Sinop KESK Şubeler Platformu’ndan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü mesajı
Sinop KESK Şubeler Platformu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Sinop KESK Şubeler Platformu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.
Mesajda şu ifadeler kullanıldı:
“Bugün 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Ancak ülkemizde gazetecilik mesleğinin getirildiği nokta, ne yazık ki bugünü bir “bayram” veya “kutlama” günü olmaktan çıkarmış; basın özgürlüğü, demokrasi ve halkın haber alma hakkı adına bir mücadele ve dayanışma gününe dönüştürmüştür.
Gazeteciliğin adeta suç sayıldığı, gerçekleri yazan kalemlerin susturulmaya çalışıldığı, soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalarla basının hizaya getirilmek istendiği karanlık bir dönemden geçiyoruz. Medya sahipliğinin tekelleştiği, ana akım medyanın büyük ölçüde iktidarın sesi haline geldiği bu düzende; halkın gerçekleri öğrenme hakkı sistematik olarak gasp edilmektedir.
Bizler biliyoruz ki; özgür basın, demokrasinin nefes borusudur. Bu nefes borusunu kesmeye çalışanlara karşı, geçmişten bugüne bedel ödeyen onurlu gazetecilerin mirası en büyük gücümüzdür.
Karanlığa ışık tutmak için canı pahasına gerçeğin peşinden giden; Ankara’nın puslu havasında katledilen Uğur Mumcu, Barışın ve diyaloğun sesi olduğu için hedef alınan Abdi İpekçi, Gerçekleri belgelediği için gözaltında dövülerek öldürülen Metin Göktepe, Ve bu uğurda kalemini yere düşürmeyen Hrant Dink’ten Musa Anter’e kadar yitirdiğimiz tüm basın şehitlerini saygı ve minnetle anıyoruz.
Onlar, sadece birer isim değil; “sarayın” veya güç odaklarının değil, halkın sesi olmayı tercih eden onurlu bir duruşun simgeleridir. Bugün, her türlü baskıya, ekonomik zorluğa ve sansüre rağmen kalemini satmayan basın emekçileri, işte bu onurlu mirasın temsilcileridir. Onların mücadelesi, Abdi İpekçi’nin barışçıl dilini, Uğur Mumcu’nun araştırmacı cesaretini ve Metin Göktepe’nin inadını yaşatmaktadır.
Bizler KESK olarak; halkın gerçekleri öğrenmesi için her türlü zorluğa göğüs geren tüm basın emekçilerinin yanındayız. Talebimiz nettir:
· Gazetecilerin mesleki faaliyetlerinden dolayı yargılanmadığı,
· Sendikal hakların tanındığı ve güvencesiz çalıştırmanın son bulduğu,
· Sansürün ve oto-sansürün tarihe karıştığı,
· Medya kuruluşlarının iktidar aygıtı değil, halkın denetim mekanizması olduğu bir Türkiye istiyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle; emeği ve onuruyla direnen, sadece “çalışan” değil, işsiz bırakıldığı halde mesleğine küsmeyen tüm gazetecilerin gününü kutluyor; özgür, demokratik ve aydınlık bir gelecek mücadelesinden asla vazgeçmeyeceğimizi haykırıyoruz.
Yaşasın Özgür Basın! Yaşasın Dayanışma!”