27 Temmuz 2026, 13:31:14
Dolar 47,3595
Euro 54,0169
Altın 6.227,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 24°C
Hafif Yağmurlu
Sinop
24°C
Hafif Yağmurlu
Pts 26°C
Sal 28°C
Çar 27°C
Per 27°C

Girişimsel Radyoloji Nedir? Ameliyatsız ve Görüntüleme Eşliğinde Tedaviler

Girişimsel Radyoloji Nedir? Ameliyatsız ve Görüntüleme Eşliğinde Tedaviler
27 Temmuz 2026 12:39

Girişimsel radyoloji; ultrason, anjiyografi ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanarak hastalıklı bölgeye küçük iğneler veya ince kateterlerle ulaşmayı sağlayan tıbbi bir uzmanlık alanıdır. Büyük cerrahi kesilere gerek kalmadan uygulanabilen bu yöntemler; damar hastalıklarından tümör tedavilerine, biyopsilerden kanama kontrolüne kadar oldukça geniş bir alanda kullanılabilir.

Bir hastalık için tedavi seçenekleri konuşulduğunda çoğu kişinin aklına önce ilaçlar ve ameliyat gelir. Oysa günümüzde bu iki yaklaşımın arasında, bazı durumlarda onların yerine geçen, bazı durumlarda ise tedaviyi tamamlayan önemli bir alan daha bulunuyor: girişimsel radyoloji.

Girişimsel radyoloji; ultrason, anjiyografi, bilgisayarlı tomografi ve gerektiğinde manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanarak vücudun içindeki hedefe küçük iğneler, ince kateterler veya özel tedavi cihazlarıyla ulaşan tıbbi uzmanlık alanıdır. Basit bir ifadeyle radyolog yalnızca hastalığı görüntülemekle kalmaz; görüntünün rehberliğinde doğrudan tedavi de uygular.

Bu yaklaşımın en önemli özelliği, işlemin hedefini uygulama boyunca görebilmektir. Bir cerrahın ameliyat sırasında dokuları doğrudan görmesi gibi, girişimsel radyolog da damarları, organları ve iğnenin ya da kateterin ilerlediği yolu ekrandan takip eder. Böylece tedavi mümkün olduğunca hastalıklı bölgeye yönlendirilirken çevredeki sağlıklı dokuların korunması amaçlanır.

Girişimsel radyoloji neden farklıdır?

Geleneksel cerrahide hastalıklı bölgeye ulaşmak için çoğu zaman bir kesi yapılması gerekir. Girişimsel radyolojide ise vücuda genellikle birkaç milimetrelik bir giriş noktasından ulaşılır. Damar içinden ilerletilen ince bir kateter, cilt üzerinden hedefe yönlendirilen bir iğne ya da görüntüleme eşliğinde yerleştirilen özel bir tedavi probu kullanılabilir.

Bunu, bir binanın duvarlarını tamamen açmadan içerideki belirli bir boruya ulaşmaya benzetebiliriz. Önce ayrıntılı bir harita çıkarılır, ardından en güvenli güzergâh belirlenir ve yalnızca sorunlu noktaya müdahale edilir. Elbette insan vücudu bir bina kadar basit değildir. Ancak görüntüleme rehberliği sayesinde benzer bir hassasiyet hedeflenir.

Bu işlemler sıklıkla “ameliyatsız tedavi” olarak tanımlansa da tıbbi açıdan daha doğru ifade minimal invaziv tedavidir. Çünkü çoğu işlem büyük bir ameliyat kesisi gerektirmez; fakat yine de steril koşullarda, eğitimli bir ekip tarafından gerçekleştirilen tıbbi bir girişimdir.

Her girişimde olduğu gibi girişimsel radyoloji işlemlerinde de kanama, enfeksiyon, damar veya organ hasarı ve kullanılan ilaçlara bağlı reaksiyonlar gibi işlem türüne göre değişen riskler bulunabilir. Bu nedenle “küçük girişim” ifadesi, işlemin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Ayrıntılı değerlendirme, doğru hasta seçimi ve işlem sonrası takip gerekir.

Görüntüleme rehberliği ne sağlar?

Girişimsel radyolojinin merkezinde görüntüleme yer alır. Hangi yöntemin kullanılacağı, hedeflenen dokuya ve yapılacak işleme göre değişir.

Ultrason

Ultrason, iğnenin yumuşak dokular ve organlar içindeki hareketini gerçek zamanlı olarak göstermede oldukça yararlıdır. Tiroid nodülü ablasyonu, yüzeyel biyopsiler, sıvı boşaltma işlemleri, damar girişimleri ve bazı ağrı tedavilerinde sık kullanılır.

Üstelik ultrasonda iyonlaştırıcı radyasyon bulunmaz. İşlem sırasında probun açısı değiştirilebilir, kan akımı renkli Doppler ile değerlendirilebilir ve iğnenin hedefle ilişkisi anlık olarak izlenebilir.

Anjiyografi

Anjiyografi, damarların ve kan akımının görüntülenmesini sağlar. İnce bir kateter damar içinde ilerletilir ve kontrast madde verilerek hedef damarlar görünür hâle getirilir.

Damar tıkanıklıklarının açılması, aktif kanamaların kontrolü ve miyom, varikosel veya pelvik venöz hastalıklar gibi durumlarda uygulanan embolizasyon işlemleri anjiyografi rehberliğinde gerçekleştirilebilir.

Bilgisayarlı tomografi

Bilgisayarlı tomografi özellikle vücudun daha derin bölgelerindeki hedeflere güvenli bir yol planlanmasına yardımcı olur. Akciğer biyopsisi, bazı tümör ablasyonları ve apse drenajları buna örnek verilebilir.

Bilgisayarlı tomografi, hedefin çevresindeki akciğer, bağırsak, damar, sinir ve diğer organların ayrıntılı biçimde görülmesini sağlar. Böylece iğnenin ilerleyeceği yol, işlem öncesinde ve işlem sırasında kontrol edilebilir.

Füzyon ve ileri görüntüleme yöntemleri

Bazı merkezlerde ve seçilmiş işlemlerde farklı görüntülerin bir araya getirildiği füzyon sistemleri de kullanılabilir. Örneğin daha önce çekilmiş bir manyetik rezonans veya bilgisayarlı tomografi görüntüsü, işlem sırasında yapılan ultrasonla eşleştirilebilir.

Temel amaç aynıdır: hedefi doğru belirlemek, kullanılan cihazı güvenli bir yoldan ilerletmek ve tedavinin istenen alana ulaştığını kontrol etmek.

Girişimsel radyolog ne yapar?

Girişimsel radyolog, radyoloji uzmanlığı eğitiminin ardından görüntüleme eşliğinde tanı ve tedavi işlemleri konusunda deneyim kazanmış hekimdir. İşin yalnızca teknik kısmıyla ilgilenmez.

Hastayı değerlendirir, şikâyetlerini dinler, mevcut görüntüleri inceler, gerekiyorsa yeni tetkikler planlar, alternatif tedavileri göz önünde bulundurur ve işlemin hasta için uygun olup olmadığına karar verir.

İyi bir girişimsel radyoloji değerlendirmesinde “Bu işlemi teknik olarak yapabilir miyiz?” sorusu kadar, “Bu hastaya gerçekten yapmalı mıyız?” sorusu da önemlidir. Çünkü teknik olarak gerçekleştirilebilen her işlem, her hasta için en doğru seçenek olmayabilir.

Hastalığın evresi, yakınmaların şiddeti, eşlik eden hastalıklar, kullanılan ilaçlar, damar ve organ anatomisi, önceki tedaviler ve hastanın beklentileri birlikte ele alınmalıdır.

Girişimsel radyoloji hangi hastalıklarda kullanılır?

Girişimsel radyolojinin çalışma alanı oldukça geniştir. Hem damar içinden yapılan endovasküler tedavileri hem de cilt üzerinden gerçekleştirilen perkütan işlemleri kapsar.

Damar hastalıkları

Bacak atardamarlarındaki darlık ve tıkanıklıklar balon, stent veya farklı damar içi yöntemlerle tedavi edilebilir.

Toplardamar hastalıklarında ise varislerin altında yatan venöz kaçakların kapatılması, toplardamar tıkanıklıklarının değerlendirilmesi ve uygun hastalarda damar içi tedavi uygulanması mümkündür.

Burada önemli nokta yalnızca görünen damarın tedavi edilmesi değildir. Özellikle varislerde altta yatan kaçak damarların renkli Doppler ultrasonla değerlendirilmesi, tedavinin doğru planlanabilmesi açısından belirleyicidir.

Kanamaların durdurulması

Travma, ameliyat sonrası kanama, mide-bağırsak sistemi kanamaları, doğum sonrası kanama veya tümöre bağlı kanamalarda kanayan damara kateterle ulaşılarak embolizasyon yapılabilir.

Embolizasyon, seçilmiş bir damardaki kan akımının özel maddeler kullanılarak kontrollü biçimde azaltılması ya da durdurulmasıdır. İşlem sırasında amaç mümkün olduğunca kanayan damarı hedeflemek, gereksiz damarların kapatılmasından kaçınmaktır.

Kadın sağlığı

Rahim miyomları bazı hastalarda miyom embolizasyonuyla tedavi edilebilir. Bu yöntemde miyomları besleyen damarlar hedeflenir ve miyomun kanlanması azaltılır. Kanlanması azalan miyomların zaman içinde küçülmesi ve oluşturduğu kanama, bası veya ağrı gibi yakınmaların gerilemesi amaçlanır.

Pelvik konjesyon sendromunda ise genişlemiş ve geri akım gösteren toplardamarlar değerlendirilerek uygun hastalarda embolizasyon uygulanabilir.

Ancak her miyom embolizasyona uygun olmadığı gibi, görüntülemede geniş bir pelvik damar görülmesi de tek başına pelvik konjesyon tanısı koydurmaz. Hastanın yakınmaları ile görüntüleme bulgularının birbiriyle uyumlu olması gerekir.

Erkek sağlığı

Varikosel, testis çevresindeki toplardamarların genişlemesi ve kanın geriye doğru kaçmasıyla ortaya çıkar. Uygun hastalarda varikosel embolizasyonu ile sorunlu damarlar kasık, kol veya boyun toplardamarından girilerek kapatılabilir.

Prostat büyümesine bağlı idrar yakınmalarında prostat arter embolizasyonu da seçilmiş hastalarda değerlendirilen yöntemlerden biridir.

Bu işlemlerde damar anatomisi kişiden kişiye değişebilir. Bu nedenle yalnızca hedef damara ulaşmak değil, istenmeyen bölgelere giden yan damarları tanımak da işlemin güvenliği açısından önemlidir.

Tümör tedavileri

Bazı karaciğer, böbrek, akciğer, kemik ve yumuşak doku tümörlerinde ablasyon tedavileri uygulanabilir.

Ablasyon; tümörün içine yerleştirilen özel bir iğne veya prob aracılığıyla ısı, soğuk ya da farklı enerji türleri kullanılarak hedef dokunun tahrip edilmesidir. Radyofrekans ablasyon, mikrodalga ablasyon ve kriyoablasyon kullanılan yöntemler arasındadır.

Buradaki amaç yalnızca iğneyi tümörün içine yerleştirmek değildir. Tümörün tamamını ve çevresindeki gerekli güvenlik sınırını kapsayan kontrollü bir tedavi alanı oluşturmak gerekir. Aynı zamanda çevredeki bağırsak, sinir, safra yolu veya damar gibi kritik yapıların korunması hedeflenir.

Bazı tümörlerde ise tümörü besleyen damarların kapatılması veya damar yoluyla bölgesel ilaç ya da radyoaktif madde verilmesi gündeme gelebilir.

Bu tedaviler çoğu zaman medikal onkoloji, cerrahi, radyasyon onkolojisi, patoloji ve ilgili organ uzmanlarının katıldığı multidisipliner değerlendirmeyle planlanır.

Tiroid nodülleri

İyi huylu olduğu doğrulanmış, büyüyerek bası veya kozmetik yakınma oluşturan bazı tiroid nodüllerinde radyofrekans ya da mikrodalga ablasyon uygulanabilir.

Buradaki amaç tüm tiroid bezini çıkarmak değil, sorun oluşturan nodülü hedeflemektir. Nodül tedavi edildikten sonra zaman içinde küçülmesi ve oluşturduğu yakınmaların azalması beklenir.

Bununla birlikte nodülün yapısı, biyopsi sonucu, hormon üretip üretmediği, büyüklüğü ve çevre dokularla ilişkisi tedavi kararında belirleyicidir. Kanser şüphesi bulunan bir nodüle, gerekli tanısal değerlendirme tamamlanmadan yalnızca küçültme amacıyla ablasyon uygulanması doğru değildir.

Biyopsiler ve drenaj işlemleri

Girişimsel radyoloji yalnızca tedavi uygulamaz. Şüpheli bir kitleden veya organdan görüntüleme eşliğinde doku örneği alınması da önemli çalışma alanlarından biridir.

Akciğer, karaciğer, böbrek, tiroid, meme, lenf nodu, kemik ve yumuşak doku biyopsileri hedefe göre ultrason veya bilgisayarlı tomografi rehberliğinde gerçekleştirilebilir.

Görüntüleme rehberliği sayesinde örnek alınacak alan belirlenir, iğnenin ilerleyeceği güvenli yol planlanır ve nekrotik, yani canlılığını kaybetmiş bölgeler yerine tanısal değeri daha yüksek dokuların hedeflenmesi amaçlanır.

Vücutta oluşan apse ya da anormal sıvı birikimleri de görüntüleme eşliğinde yerleştirilen ince drenaj kateterleriyle boşaltılabilir. Böylece bazı hastalarda açık cerrahiye ihtiyaç duyulmadan enfeksiyonun kontrol altına alınmasına katkı sağlanabilir.

Ağrı tedavileri

Bel ve boyun ağrılarında sinir kökü enjeksiyonları, bazı kronik ağrılarda sinir blokları ve radyofrekans uygulamaları, eklem içi enjeksiyonlar ve seçilmiş diz kireçlenmesi hastalarında geniküler arter embolizasyonu girişimsel yöntemler arasında yer alabilir.

Ancak ağrı tek başına bir tanı değildir. Bel ağrısının kaynağı disk, sinir kökü, faset eklem, sakroiliak eklem veya çevredeki kas ve bağ dokuları olabilir. Benzer şekilde diz ağrısı da her zaman yalnızca kireçlenmeden kaynaklanmaz.

Bu nedenle görüntüleme bulgusunu değil, hastanın ağrısının gerçek kaynağını tedavi etmek gerekir.

Girişimsel radyolojinin avantajları nelerdir?

Minimal invaziv işlemlerin hastaya sağlayabileceği avantajlar, yapılan işleme göre değişmekle birlikte genel olarak şunlardır:

  • Büyük cerrahi kesi yerine küçük bir giriş noktası kullanılması
  • Çevredeki sağlıklı dokulara daha az müdahale edilmesi
  • Bazı işlemlerin lokal anestezi ve sedasyonla yapılabilmesi
  • Yara bakımının ve işlem sonrası ağrının daha sınırlı olabilmesi
  • Hastanede kalış süresinin kısalabilmesi
  • Günlük yaşama dönüşün daha hızlı olabilmesi
  • Cerrahi açısından yüksek risk taşıyan bazı hastalara alternatif sunabilmesi

CIRSE, SIR ve RadiologyInfo gibi hasta bilgilendirme kaynakları girişimsel radyolojiyi küçük giriş noktalarından, görüntüleme rehberliğinde uygulanan hedefli tedaviler olarak tanımlar. Bununla birlikte elde edilecek avantajlar işlemin türüne, hastalığın özelliklerine ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişir.

“Daha az invaziv” ifadesi otomatik olarak “her zaman daha iyi” anlamına gelmez. Örneğin bazı büyük tümörlerde cerrahi daha etkili ve kalıcı bir seçenek olabilir. Bazı damar hastalıklarında yalnızca kateterle tedavi yeterli olmaz. Bazı nodüllerde ise önce kanser olasılığının dışlanması gerekir.

Kısacası önemli olan tedavinin adından çok, doğru hastaya doğru zamanda uygulanmasıdır.

İşlem nasıl planlanır?

Girişimsel radyoloji işlemi çoğu zaman işlem odasında değil, poliklinik değerlendirmesinde başlar.

Önce hastanın yakınmaları dinlenir ve mevcut tetkikleri incelenir. Ardından şu sorulara yanıt aranır:

  • Şikâyetin gerçek nedeni nedir?
  • Görüntüleme bulgusu ile hastanın yakınması uyumlu mu?
  • İşlemden beklenen fayda nedir?
  • İlaç, takip, cerrahi veya başka bir yöntem daha uygun olabilir mi?
  • Kan sulandırıcı ilaç kullanımı var mı?
  • Böbrek fonksiyonları, kanama testleri ve alerji öyküsü nasıl?
  • İşlemin teknik olarak güvenli bir yolu var mı?
  • Hasta işlemin faydalarını, sınırlılıklarını ve risklerini anlıyor mu?

İşlem öncesinde kan tahlilleri, renkli Doppler ultrason, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans veya başka incelemeler istenebilir.

Bazı ilaçların geçici olarak düzenlenmesi gerekebilir. Ancak kan sulandırıcılar dâhil hiçbir ilaç, işlemi yapacak hekim ve ilacı reçete eden doktorla görüşülmeden kesilmemelidir.

İşlem sırasında hastanın tansiyonu, nabzı ve oksijen düzeyi takip edilir. Ağrı kontrolü için lokal anestezi, damar yoluyla sakinleştirici ve ağrı kesici ilaçlar veya bazı durumlarda genel anestezi kullanılabilir.

İşlem sonrasında ise kanama, ağrı, dolaşım ve ilgili organa özgü bulgular açısından izlem yapılır.

Her hasta aynı gün evine dönebilir mi?

Hayır. Birçok girişimsel radyoloji işlemi günübirlik yapılabilir; ancak bu bütün işlemler için geçerli değildir.

Biyopsi, bazı ablasyonlar, damar içi tedaviler ve embolizasyonlardan sonra belirli bir gözlem süresi gerekebilir. Daha kapsamlı işlemlerde veya ek hastalıkları bulunan kişilerde hastanede yatış planlanabilir.

İyileşme süresi de işlemin türüne göre farklıdır. Basit bir biyopsi sonrasında kişi kısa sürede günlük yaşamına dönebilirken miyom embolizasyonundan sonra birkaç gün ağrı, kramp ve yorgunluk yaşanabilir.

Tümör ablasyonlarında hedef organın, tümörün büyüklüğünün ve oluşturulan ablasyon alanının özellikleri önemlidir. Bu nedenle internette görülen tek bir iyileşme süresini bütün girişimsel radyoloji işlemlerine uygulamak doğru değildir.

Girişimsel radyoloji cerrahinin yerine mi geçer?

Bazen evet, bazen hayır.

Bazı hastalıklarda girişimsel radyoloji cerrahiye alternatif olabilir. Bazılarında ameliyat öncesinde kanamayı azaltmak, ameliyat sonrasında gelişen bir komplikasyonu tedavi etmek veya diğer tedavilerin etkisini artırmak için kullanılır.

Kanser hastalarında ablasyon ve embolizasyon işlemleri cerrahi, radyoterapi veya sistemik tedavilerle birlikte planlanabilir.

Dolayısıyla girişimsel radyoloji ile cerrahi birbirinin rakibi değildir. Asıl hedef, hastanın sorununu en etkili ve en düşük toplam tedavi yüküyle çözebilecek yöntemi belirlemektir.

Bunun için gerektiğinde girişimsel radyolog, cerrah, ilgili branş hekimi ve onkolog birlikte karar vermelidir.

Dr. Mehmet Hakan Pıçak’ın klinik değerlendirmesi

Girişimsel radyolojide beni en çok etkileyen noktalardan biri, aynı hastalık adına sahip iki kişide bile tedavi planının birbirinden oldukça farklı olabilmesidir.

Örneğin iki hastada da varikosel bulunabilir; ancak toplardamar anatomisi, reflünün kaynağı, kollateral damarlar ve hastanın yakınmaları aynı olmayabilir. Benzer şekilde her tiroid nodülü ablasyona, her miyom embolizasyona veya her tümör perkütan tedaviye uygun değildir.

Bu nedenle klinik yaklaşımımın ilk basamağı işlemi anlatmak değil, sorunun mekanizmasını anlamaktır.

Hastanın şikâyeti gerçekten görüntülemede gördüğümüz bulgudan mı kaynaklanıyor? Uygulanacak işlem hastanın yaşam kalitesinde anlamlı bir fark oluşturacak mı? Alternatifleriyle karşılaştırıldığında fayda-risk dengesi nasıl?

Açıkçası doğru hasta seçimi ve ayrıntılı planlama, işlemin teknik başarısı kadar önemlidir. Başarılı bir tedavi yalnızca iğnenin veya kateterin doğru yere ulaşması değildir; hastanın gerçekten fayda görebileceği işlemin seçilmesidir.

Girişimsel radyolojinin nasıl çalıştığı, hangi yöntemleri kapsadığı ve hastalar açısından ne anlama geldiği hakkında daha kapsamlı bilgiye girişimsel radyoloji rehberinden ulaşılabilir.

Ne zaman girişimsel radyoloji görüşü alınabilir?

Aşağıdaki durumlardan biri varsa girişimsel radyoloji değerlendirmesi yararlı olabilir:

  • Ameliyat önerilmiş ancak daha az invaziv bir seçenek bulunup bulunmadığını öğrenmek istiyorsanız
  • Varis, varikosel, miyom, pelvik konjesyon veya tiroid nodülü gibi bir sorun için alternatif tedavileri araştırıyorsanız
  • Bir tümör için ablasyon ya da damar içi tedavi seçeneği gündeme geldiyse
  • Görüntüleme eşliğinde biyopsi veya drenaj işlemi planlanıyorsa
  • Tekrarlayan kanama ya da damar kaynaklı bir sorun bulunuyorsa
  • Cerrahi riskiniz yüksekse ve farklı seçeneklerin değerlendirilmesi gerekiyorsa

Girişimsel radyoloji görüşü almak, mutlaka işlem yapılacağı anlamına gelmez. Bazen en doğru karar takip, ilaç tedavisi veya cerrahi olabilir.

Nitelikli değerlendirmenin amacı hastayı bir işleme yönlendirmek değil, seçenekleri karşılaştırarak en uygun yolu belirlemektir.

Sonuç

Girişimsel radyoloji, modern görüntüleme yöntemlerini yalnızca tanı koymak için değil, hedefe yönelik tedavi uygulamak için de kullanan bir uzmanlık alanıdır.

Küçük giriş noktalarından damarların, organların ve tümörlerin bulunduğu bölgelere ulaşılabilir; biyopsiden kanama kontrolüne, embolizasyondan ablasyona kadar çok farklı işlemler gerçekleştirilebilir.

Hastalar açısından en dikkat çekici tarafı çoğu zaman büyük bir kesi olmadan tedavi imkânı sunmasıdır. Ancak asıl gücü yalnızca giriş yerinin küçük olmasından gelmez.

İşlemin gerçek zamanlı görüntüleme altında, hastalıklı alan hedeflenerek ve kişiye özel planlanarak yapılması temel avantajdır.

Yine de her hastaya ve her hastalığa uygun tek bir yöntem yoktur. Sonuç olarak en iyi tedavi; hastalığın mekanizmasını, görüntüleme bulgularını, hastanın genel durumunu ve alternatif seçenekleri birlikte değerlendiren tedavidir.

Uzman hakkında

Uzm. Dr. Mehmet Hakan Pıçak, 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş ve 2015 yılında radyoloji uzmanlık eğitimini İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tamamlamıştır. Girişimsel radyoloji alanında damar içi tedaviler, embolizasyon, ablasyon, biyopsi ve görüntüleme eşliğinde ağrı işlemleri üzerine çalışmaktadır.

Eğitim geçmişi, mesleki deneyimi ve uygulama alanları hakkında ayrıntılı bilgiye Dr. Mehmet Hakan Pıçak’ın hekim profilinden ulaşılabilir.

Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kişisel tanı, tedavi veya işlem önerisi yerine geçmez. Tedavi kararı; muayene, laboratuvar ve görüntüleme bulguları değerlendirildikten sonra ilgili hekimler tarafından kişiye özel olarak verilmelidir.

*advertorial

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.