3 Eylül 2026, 13:05:05
Dolar 48,3147
Euro 56,2558
Altın 6.878,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 27°C
Açık
Sinop
27°C
Açık
Çar 26°C
Per 26°C
Cum 26°C
Cts 27°C

Bel Ölçüsündeki Ani Değişim: Diyabet Riskinin Önemli Bir Habercisi Olabilir

Bel ölçünüzdeki ani değişim diyabet riskinizin önemli bir göstergesi olabilir. Nedenlerini ve almanız gereken önlemleri keşfedin.

Bel Ölçüsündeki Ani Değişim: Diyabet Riskinin Önemli Bir Habercisi Olabilir
3 Eylül 2026 11:29

Uluslararası veriler dünyada yaklaşık 589 milyon yetişkinin diyabetle yaşadığını, Türkiye’nin ise 9,6 milyon yetişkin diyabetliyle Avrupa’da ilk sırada bulunduğunu ortaya koyarken uzmanlar hastalığın sessiz ilerlediğine dikkat çekiyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Adnan Batman, Türkiye’de diyabetli sayısının 12 milyona yaklaştığının tahmin edildiğini belirterek hastaların önemli bir bölümünün hastalığından habersiz olduğunu ifade ediyor. Batman, çok su içme, sık idrara çıkma, açıklanamayan kilo kaybı, halsizlik, bulanık görme, geç iyileşen yaralar gibi şikayetlerin çoğu kişide geç fark edildiğini vurguluyor.

Doç. Dr. Batman, genetik yatkınlığın yanı sıra obezite, hareketsiz yaşam, rafine şeker ağırlıklı beslenme, kronik stres ve yetersiz uykunun diyabet sıklığını artırdığını belirtiyor. Tip 2 diyabetin büyük ölçüde önlenebilir olduğunun altını çizen Batman, vücut ağırlığının yüzde 5 ile 10 arasında azaltılmasının riskli grupta diyabet gelişme olasılığını yüzde 58’e kadar düşürebileceğini dile getiriyor. Batman, genetik yapı değiştirilemese de beslenme düzeni, günlük hareket miktarı, uyku alışkanlığı ve düzenli kan tahlili gibi etkenlerin kişilerin kontrolünde olduğuna dikkat çekiyor.

Diyabete Karşı İlk Adım: Kilo Kontrolü ve Beslenme

Uzmanlara göre özellikle karın bölgesinde biriken yağ, metabolik hastalıklar açısından yüksek risk oluşturuyor. Erkeklerde bel çevresinin 102 santimetrenin, kadınlarda 88 santimetrenin üzerine çıkması insülin direnci ve diyabet için uyarı kabul ediliyor. Sadece tartıdaki kilo değil bel çevresi ölçümünün de düzenli izlenmesi öneriliyor. Vücut ağırlığının yüzde 5 ile 10 oranında azaltılması, yüksek riskli bireylerde diyabet gelişme riskini anlamlı ölçüde düşürüyor. Kısa sürede fazla kilo kaybı hedefleyen ağır diyetler yerine sürdürülebilir beslenme ve hareket planı öneriliyor.

Şekerli içecekler diyabet açısından önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Kola, gazoz, hazır meyve suyu, şeker eklenmiş çay ve kahve gibi içecekler kan şekerini hızlı yükselttiği için pankreas üzerinde ek yük oluşturuyor. Günde bir kutu şekerli içecek tüketiminin bile Tip 2 diyabet riskini belirgin artırdığı belirtiliyor. Beyaz ekmek, pirinç ve şekerli unlu ürünler gibi rafine karbonhidratların azaltılması, bunların yerine tam tahıllı besinlerin tercih edilmesi öneriliyor. Tatlı ihtiyacının meyveyle giderilmesi, sıvı tüketiminde su, sade maden suyu, ayran ve şekersiz çayların seçilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Akdeniz tipi beslenme modeli diyabetten korunmada öne çıkan yaklaşımlar arasında gösteriliyor. Öğünlerde tabağın yarısının sebze ve salatadan, dörtte birinin tavuk, balık veya baklagiller gibi protein kaynaklarından, kalan kısmın ise tam tahıllardan oluşması tavsiye ediliyor. Haftada en az iki kez balık tüketilmesi, zeytinyağı ve lifli gıdaların günlük beslenmede yer alması, her gün bir avuç çiğ kuruyemiş alınması öneriliyor. İşlenmiş etler, paketli atıştırmalıklar ve hazır gıdaların sınırlanmasının hem kan şekeri hem tansiyon hem de kolesterol açısından yarar sağladığı belirtiliyor.

Hareket, Uyku ve Sigarayı Bırakmanın Rolü

Doç. Dr. Batman, kasların şeker kullanımında temel organlardan biri olduğunu, hareketsiz yaşam sürdükçe bu kapasitenin azaldığını dile getiriyor. Haftada en az 150 dakika, günde ortalama 30 dakikalık tempolu yürüyüşün insülin duyarlılığını artırdığı ve diyabet riskini azalttığı ifade ediliyor. Spor salonuna gitme imkanı olmayanlar için asansör yerine merdiven kullanılması, toplu taşımadan bir durak önce inilmesi, akşam yemeği sonrasında kısa yürüyüşler yapılması gibi pratik öneriler sıralanıyor. Masa başında çalışanların her 30 ila 45 dakikada bir kısa süreli hareket molası vermesi gerektiği belirtiliyor.

Uyku düzeni ve stres yönetimi de diyabet açısından kritik başlıklar arasında yer alıyor. Düzenli olarak gecede 6 saatten az uyuyan kişilerde insülin direnci ve diyabet riskinin yükseldiği belirtiliyor. Uykusuzlukla birlikte stres hormonu kortizol düzeyinin artması, iştah dengesinin bozulması ve gece atıştırmalarının sıklaşması diyabet açısından ek yük oluşturuyor. Gecede 7 ile 8 saat arası kaliteli uyku öneriliyor. Yatma saatinin gece geç saatlere kaymasının biyolojik yaşlanmayı hızlandırdığı vurgulanıyor. Stresle başa çıkmak için yürüyüş, nefes egzersizi, hobi edinme, ibadet veya sosyal destek gibi yöntemlerden yararlanılması gerektiği ifade ediliyor.

Sigara kullanımı diyabetle ilişkili ek bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Sigara içenlerde Tip 2 diyabet riskinin içmeyenlere kıyasla yüzde 30 ile 40 arasında daha yüksek olduğu bildiriliyor. Sigaranın insülin direncini artırdığı, pankreasta insülin üreten hücrelere zarar verebildiği ve yağın karın çevresinde toplanmasını kolaylaştırdığı belirtiliyor. Diyabet tanısı alan kişilerde sigaranın sürdürülmesi durumunda kalp krizi, böbrek hasarı ve damar tıkanıklığı riskinin yükseldiği ifade ediliyor. Uzmanlar sigaranın bırakılması halinde bu risklerin zaman içinde azaldığını hatırlatıyor. Sigara bırakma polikliniklerinden ve tıbbi destek programlarından yararlanılması öneriliyor.

Düzenli Kontrol Uyarısı

Doç. Dr. Batman, diyabetin uzun yıllar belirgin şikayet oluşturmadan damar yapısını bozabildiğini belirterek erken tanının önemine dikkat çekiyor. 35 ila 40 yaş aralığından itibaren herkesin yılda bir kez kan şekeri için kontrol yaptırmasının uygun olduğunu ifade ediyor. Ailesinde diyabet öyküsü bulunanların, fazla kilolu kişilerin, gebelik şekeri öyküsü olan kadınların ise daha erken yaşlardan başlayarak yılda en az bir kez açlık kan şekeri ölçtürmesi gerektiği belirtiliyor. Gerektiğinde üç aylık ortalama kan şekerini gösteren HbA1c testinin de istenebileceği ifade ediliyor.

Açlık kan şekerinin 100 ile 125 mg/dl aralığında ölçülmesi prediyabet olarak tanımlanıyor. Uzmanlar bu dönemin hastalık ilanı değil yaşam tarzının değiştirilmesi için kritik bir uyarı olduğunu vurguluyor. Türkiye’de diyabeti olduğu halde tanı almamış kişi sayısının yüksek olduğuna dikkat çeken Batman, yetişkinlerin kendi değerlerini öğrenmesi ve düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi çağrısında bulunuyor.

Kaynak: BYZHA

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.