Tüm Öfkeli Gençler Şiddete Başvurmuyor!
Tüm öfkeli gençler şiddete başvurmaz! Öfkenin farklı ifade şekillerini ve çözüm yollarını keşfedin.
Son dönemde sıkça gündeme gelen okul temelli şiddet olayları, Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikoloğu İpek Erol tarafından detaylı şekilde değerlendirildi. Erol, ergenlik dönemine özgü psikolojik dinamiklerin bu tür davranışların ortaya çıkışında önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Ergenlik Döneminde Dürtü Kontrolü ve Şiddet Riski
Klinik Psikolog İpek Erol, ergenlik sürecinde duyguların yoğun bir şekilde deneyimlendiğini ancak bireyin bu duygularını düzenleme becerisinin henüz tam anlamıyla gelişmediğini belirtti. Bu durumun dürtü kontrolünde zayıflık, kimlik karmaşası, akran grubu tarafından kabul görme ihtiyacı ve öfke yönetiminde güçlük gibi faktörlerin bazı gençlerde saldırganlık riskini artırabileceğini gösterdiğini vurguladı. Bununla birlikte her gençte bu belirtilerin şiddet eğilimi oluşturmadığını, riskin daha çok bireysel kırılganlıklar ve sosyal çevreyle etkileşimden kaynaklandığını açıkladı. Erol, psikoloji alanında gençlerde şiddetin temelinde davranış kontrolünün zayıflığı, yoğun duygusal zorluklar, okula bağlılığın azalması, aile içi çatışmalar ve şiddete maruz kalmanın sıklıkla bulunduğunu ifade etti.
Okul Şiddetinin Psikolojik Altyapısı ve Erken Uyarı İşaretleri
Okul ortamında meydana gelen saldırgan davranışların genellikle uzun süreli ve birikimli psikolojik süreçlerin sonucu olduğunu belirten Erol, bu tip durumlarda dışlanma hissi, küçük düşürülme algısı, öfkenin içe atılması, yalnızlık, değersizlik duygusu ve intikam düşüncelerinin sıkça gözlendiğini belirtti. Ayrıca bazı vakalarda gerçeklik algısındaki bozulmaların da görülebileceğini, özellikle psikotik süreçlerde bu tür algı farklılıklarının şiddet davranışlarını etkileyebileceğini dile getirdi. Erol, psikiyatrik hastalıkların hepsinin şiddetle bağlantılı olmadığı ancak tedavi edilmemiş durumlarda riskin yükseldiğine dikkat çekti ve erken değerlendirme ile müdahalenin önemini vurguladı.
Aile ve okulun dikkat etmesi gereken erken uyarı işaretlerine de değinen İpek Erol, okul başarısında ani gerileme, okula karşı yabancılaşma, yoğun öfke nöbetleri, tehdit içeren ifadeler, şiddeti yücelten paylaşımlar, sosyal çekilme ve davranış değişimleri gibi belirtilerin özenle izlenmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca, gençlerin yaptığı ‘beni görecekler’, ‘hesabını soracağım’ gibi ifadelerin kesinlikle hafife alınmaması gerektiğine dikkat çekti.
İpek Erol, riskin artmasında en önemli etkenlerden birinin de aile içindeki duygu paylaşımlarının eksik olması ve okul ortamındaki yetersiz ilişkisel takip olduğunu belirtti. Ailelerin aşırı gevşek ya da çok katı sınırlar koyduğu, çocukların ancak başarılarıyla değer gördüğü durumlarda kırılganlığın arttığını söyledi. Okullarda ise rehberlik servislerinin yalnızca evrak işlemleriyle meşgul edilmesinin, öğretmenlere risk sinyallerini tanıma konusunda sık yeterli destek verilmemesinin riskin artmasına yol açtığını kaydetti. Bu nedenle aile, öğretmen, okul yönetimi, ruh sağlığı uzmanları ve sosyal hizmetlerin koordineli çalışmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.
Son olarak, günümüz gençlerinin psikososyal açıdan ciddi baskılar altında olduğunu belirten Erol, yalnızlık, değersizlik hissi, sürekli karşılaştırılma, başarısızlık korkusu, dışlanma ve gelecek kaygısının gençlerin yaygın duyguları olduğunu söyledi. Dijital ortamın görünür olma baskısını artırarak özellikle narsisistik yaralanma, utanç ve öfke döngüsünü besleyebileceğine dikkat çekti. Medyanın da olayları başarılı bir şekilde aktarması ve fail odaklı anlatımlardan kaçınması gerektiğini vurguladı. Medyanın, olayların detaylarına fazla yer vermesi yerine erken uyarı işaretleri, psikolojik destek ve çözüm yollarını ön plana çıkarması gerektiğini açıkladı.
İpek Erol, dijital oyunların tek başına şiddet olaylarının nedeni olarak gösterilemeyeceğini, ruhsal durum, aile yapısı, sosyal çevre ve silah erişiminin bu tür olaylarda asıl belirleyici faktörler olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.
Kaynak: BYZHA