Değişen Hormonlar Nedeniyle Oluşan Durum, İrade Eksikliği Değil
Değişen hormonların etkisiyle oluşan durumlar irade eksikliği değil, biyolojik bir süreçtir. Detaylarıyla anlayın ve bilinçlenin.
Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim elemanı Arş. Gör. Ekin Çevik, Ramazan ayı boyunca sabitlenen beslenme düzeninin ardından Ramazan Bayramı’nda yükselen tatlı tüketiminin vücut üzerindeki etkilerini uzman görüşleriyle değerlendirdi.
Ramazan Bayramı’nda Beslenme Değişikliklerinin Biyolojik Yansımaları
Toplumda ‘Şeker Bayramı’ olarak anılan Ramazan Bayramı, kültürel geleneklerin yanı sıra vücudun metabolik ve hormonal yapısını etkileyen bir süreçtir. Uzun süreli açlık sonrası oluşan hormonal değişiklikler özellikle ghrelin ve leptin hormonlarında oynamalar yaparak bireylerde artan açlık hissi ve geç gelen doygunluk sinyali yaratmaktadır. Bu hormon düzeylerindeki değişiklikler, artan tatlı tüketim isteğinin temel sebepleri arasında yer almakta ve insülin dengesi üzerinde önemli baskılar oluşturabilmektedir.
Sağlık Riskleri ve Tatlı Tüketiminde Öneriler
Bayram döneminde tüketilen yüksek glisemik indeksli tatlılar, pankreas üzerinde aşırı stres oluşturmakta ve bu durum hipersensitiviteye yol açmaktadır. Özellikle diyabet, insülin direnci ve kardiyovasküler hastalığı bulunan bireylerde tatlı tüketiminin doğru yönetilmesi büyük önem taşır. Tatlıların ana öğün sonrası lif ve proteinle birlikte alınması, şeker emiliminin yavaşlatılması açısından kritik bir stratejidir. Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli alternatiflerin tercih edilmesi, asitli ve şekerli içeceklerin kaçınılması gerekmektedir. Porsiyon kontrolü, tatlıların kalori ve şeker yükünü sınırlamak açısından el ile ölçüm metoduyla yapılmalıdır.
Bayram ziyaretlerinde ise sunulan tatlıların paylaşım yoluyla tüketilmesi, toplam günlük şeker alımının sınırlandırılması için etkili yöntemlerdendir. Yoğun şeker alımı kısa vadede kan şekeri dalgalanmalarına, buna bağlı titreme ve yorgunluk gibi reaksiyonlara sebep olurken uzun vadede ise viseral yağlanma, insülin direnci ve karaciğer yağlanması gibi metabolik problemlere zemin hazırlamaktadır. Ayrıca, aşırı şeker tüketimi damar sertliği riskini artırmakta ve cilt sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir.
Bu süreçte su tüketiminin artırılması ve tatlı tüketimi sonrası yapılan hafif tempolu yürüyüşlerin kan şekeri kontrolünü desteklediği, pankreas ve metabolizma üzerindeki yükü azalttığı vurgulanmaktadır. Su, böbreklerin şeker atılımını kolaylaştırırken, düzenli fiziksel aktivite metabolizmanın normale dönmesine yardımcı olmaktadır.
Kaynak: BYZHA