Geceleri Horlama ve Boğulma Hissine Dikkat!
Toplumda oldukça yaygın görülen horlama, çoğu zaman yalnızca sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor.
Toplumda oldukça yaygın görülen horlama, çoğu zaman yalnızca sosyal bir rahatsızlık olarak değerlendiriliyor. Ancak horlama basit bir uyku alışkanlığından çok daha fazlasını ifade ediyor. Özellikle gece boyunca nefes durmalarıyla seyreden uyku apnesinin en önemli belirtilerinden biri olan horlama, farkında olmadan sağlığı tehdit edebiliyor. İleri yaş, kilo artışı ve yaşam tarzına bağlı faktörlerle görülme sıklığı artan bu sorun, yalnızca kişinin değil aynı ortamı paylaştığı aile bireylerinin de uyku kalitesini bozuyor. Tedavi edilmediğinde ise yüksek tansiyondan kalp ve damar hastalıklarına, diyabetten gündüz aşırı uyku haline kadar birçok problem zemin hazırlayabiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Erdal Seren, horlama ve uyku apnesi hakkında önemli bilgiler verdi.
Sürekli horluyorsanız nedeni araştırılmalı
Uyku sırasında üst solunum yollarındaki kasların gevşemesi sonucu hava yolunun daralmasıyla ortaya çıkan horlama, vücudun yeterli oksijen alamadığını gösterebilen önemli bir bulgudur. Yumuşak damağın ve küçük dilin uzun olması, bademcik ve geniz eti büyüklüğü, burun tıkanıklıkları ile fazla kilo gibi faktörler horlamaya neden olabilir. Ara sıra görülen horlama çoğu kişi için önemli bir sorun oluşturmasa da, sürekli hale gelmesi ve uykuda nefes durmalarıyla birlikte seyretmesi durumunda mutlaka değerlendirilmesi gerekir.
Uyku apnesinin göz ardı edilmemesi gereken 8 belirtisi
Uyku apnesi bulunan kişiler, gece boyunca farkında olmadan defalarca nefessiz kalabilir. Bunun sonucunda şu belirtiler ortaya çıkabilir:
- Horlama
- Gece boğulma hissiyle uyanma
- Çarpıntı
- Sık idrara çıkma
- Sinirlilik ve depresif ruh hali
- Gün içinde sürekli uyku hali ve halsizlik
- Dikkat eksikliği ve performans düşüklüğü
- Sabah baş ağrısı
Uzun dönemde tedavi edilmeyen uyku apnesi; yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, kalp krizi, felç, tip 2 diyabet ve ani ölüm riskini artırabilmektedir. Ayrıca horlama yalnızca hastayı değil, aynı odada uyuyan kişileri de etkileyerek uyku kalitesini düşürmekte; kronik yorgunluk, stres ve yaşam kalitesinde azalmaya neden olabilmektedir.
Kesin tanı için uyku testi şart
Hastalığın tanısında en önemli yöntemlerden biri, uyku laboratuvarında gerçekleştirilen polisomnografi yani uyku testidir. Bu incelemede kişinin gece boyunca solunum hareketleri, oksijen düzeyi, kalp ritmi, beyin dalgaları ve uyku düzeni değerlendirilerek horlama ve uyku apnesinin derecesi belirlenir. Bunun yanı sıra Kulak Burun Boğaz muayenesiyle hava yolunda darlığa neden olan anatomik problemler de ayrıntılı şekilde incelenir.
Tedavinin kişiye özel yaklaşımla planlanması büyük önem taşıyor
Horlama ve uyku apnesinin tedavisi, hastalığın şiddetine ve altta yatan nedenlere göre değişiklik göstermektedir. İlk aşamada kilo verilmesi, sigara ve alkol kullanımının bırakılması, düzenli uyku alışkanlığı kazanılması, doğru yatış pozisyonunun tercih edilmesi ve burun tıkanıklıklarının giderilmesi gibi yaşam tarzı değişiklikleri önerilir. Hafif ve orta dereceli vakalarda ise ağız içi aparatlar kullanılarak hava yolu genişletilebilir ve horlama azaltılabilir.
Cerrahi tedaviyle hem horlama hem apne kontrol altına alınabiliyor
Anatomik darlıkların ön planda olduğu veya diğer tedavi yöntemlerinin yetersiz kaldığı hastalarda cerrahi seçenekler gündeme gelebilmektedir. Lazer veya radyofrekans destekli yumuşak damak ameliyatları, burun eğriliğinin düzeltilmesi, konka küçültme işlemleri, nazal valv cerrahisi ile bademcik ve geniz eti operasyonları hava yolunu genişleterek solunumun rahatlamasını sağlayabilir. Uygun hastalarda uygulanan cerrahi tedaviler, hem horlamayı hem de uyku apnesine bağlı şikâyetleri önemli ölçüde azaltabilmektedir.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı