2 Haziran 2026, 12:55:07
Dolar 45,9290
Euro 53,5335
Altın 6.702,74
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 19°C
Az Bulutlu
Sinop
19°C
Az Bulutlu
Çar 20°C
Per 22°C
Cum 22°C
Cts 22°C

Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz

Doğum Tarihimizden Bağımsız Yaşlanıyoruz
2 Haziran 2026 12:03

Yıllarca yaşımız sorulduğunda doğum tarihimizi söyledik. Yaşlanmayı takvimden kopardığımız birer sayfadan ibaret gördük.

Yıllarca yaşımız sorulduğunda doğum tarihimizi söyledik. Yaşlanmayı takvimden kopardığımız birer sayfadan ibaret gördük. Oysa son bilimsel çalışmalar bizi bambaşka bir gerçekle karşı karşıya getiriyor. Bu gerçeğin adı: biyolojik yaş. Son yapılan bilimsel çalışmalara göre artık biyolojik yaşın kronolojik yaşımızdan farklı ilerlediğini belirten Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, “Alışılmış “hastalık kaderdir” anlatısı artık bozuluyor. Yaşam tarzı müdahaleleriyle biyolojik yaşın yavaşlatılabildiği, hatta bazı durumlarda geriye döndürülebildiği gösterilmiş durumda. İnsanlık için nadir görülen bir an bu: Nihayet yaşlanmaya karşı sadece şikâyet etmiyoruz, artık ilerleyen yaşımızla pazarlık yapmaya başlıyoruz” diyor.

BİYOLOJİK VE KRONOLOJİK YAŞ ARASINDAKİ FARKIN BEDELİNİ VÜCUDUNUZ ÖDÜYOR!

Doğduğumuz andan itibaren kronolojik yaşımız artıyor ve bu artışın beraberinde getirdiği hastalık riskleri çoğu zaman “kaçınılmaz kader” olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda biyolojinin derin katmanlarında sessizce gelişen bir paradigma değişimine işaret eden Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, biyolojik yaşın klasik anlamda doğum tarihine bağlı olan kronolojik yaştan bağımsız çalıştığını belirtiyor. Yani iki insan aynı yaşta olabilir, ama hücresel düzeyde biri diğerinden belirgin şekilde daha “yaşlı” olabilir. 

Vücudun biyolojik yaş ile kronolojik yaş arasındaki farkı uzun süre gizleyemediğini ve bunun sağlık üzerinde doğrudan etkileri olabileceğini belirten Dr. Erkan Sarıyıldız, “Bugün artık yalnızca doğum tarihine bakarak yaşlanmayı değerlendirmiyoruz. Çünkü hücrelerin yaşlanma hızı kişiden kişiye değişebiliyor. DNA metilasyon temelli epigenetik saatler de tam olarak bu noktada devreye giriyor. Hücrelerimizde genlerin ne zaman aktifleşip ne zaman baskılandığını düzenleyen epigenetik işaretler, yaşam tarzı, stres, uyku düzeni, beslenme ve çevresel faktörlerden etkilenerek zaman içinde değişiyor. Bu değişimlerin birikimi ise biyolojik yaşımız hakkında önemli bilgiler veriyor” diyor.

FARK NE KADAR BÜYÜK, HASTALIK RİSKİ O KADAR YÜKSEK! 

Epigenetik saatlerin yalnızca teorik bir ölçüm olmadığını da vurgulayan Dr. Sarıyıldız, “Yapılan çalışmalar, biyolojik yaşın kronolojik yaştan hızlı ilerlediği kişilerde özellikle kalp-damar hastalıkları, inme ve bazı kronik hastalık risklerinin daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Bu nedenle biyolojik yaş, yalnızca ‘kaç yaşında göründüğümüzü’ değil; bedenimizin ne kadar yıprandığını, strese karşı ne kadar dayanıklı kaldığını ve sistemlerin ne ölçüde sağlıklı çalıştığını gösteren biyolojik bir rapor kartı gibi düşünülebilir” ifadelerini kullanıyor.

VÜCUDUNUZ SİZİ, SİZDEN DAHA DÜRÜST DEĞERLENDİRİYOR!

Vücudun biyolojik gerçekleri çoğu zaman dış görünüşten daha net ortaya koyduğunu belirten Dr. Erkan Sarıyıldız, “Kişi kendini genç hissedebilir ya da sağlıklı görünebilir; ancak hücresel düzeyde yaşlanma farklı bir hızda ilerliyor olabilir. Burada önemli olan nokta şu: Bu süreç tamamen değiştirilemez bir kader değil. Son yıllarda yapılan çalışmalar; beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi ve stres yönetimi gibi yaşam tarzı faktörlerinin biyolojik yaş üzerinde etkili olabileceğini gösteriyor. Bazı araştırmalarda biyolojik yaşın yavaşlayabildiği, hatta belirli ölçüde gerileyebildiğine dair bulgular da bulunuyor. Bu nedenle yaşlanmayı artık yalnızca pasif bir süreç olarak değil, belirli ölçüde yönetilebilen biyolojik bir süreç olarak değerlendiriyoruz” diyor.

EPİGENETİK YAŞI NASIL GERİYE ÇEVİREBİLİRİZ? 

Biyolojik yaşın yönetiminde tek bir “mucize çözüm” olmadığını vurgulayan Acıbadem Life İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, sürecin büyük ölçüde yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirterek, “Her şey kişinin kendi sağlık sorumluluğunu almasıyla başlıyor. Beslenme düzeni, fiziksel aktivite, uyku kalitesi, stres yönetimi ve çevresel toksinlere maruz kalma gibi faktörler biyolojik yaş üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Özellikle anti-inflamatuar beslenme modeli, düzenli egzersiz ve biyolojik ritimle uyumlu bir yaşam tarzı, epigenetik süreçlerde olumlu değişimlerle ilişkilendiriliyor” diyor.

Ancak bu sürecin herkeste aynı şekilde ilerlemediğine de dikkat çeken Dr. Sarıyıldız, “Biyolojik yaşın yavaşlaması ya da gerilemesi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Genetik altyapı, çocukluk döneminden itibaren maruz kalınan çevresel faktörler ve mevcut hastalık yükü bu süreci doğrudan etkiliyor. Bu nedenle biyolojik yaş yönetimini bir ‘reset tuşu’ gibi değil, bedenin işleyişini daha sağlıklı hale getirmeye yönelik uzun vadeli bir optimizasyon süreci olarak değerlendirmek gerekiyor” ifadelerini kullanıyor.

TIPTA YENİ DÖNEM: HASTALIK ORTAYA ÇIKMADAN ÖNLEMEK

Geleneksel risk değerlendirme modelleri çoğunlukla yaş, kolesterol, tansiyon gibi parametrelere dayanıyor. Epigenetik saat yaklaşımı ise sağlık yönetimine kişiselleştirilmiş bir katman ekliyor. Özellikle önleyici tıbbı birkaç adım daha öteye taşıyarak hastalık ortaya çıkmadan önce riskin saptanması ve müdahale edilmesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor” ifadelerini kullanıyor. 

Artık sadece “kaç yaşındasın?” sorusunun yeterli olmadığının ve asıl sorunun “Gerçekte ne kadar yaşlısın?” sorusu olduğunu belirten Acıbadem Life Danışmanı İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Sarıyıldız, “Üstelik bugün yaşlılık somut olarak ölçülebilir duruma geldi. Bilimsel araştırmalar sürse de mevcut verilerle dahi yaşlanmanın sadece ilerleyen, tek yönlü ve geri döndürülemez bir süreç olmadığı fikri güçleniyor. Bu gelişme sadece “yaşlanmayı engellemek ya da yaşlılığı geciktirmek” olarak görmekten ziyade tıbbın felsefesini değiştirme potansiyeli taşıyan bir kırılma noktası. Çünkü hastalıkların kaçınılmaz kader olduğu fikri yerini, yönetilebilir ve hatta geri döndürülebilir biyolojik süreçler anlayışına bırakıyor” diyor. 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.