4 Haziran 2026, 17:15:15
Dolar 45,9743
Euro 53,6488
Altın 6.619,53
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Sinop 20°C
Hafif Yağmurlu
Sinop
20°C
Hafif Yağmurlu
Sal 19°C
Çar 20°C
Per 22°C
Cum 22°C

BİTEN EVLİLİKLER, KALAN UMUTLAR – Av. Tolga ÇELİK

BİTEN EVLİLİKLER, KALAN UMUTLAR – Av. Tolga ÇELİK
4 Haziran 2026 14:20 | Son Güncellenme: 4 Haziran 2026 14:42

Sevgili Ayancık Gazetesi okurları; sizlerle bu köşede buluşmak benim için ayrı bir mutluluk. Bugün rotamızı adliye koridorlarına, daha doğrusu o soğuk koridorlara taşınan kırık hayat hikayelerine çevireceğiz. Konumuz, memleketin en kanayan yaralarından biri: Çatırdıyan evlilikler ve hızla artan boşanmalar.

Geçtiğimiz haftalarda TÜİK, 2025 yılına ait evlenme ve boşanma istatistiklerini yayınladı. Rakamlara şöyle bir baktığımızda, aslında mahallede, komşuda, akrabada duyduğumuz o toplumsal çözülmenin resmiyet kazandığını anlıyoruz. 2024’te 569 bin olan evlilik sayısı 2025’te 552 bine düşmüş. Buna karşılık boşanma sayısı ise 188 binden 193 bin 793’e fırlamış. Neredeyse evlenen her üç çiftten biri boşanma yoluna giriyor. Hele bir detay var ki çok daha çarpıcı: Bu boşanmaların üçte biri evliliğin daha ilk 5 yılında, yani o sözde cicim ayları biter bitmez yaşanıyor. Kaba boşanma hızının İzmir gibi metropollerde zirve yapması, Doğu illerimizde ise düşmesi , büyükşehirlerin o stresli ve insanı yalnızlaştıran yapısının evlilikleri nasıl tükettiğinin en net göstergesi.

Peki neden böyle oldu? Bireyselleşen dünyamızda biz olmayı unuttuk da ondan. Sosyal medyanın o sahte kusursuzluk vitrinleri, evlilik içindeki en ufak bir çiziği bile devasa bir çöküş gibi algılamamıza sebep oluyor. Eskinin o kol kırılır yen içinde kalır anlayışı, yerini hayata bir kere geliyorum, neden çekeyim? aceleciliğine bıraktı. Ekonomik zorlukları ve geçim sıkıntısını da bu kazanın içine attığınızda, evlilik kurumu maalesef en ufak bir sarsıntıda kâğıttan bir kule gibi yıkılıveriyor.

BİTEN EVLİLİKLER, KALAN UMUTLAR – Av. Tolga ÇELİK

Anadolu’dan kopup gelen milyonların oluşturduğu İstanbul gibi koca bir metropolde, bilhassa hukuki ve ticari hayatın kalbinin attığı Şişli – Mecidiyeköy hattında mesleğini icra eden bir hukukçu olarak, günde onlarca farklı hayat hikayesi dinliyorum. Bazen gecenin bir yarısı çaresiz kalan bir eşin, panikle nasıl bir güvenli liman aradığına şahit oluyorum. Karşıma oturduklarında gördüğüm şey sadece hukuki bir dava dosyası değil; anlaşılmayı, hakkını yedirmemeyi ve yeni bir hayata güvenle başlamayı uman yorgun insanlar oluyor.

Aslında bu süreç o kadar hassas bir denge ki… Eğer eşler biz bu işi medenice, birbirimizi ve en önemlisi çocuklarımızı yıpratmadan noktalayalım derlerse, karşılıklı bir protokolle masaya oturulan anlaşmalı boşanma davası devreye giriyor ve süreç tek celsede, saygı çerçevesinde bitiyor. Ama işin içine şiddet, ihanet, ekonomik baskı ya da ağır hakaretler girdiğinde, o dava kaçınılmaz olarak bir çekişmeli boşanma davasına dönüşüyor. İşte o zaman; kimin ne kadar kusurlu olduğu, nafakalar, velayet savaşları ve yılların emeği olan mal paylaşımı gibi ağır yükler biniyor omuzlara.

Böyle durumlarda, süreci duygusal hezeyanlarla ve kulaktan dolma mahalle baskısıyla değil, serinkanlı ve akılcı bir hukuki stratejiyle yönetmek hayati önem taşıyor. Çünkü yanlış atılan tek bir adım, ileride telafisi çok güç maddi ve manevi yaralar açıyor. Bir İstanbul’da boşanma davalarıyla ilgilinen bir avukat olarak müvekkillerime her zaman söylediğim ilk şey şu olur: Geçmişte yaşananları değiştiremeyiz ama geleceğinizi sağlam, adil ve hukuki temeller üzerine inşa edebiliriz.

Sözün özü dostlar; aile kurumu hepimizin göz bebeği, başımızın tacı. Ancak yürümediğinde, hayatı hem kendinize hem de eşinize zehir etmeden, adil ve yasal çerçevede yeni bir sayfa açabilmek de en doğal insan hakkıdır. Önemli olan, o yeni sayfayı açarken yasal haklarınızı bilmek ve bu fırtınalı yolu ehil bir rehberle, yalnız yürümemektir.

Sağlıklı, huzurlu ve sevgi dolu yuvalarınızın olması dileğiyle… Kalın sağlıcakla.

Av. Tolga ÇELİK

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.