA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.