Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 27°C
Parçalı Bulutlu

    Sabri Amcanın Havuz Problemi

    25.02.2019
    A+
    A-

    Ayancık Kereste Fabrikasına tomrukların taşınmasında önemli rol oynayan havuzların şuanki konumu neresi, kaç tanelerdi ve büyüklükleri neydi? Havuz problemi ve Sabri Aksoy ile anımızı paylaşıyoruz.

    Ayancık Zingal’dan bir hikayeyle daha birlikteyiz…

    Ayancık yöresi ile ilgili araştırmalarımız 20 yıldır devam ediyor. Babaannemin babası Laz İsmail’in 1930’lu yıllarda Zindan köyünde (haritalarda Saraycıkaltı diye geçiyor) dükkânı varmış. Önce ondan dinlediklerim, sonra babamdan (çocukken Zindan’a dedesinin yanına gittiği zamanları anlatırken) duyduklarım, üniversite yılları akademisyenlik derken Zingal ile yollarımız 20 yıl önce tekrar kesişti. O zamandan beridir merakla bilgi topluyorum. Bir kısmını sosyal medya üzerinde yayınladık. Ayancık Meslek Lisesi Coğrafya öğretmeni (şimdi OMÜ Turizm Fak. Öğretim Üyesi olan) Mutlu Kaya o zamanlar Ayancık’ta ikamet ettiği için işim biraz daha kolaylaştı. Onun da desteğiyle hem bilgimiz hem de yayın sayımız arttı.

    Şimdi geriye doğru bakınca Zingal hakkında araştırmalar yaparken kimlerle dost olduk, kimlere danıştık da yol aldık? Biraz ahde vefa gösterelim istedim. Malum daha önce Seyis Sadettin Amcadan bahsetmiştim.

    Bu haftaki konuğumuz Yenikonak Babaçay’dan Sabri Aksoy.

    9 Ağustos 2009’da, yani günümüzden yaklaşık 10 yıl önce kendisini ziyaret ettim. Geçmişi bilen oydu. Ayancık ormanlarında neler yaşandı? Ondan dinledim. Gittiğimde halâ muhtar mıydı, yoksa eski muhtar olmanın verdiği alışkanlıkla mı bilmiyorum, evinin alt katında kendisine bir odayı büro yapmış, misafirlerini orada ağırlıyordu. Beni de güler yüzle ağırladı. Tabi ben o zaman meseleyi kıyısından köşesinden bildiğim için ne soracağıma da tam vakıf değildim. Malum bilgi arttıkça eksiklerimiz çoğaldı. Bilgi boşluklarını doldurmaya sıra gelince baktık ki bilgi kaynaklarımız bir bir ahirete göç etmiş ya da göç ediyor… (Neyse bu üzücü konuya şimdilik girmeyelim).

    Sabri Amcanın Yenikonak-Babaçay’daki bürosunda

    Lakin memuriyet, kaynak yokluğu, üniversitelerimizin araştırmayı değil de ders anlatmayı öncelemesi gibi sebepler arazi çalışmalarımızı hep aksatmıştır. Bir de yerel idarelerin (belediye ve kaymakamlıkların) vurdumduymazlığı, gerekli desteği vermek şöyle dursun fikirlerinizi kabul etmiş görünüp oyalamaları (baştan ilgilenmeseler kendinize başka yol bulursunuz, öyle yapmıyorlar, ümitlendiriyorlar, bu sefer tamam diyorsunuz, fakat devamı gelmiyor) ve sonuçta ortaya bir eser çıkmayışı süreci uzattı gitti.

    Neyse biz tekrar Sabri Amcaya gelelim. Sabri Amca aklımızın yettiği bilgimizin elverdiği ölçüde sorduğumuz soruları büyük bir sabırla cevapladı. Bürosundaki raflarda, çekmecelerde kendi biriktirdiklerini paylaştı. Mesela özenle sakladığı bir kitap vardı. Çıkarttı ve gururla gösterdi. Kitap; tomrukların kaç metreküp geldiğini gösteren 2-3 yüz sayfalık dönüşüm tablolarını içeriyordu. Uzun uzun konuştuk. O zamanlar yöredeki ilkokullarda ormancılık dersi olduğunu, ilkokul öğrencilerinin ormanda staj yapar gibi çalıştırılarak yetiştirildiklerini anlattı.

    Sonra konu döndü dolaştı havuzlara geldi. Zingal ulaşım sistemi içinde en çok merak ettiğim konulardan biri buydu.

    Malum olduğu üzere nasıl matematikte bir havuz problemi varsa “Ayancık’ın da bir havuz problemi!?” vardı. Neydi bu problem derseniz? Ayancık ormanlarında havuzlar nerelerdeydi, kaç taneydi, nasıllardı, büyüklükleri, su tutma kapasiteleri, dizilişleri, aralarındaki irtibatlar (yani kanal sistemleri) acaba nasıldı? Şimdi ne haldelerdi? (Bunların dışında bir de tomrukların sert zemine çarpmaması ya da kolay sürütme için inşa edilen havuzlar vardı; Yenicealtı’nda vargelin bitiminde ve Fabrika bahçesinde olduğu gibi. Bunlar ayrı bir konu).

    Bir yerde; Birinci Havuz, İkinci, Üçüncü, Dördüncü Havuz, başka bir yerde Büyük Havuz, Küçük Havuz diye gidiyor da, bunların hangileri Ayancık çayının hangi kolları üzerindeydi?

    Tabi o zamanlar (daha sonra Viyana Üniversitesi Kütüphanesi’nde Ceaslar’ın arşivinde bulduğumuz) 1930’ların başlarına ait renkli havuz fotolarını görmemiştik. Yine daha sonra farkettiğimiz üzere Akgöl’ün tomruk dolu halini de bilmiyorduk. Akgöl’ü bize 1972 yılında dönemin orman bölge şefinin akıl edip yaptırdığını anlatmışlardı. Halbuki o da tomruk havuzuymuş.

    Şimdi bunları niye uzun uzun anlatıyorum? Çünkü bu makalenin bamteli işte burası… Ben havuz diyince… (Ta ta ta, sürpriz!).

    Sabri amca çekmecesini açtı ve oradan bir kâğıt çıkardı. Ne olsa beğenirsiniz!? Sabri Amca A4 fotokopi kağıdına havuzları çizmiş, daha doğrusu çizmeye çalışmış. Sonra kafası karışmış, bırakmış, tekrar denemiş. İşin içinden çıkamamış olacak ki, “gel beraber çözelim” dedi.

    Sabri Amcanın çizimiyle Zingal ulaşım sistemi içinde havuzların yeri ve adları.

    Demesine dedi de o beni profesör diye ondan daha iyi bilebileceğimi düşündü de bana bu problemi birlikte çözelim dedi. Nerden bilsin şimdinin profesörleri (lafa gelince mangalda kül bırakmıyorlar, diploma desen çarşaf çarşaf, kariyer o biçim, lakinnnnn) eskilerin ilkokul mezunu kadar ferasete ve hayat bilgisine sahip değiller. Tabi ki Sabri Amcaya çok da yardımcı olamadım. Çünkü duyduklarım uymadı, bilgim de yetmedi. Yukarıda az önce ifade ettiğim gibi, bilgimiz sonradan çok arttı ama o zaman, yani Sabri amcayla konuşmaya gittiğimde havuzlar hakkında duyumdan öte hiç bilgim yoktu.

    Neyse Sabri Amca (Allah -CC- rahmet eylesin) “Evladım…” dedi, “bizden iş geçti artık, al bu kâğıdı, ben bilebildiklerimi buraya çizdim, geri kalan problemi sen çöz”.

    Bu arada bir de tembihte bulundu, onu da yazayım; “evladım” dedi, “adımı unutmazsın değil mi?”. O sırada nüfus cüzdanı masanın üzerindeydi. Cüzdanı aldım çizimlerinin olduğu A4 kağıdının üstüne koyup birlikte fotoğrafını çektim ve “artık unutmam, bu çizim kaldıkça adınız da bunun yanında olacak” dedim. Gülümsedi, mutlu oldu. Ne de olsa insanoğlu ölümlüydü, ama öyle şeyler vardı ki onlar gelecekte hatırlanmak için bir ışık, bir hatıra, bir iz idi.

    Ben sonraki yıllarda Zindan çayı üzerinde Büyük Havuz ve Küçük Havuzu tespit ettim, Viyana Üniversitesi’nden renkli fotolarını temin ettim. Almanca ve Türkçe yayınladık. Fakat İnaltı Çayı üzerinde dört tane havuz var. Bunlardan Akgöl kaçıncı? Birinci mi ikinci mi, diğerleri nerelerdeydi bunları bilmiyorum. Bir havuz Çukurcay’da, bir havuz da Yemişli Çayında var. Çukurçay ve Yemişli’dekilerin de fotoğrafları var. Fakat İnaltı’dakilerin (Akgöl hariç) yok. Dr Öğr. Üyesi Mutlu Kaya arkadaşım bir tane daha fotoğraf buldu onun da İnaltı’daki kaçıncı havuz olduğunu tam anlamadık. Kepez’de var mıydı onu da bilmiyoruz.

    Bugünkü Akgöl’ün eskiden İnaltı Çayı üzerindeki havuzlardan biri olduğunu biliyor muydunuz?

    (Ara not: Havuzlar dekovil hatlarının orman içinde bittiği yerden geride/güneyde yer alıyor. Eğim nedeniyle trenin artık çıkamadığı/ulaşamadığı yerlerde havuz ve kanal sistemi yapılmış. Hattın uzunluğuna göre havuz sayısı artıyor.)

    Değerli dostlar sonuç olarak demem o ki Sabri Amcanın bize verdiği ödev olan “Zingal’e ait havuz problemi”ni tam olarak çözemedik bilginiz olsun. (Şayet bu konuda bilgisi olan varsa onlar temiz bir kağıda sistemi tekrar çizip, çizimin fotoğrafını da çekip paylaşırlarsa ziyadesiyle memnun oluruz).

    Sonuç. Beş yıl kadar önce (29 Ağustos 2014’te) dönemin Ayancık Kaymakamı ve Belediye Başkanı Ayhan Ergün Beyle ormana bir gezi yaptık. Babaçay’da mola verip, köylülerle sohbet ettik, çay içtik. Orada Sabri Amcayı sordum, Sabri Amcanın rahmetli olduğunu söylediler. Çok üzüldüm. Bürosu kapalıydı. Evinde kimse yoktu. Bürodaki malzemeleri sordum, kapısı kilitli, öylece duruyor dediler. “Aman ne olur koruyun, içeride değerli şeyler var, şayet bir gün (o gün kıyamet kopmadan gelir inşallah) Ayancık’a ‘Orman Müzesi’ kurulursa, orada sergilenecek hatıralar var” diye sıkı sıkı tembih ettim. Umarım dikkate almışlardır. (Yine umarım ben böyle dedim diye, acaba bıraktıkları içinde değerli birşey mi vardı diye düşünen bir işgüzar çıkıp bürosunu talan etmez).

    Ahhh…. Sabri Amca keşke biraz daha yaşasaydın da sana havuz probleminin çözümünde geldiğimiz aşamayı anlatabilseydim. Kafamdaki sorulara birlikte cevap arasaydık. Problemin sonucunu keşke birlikte görebilseydik, çözümüne birlikte ulaşabilseydik. Ne demiş atalarımız; “geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer”.

    Ruhun şâd, mekânın Cennet olsun.

    Kuzeye, Ayancık ilçe merkezi tarafına bakış; Bir zamanlar Babaçay.

     

    Güneye bakış. Bir zamanlar Babaçay.

    Zindan Çayı üzerinde kurulan büyük havuzda Belçikalıların sal keyfi. O zamanlarda insanlar bu şekilde eğlenirken şimdi insanlar beton yığınları içinde tıkılıp kalmış durumdalar.

    Zingal Ormanlarında ormancılık dersi alan öğrenciler

    YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
    YORUMLAR

    This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

    1. Sedat Aksoy dedi ki:

      Merhaba ben Merhum Sabri Aksoy’un torunuyum.
      Yazının bağlantı linkini bir arkadaşım gönderdi okudum ve çok duygulandim. Bu görüşmeden haberim yoktu, teşekkür ederim. Görüşme yaptığınız yer Sabri Aksoy’un hatıralarıyla birlikte aynen duruyor muhafaza ediyoruz.

      1. Kadir başar dedi ki:

        Yenikonak otmanli köyü den kadir başar iletişime geçelim benim babam orman sofuru idi eksikleri tamamlariz