On İki Yıl Önce Yapılan Uyarı Bugün Acı Bir Gerçek Oldu
On iki yıl önce yapılan uyarının neden bugün acı bir gerçekle yüz yüze getirdiğini, göz ardı edilen işaretleri ve sonuçlarını keşfedin.
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Timaş Yayınları’ndan çıkan “Bilinçli Aile Olmak – Ailede Fırsat Eğitimi” adlı kitabı, 2014’te ortaya koyduğu tespitlerle dijital bağımlılık, kuşak çatışması ve hız odaklı bireyselleşme gibi bugün belirginleşen aile sorunlarına karşı rehber niteliğini koruyor.
Kitap, Ağustos 2026 itibarıyla 14’üncü baskısına ulaştı. Prof. Dr. Tarhan, henüz dijital risklerin bu kadar görünür olmadığı dönemde “Evin kapısı artık kontrolsüz dijital sokağa açılıyor” ifadesiyle internet kullanımının aile yapısında oluşturacağı kırılmalara dikkat çekti. Gelişen ekonomiyle birlikte yaşam standartları yükselirken ilişkilerdeki uzaklaşma, daralan gönül dünyaları ve artan bencillik kitabın temel problem alanları arasında yer aldı.
Ailede sorunları krize değil eğitime dönüştürme yaklaşımı
Tarhan, eserde geleneksel nasihatlerin dijital çağda etkisini yitirdiğini, aile içinde yaşanan sorunların “fırsat eğitimi” anlayışıyla ele alınması gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşıma göre, günlük hayatta karşılaşılan küçük çatışmalar, hatalar ve zorluklar çocuklara sorumluluk, değerler, problem çözme ve karar verme becerisi kazandırmak için doğal öğrenme zeminine dönüştürülebiliyor. Sağlıklı ailenin hiç problem yaşamayan değil, ortaya çıkan sorunu birlikte çözebilen aile olduğu vurgulanıyor.
Kitapta kriz dönemlerinde “Kim haklı?” sorusuna odaklanmak yerine “Bu sorunu birlikte nasıl çözeriz?” yaklaşımının benimsenmesi öneriliyor. Aile üyelerinin beklentilerini, iletişim dillerini ve ilişkiye yaptıkları katkıyı zaman zaman gözden geçirmesi gerektiği belirtiliyor. Ekonomik sıkıntılar, çocuklarla ilgili problemler veya eşler arasındaki görüş ayrılıklarının doğru yönetildiğinde ilişkiyi güçlendirebileceği ifade ediliyor.
Sevgi, güven ve adalet ekseninde aileyi ayakta tutan değerler
Prof. Dr. Tarhan, ailede sevginin yalnızca sözel ifadelerle kalmaması gerektiğini, davranışlarla desteklenmesinin önem taşıdığını dile getiriyor. Hastalık, ekonomik zorluk veya duygusal sıkıntı dönemlerinde eşe destek olmak, ihtiyaçlarla ilgilenmek, dikkatle dinlemek ve kişilik haklarına saygı göstermek sevginin somut yansımaları arasında sayılıyor. “Seni seviyorum” demenin yanında tutum ve davranışlarla “Sen benim için değerlisin” mesajının iletilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Kitapta sevginin yanında güven duygusunun da temel bir sermaye olduğu ifade ediliyor. Aile bireylerinin düşüncelerini dile getirirken küçük düşürülmeyeceklerini bilmesi, hata yaptıklarında kişiliklerinin hedef alınmayacağından emin olması ve birbirlerinden zarar görmeyeceklerine inanması güven ortamının şartı olarak gösteriliyor. Açık iletişim, sadakat, verilen sözlerin tutulması ve tutarlı davranışlar güveni destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma biçimlerini değerlendirmeye dönük sorularla okura kendi ilişkisini analiz etme imkânı sunuluyor.
Tarhan, aileyi bir arada tutan değerler arasında meşveret, eşitlik, özerklik, hakkaniyet, sevgi, saygı, güven ve paylaşımcılığın özel bir yer tuttuğunu belirtiyor. Adalet kavramının, herkese her koşulda aynı davranmak değil, yaşa, ihtiyaca ve sorumluluğa uygun dengeli tutum sergilemek anlamına geldiğini açıklıyor. Çocukların kardeşleriyle sürekli kıyaslanmasının veya bariz ayrıcalıklar oluşturulmasının adalet duygusunu zedelediği uyarısında bulunuyor.
Ailede “ben” ve “biz” dengesinin korunması ile zaman ayırma zorunluluğu
Kitapta, sağlıklı aile yapısında bireyselliğin tamamen yok edilmediği, kişinin hem aileye ait olduğunu hissetmesi hem de kişisel alanını koruyabilmesinin gerektiği ifade ediliyor. Kararların tek kişinin inisiyatifine bırakıldığı aile modelleri yerine karşılıklı saygı, ortak sorumluluk ve iş birliğine dayalı yapı öneriliyor. Güçlü ailenin, bireylerin kendi kişiliklerini koruyarak ortak değerler etrafında “biz” duygusunda buluşabilen aile olduğu dile getiriliyor.
Prof. Dr. Tarhan, aile içi istişare kültürüne ayrı bir başlık açıyor. Aileyi ilgilendiren konuların konuşularak karara bağlanması, eşlerin birbirlerinin görüşünü dikkate alması, çocukların da yaşlarına uygun meselelerde fikirlerinin sorulması aidiyet duygusunu güçlendiren etkenler arasında sayılıyor. Bu yaklaşımın çatışmaları büyümeden çözmeye katkıda bulunduğu belirtiliyor.
Tarhan ayrıca aile yaşamını “sosyal entropi” kavramı üzerinden değerlendiriyor. Doğada dış müdahale olmadığında düzenin bozulma eğilimi gösterdiğini, benzer biçimde ilgi ve emek verilmeyen aile ilişkilerinin de kendiliğinden iyiye gitmediğini belirtiyor. İhmal edilen bahçenin yabani otlarla kaplanmasına benzettiği bu süreçte, “Sihirli formüller aramak yerine zaman ayıracağız. İşe ve eşyalara ne kadar zaman ayırıyorsak eşimize ve çocuklarımıza da en az o kadar zaman ayırmak zorundayız” değerlendirmesini yapıyor.
Kitap genelinde, teknolojik ve ekonomik gelişmenin tek başına aile mutluluğu getirmediği, ilişkilerin emek, sevgi, güven ve adaletle korunabileceği mesajı öne çıkıyor. Prof. Dr. Nevzat Tarhan, doğru yönetilen krizlerin aile üyelerinin birbirini tanımasına fırsat sunduğunu, sorunların da uygun yaklaşımla eğitici bir sürece dönüşebileceğini vurguluyor.
Kaynak: BYZHA