Kolon Kanserinde Teşhis Yaşının Düşüşü Endişe Veriyor
Kolon kanserinde teşhis yaşının düşüşü artan bir sağlık sorunu olarak endişe yaratıyor. Erken teşhis önemini vurguluyor.
Kolorektal kanser vakalarının özellikle genç yaş gruplarında artış göstermesi, bu hastalığın erken tanı ve korunma çabalarının önemini bir kez daha gündeme getirdi. ABD kaynaklı bir araştırmaya göre, 50 yaş altındaki kişilerde kanser nedenli ölümler arasında kolorektal kanser ilk sıraya yükselmiş durumda. Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Vafi Atalay, 30 ve 40’lı yaşlarındaki kolorektal kanser vakalarının son dönemde daha sık gözlemlendiğini belirtti ve hastaların çoğunlukla ileri evrede başvurduklarını ifade etti.
Risk Faktörleri ve Stresin Rolü
Prof. Dr. Atalay, genç yaşta kolorektal kanserin artış sebebinin tam olarak netleşmediğini ancak kötü beslenme alışkanlıkları, sigara ve alkol tüketimi, hareketsiz yaşam tarzı ve obezitenin önemli risk faktörleri arasında yer aldığını dile getirdi. Ayrıca, yoğun stresin bağışıklık sistemini zayıflatarak bağırsak sağlığını olumsuz etkileyebileceği, bağırsak florasında değişikliklere yol açarak kolon kanseri riskini artırabileceği üzerinde durdu. Konserve ve tütsülenmiş besinler, fazla yağlı ve kırmızı et tüketiminin de bağırsak sağlığına zarar verdiği belirtildi. Dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma, düzenli egzersiz ve stres yönetiminin hastalık risklerini azaltmada etkili olduğu vurgulandı.
Erken Tanı, Tedavi ve Korunma Yaklaşımları
Kolorektal kanser tarama yaşının 50’den 40’a indirildiğini belirten Prof. Dr. Atalay, kolondaki kanserlerin yaklaşık %90’ının poliplerden kaynaklandığını ifade etti. Poliplerin kansere dönüşme sürecinin genellikle 5 ila 10 yıl arasında gerçekleştiği, bu durumun erken tanı ve müdahale için bir fırsat sunduğu belirtildi. Kolonoskopi ile yapılan erken taramalar sayesinde poliplerin tespit edilip temizlenmesinin, kanser gelişiminin önlenmesinde kritik öneme sahip olduğu aktarıldı. Ayrıca, erken evrede teşhis edilen kolorektal kanserlerin cerrahi müdahale ile başarıyla tedavi edilebildiği ve ek tedavilere, örneğin kemoterapiye, nadiren ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. Hastaların genellikle karın ağrısı, şişkinlik, makattan kanama, kilo kaybı ve kansızlık gibi belirtilerle geldiği ancak bu semptomlar ortaya çıktığında hastalığın genellikle ilerlemiş olduğu bildirildi.
Prof. Dr. Atalay, ileri evrelerde bile cerrahi müdahaleyle tümörün çıkarılmasının mümkün olduğu durumlarda iyileşme şansının arttığını, bu durumun mide ve pankreas kanserlerinden farklı olduğunu belirtti ve hastaların tedaviyi kabul etmelerinin önemini vurguladı.
Kaynak: BYZHA