Atipik Depresyonun Gizli Belirtisi: Reddedilme Hassasiyeti
Atipik depresyonun gizli belirtisi reddedilme hassasiyetini keşfedin ve bu durumu daha iyi anlayarak etkili çözümler bulun.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Yusuf Hüseyin, atipik depresyonun tanımı, yaygın belirtileri, risk etkenleri ve tedavi süreçleri üzerine kapsamlı bilgiler verdi. Dr. Hüseyin, bu depresyon alt tipinin özgün özelliklerine ve günlük yaşam üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Atipik Depresyonun Özellikleri ve Klinik Görünümü
Atipik depresyonun, klasik majör depresyondan ayrılmasını sağlayan en önemli özelliğin, kişilerin duygudurumlarının çevresel olaylara karşı tepki verebilmesi olduğunu belirten Dr. Hüseyin, kişinin içsel olarak ciddi bir çökkünlük yaşarken dışarıdan zaman zaman enerjik ve iyi görünmesinin mümkün olduğunu ifade etti. Bu durum, olumlu gelişmelere karşı kısa süreli bir iyileşme hissi yaşanmasıyla karakterizedir fakat bu iyileşme kalıcı olmamaktadır. Atipik depresyonda sıklıkla aşırı uyku hali, artan iştah ve kilo alımı, kollar ile bacaklarda ağırlaşma hissi ve kişilerarası ilişkilerde reddedilmeye karşı hassasiyet gibi belirtiler gözlemlenir.
Bu depresyon tipinin depresyon tanısı konulan bireylerin yaklaşık %15 ila %29’unda görülebildiğini açıklayan Dr. Hüseyin, halk arasında bilinen “kurşun ağırlığı” hissinin gerçek bir fiziksel ağırlık algısı ile bağlantılı olduğunu söyledi. Bu ağırlaşma hem biyolojik hem psikolojik kökenlidir; beyindeki nörotransmitter düzeylerindeki değişiklikler ve stres hormonlarının dengesizliği biyolojik temeli oluştururken, motivasyon kaybı, umutsuzluk ve isteksizlik gibi psikolojik unsurlar da etkili olmaktadır. Bu durumların, kişinin iradesizliği veya rol yapması olarak algılanmaması gerektiği vurgulanmıştır.
Risk Faktörleri ve Tedavi Yaklaşımları
Atipik depresyon vakalarının genellikle ergenlik sonu ya da erken yetişkinlik döneminde ortaya çıktığını ve kadınlarda daha sık rastlandığını belirten Dr. Hüseyin, gençlerde bu durumun sinirlilik, aileye karşı öfke, alınganlık ve anlaşılmadığına dair inançlar şeklinde kendini gösterebileceğini ifade etti. Ayrıca, ailesinde depresyon, bipolar bozukluk veya anksiyete olan bireylerde riskin yükseldiği, beyindeki kimyasal dengesizlikler ve stres faktörlerinin rol oynadığı bildirildi.
Tedavi sürecinde, ilaç kullanımının yanı sıra psikoterapi ve yaşam tarzı düzenlemelerinin temel yaklaşımlar olduğu belirtilmiştir. Özellikle aşırı uyku ve enerji düşüklüğü gibi semptomların ön planda olduğu durumlarda aktive edici antidepresanların tercih edildiği vurgulanmıştır. Psikoterapide ise duygudurumun çevresel faktörlere bağlı değişkenliği, kişilerarası ilişkilerdeki kırılganlık ve reddedilmeye duyarlılık üzerinde durulur. Hasta başvurularında genellikle ilişki problemleri, terk edilme korkusu, eleştiriye aşırı hassasiyet, özyeterlilik eksikliği, motivasyon kaybı, erteleme davranışları ve duygusal yeme gibi belirtiler görülür.
Dr. Hüseyin, tedavi edilmeyen atipik depresyonun yıllarca sürebilen, düşüş ve yükselişlerle seyreden ancak kalıcı özellik taşıyan bir tablo oluşturabileceğini belirtti ve erken müdahalenin kronikleşme riskini önemli ölçüde azaltacağını ifade etti. Özellikle iki haftadan uzun süren çökkünlük, günlük yaşam fonksiyonlarının belirgin biçimde azalması, aşırı uyuma, belirgin iştah ve kilo değişiklikleri, reddedilmeye karşı aşırı duyarlılık ve değersizlik duygularının psikiyatri uzmanına başvurmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
Kaynak: BYZHA