Donuk Omuz Sendromunda Erken Müdahalenin Önemi Artıyor
Donuk omuz sendromunda erken teşhis ve müdahalenin iyileşme sürecindeki artan önemi hakkında detaylı bilgiler burada.
Omuzda başlayan hafif ağrı ve hareket kısıtlılığı, ilerleyen dönemlerde kişilerin günlük yaşamını olumsuz etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor. Tıp dilinde “adeziv kapsülit” olarak adlandırılan donuk omuz sendromu, omuz hareketlerinde ciddi azalma ve ağrıya yol açarak, araba kullanma, giyinme veya elin baş seviyesine kaldırılması gibi basit aktiviteleri güçleştirebiliyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, bu rahatsızlıkta erken teşhis ve tedavinin hayat kalitesinin korunmasında kritik rol oynadığını vurguluyor.
Donuk Omuzda Artan Riskler ve Belirti Süreci
Küresel çapta toplumun yaklaşık yüzde 2-5’ini etkileyen donuk omuz sendromu, ülkemizde de benzer oranlarla görülüyor. Hareketsiz yaşam, diyabet ve tiroit bozuklukları gibi yaygın sağlık problemlerinin yanı sıra, omuzda geçirilen operasyonlar sonrası uzun süreli kısıtlılık, sendromun ortaya çıkışını tetikliyor. Özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda risk belirgin şekilde artarken, menopoz dönemindeki hormonal değişimler ve bazı otoimmün hastalıkların etkili olduğu belirtiliyor. Sendrom genellikle geceleri hissedilen omuz ağrısıyla başlıyor ve zamanla eklemde sertlik ile hareket kısıtlılığı gelişiyor, bu da günlük yaşamı zorlaştırıyor.
Tedavi Yöntemleri ve İyileşme Süreci
Donuk omuz tedavisinde amaç, ağrının giderilmesi ve eklem hareketlerinin yeniden kazandırılmasıdır. Tedavi planı çoğunlukla ilaçlar ile fizik tedavi uygulamalarını kapsar; antiinflamatuar ilaçlar ve eklem içine kortikosteroid enjeksiyonları kullanılabilmekte, gerektiği durumlarda eklem kapsülü hidrodilatasyon yöntemiyle genişletilebilmektedir. Bu yöntemler iyileşme sürecini önemli ölçüde kısaltırken, cerrahi müdahale gereksinimini azaltmaktadır. Doç. Dr. Gökşen Gökşenoğlu, tedaviye erken başlanmasının tam iyileşmeyi hızlandırdığını ve sakatlık oluşumunu önlediğini belirtiyor. Hastaların çoğu 3 ila 6 ayda yaşamlarına dönebilirken, bazı vakalarda tam iyileşme bir yılı bulabilmektedir.
Kaynak: BYZHA