Meme Kanseri Sürecinde Psikolojik Dayanıklılığı Güçlendirmenin Yolları
Meme kanseri sürecinde psikolojik dayanıklılığı artırmanın etkili yöntemleri ve destek yollarını keşfedin, güçlü kalmanın sırlarını öğrenin.
1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikoloğu Cumali Aydın, meme kanseri tanısı alan kadınların süreç boyunca yaşadıkları psikolojik zorluklar, duygusal tepkiler ve sosyal desteğin önemi hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Kanser Teşhisinin Psikolojik Yansımaları ve Tedavi Süreci
Kanser tanısının, hastalar için hayatı önemli ölçüde etkileyen bir eşik anı olduğunu belirten Klinik Psikolog Cumali Aydın, bu süreçte yoğun ve dalgalı duyguların ortaya çıkabildiğini ifade etti. Teşhis sonrası kadınların sıklıkla şok, inkâr, korku, kaygı ve kontrol kaybı gibi duygular yaşadığına dikkat çekti. İlk tepkilerin, beynin korunma mekanizması olarak inkâr şeklinde olmasının doğal olduğunu söyledi. Ayrıca, ölüm korkusu ve geleceğe dair belirsizlik gibi varoluşsal kaygıların erken dönemlerde de ortaya çıkabileceğini belirtti. Tedavi aşamalarının; cerrahi müdahaleler, kemoterapi ve radyoterapi gibi uygulamaların hem bedensel hem de psikolojik dünyada değişimlere neden olduğunu anlattı. Cerrahi sonrası kadınların beden algısında yabancılaşma ve kayıp hissi yaşayabileceğine vurgu yaptı. Kemoterapinin fiziksel yan etkilerle birlikte psikolojik stres oluşturduğunu, radyoterapinin ise uzun süreli yorgunluk ve duygusal dalgalanmalara yol açabileceğini ifade etti. Psikolojik destek almanın tedavi sürecine uyumu ve ruhsal dayanıklılığı artırdığını aktardı.
Vücut İmajı ve Psikososyal Destek Gereksinimi
Meme kanseri tedavisi sonrası kadınların beden algılarında yaşadığı değişikliklerin toplumsal ve bireysel anlamda kadınlık kimliğiyle ilintili olduğunu belirten Aydın, bu durumun özgüven, cinsel yaşam ve sosyal ilişkiler üzerinde etkili olduğunu ifade etti. Tedavi sonrasındaki fiziksel değişikliklerin aynaya bakışı ve sosyal yaşamı zorlaştırabileceğini kaydetti. Kadınların yeniden bedenleriyle ilişki kurmalarının zaman ve sabır gerektirdiğini dile getirdi. Psikolojik dayanıklılığın artırılmasında duyguların ifade edilmesi, aktif kontrol sağlanan alanlara odaklanma ve gevşeme tekniklerinin etkili olduğunu açıkladı. Ayrıca, destek gruplarının yalnızlık hissini azaltarak iyileşme sürecine katkı sağladığına değindi. Güçlü olmak zorunda olunmadığını, duygusal süreçlerin doğal ve iyileşmenin bir parçası olduğunu vurguladı. Sosyal desteğin tedavi sürecinde koruyucu rol oynadığını belirten Aydın, destek verirken yargılamadan dinlemenin, kadının hızına saygı göstermenin önemine işaret etti. Son olarak, meme kanserinin yalnızca bireysel değil, ilişkisel bir deneyim olduğunu ve şefkatli, sabırlı bir çevrenin psikolojik iyileşmede belirleyici olduğunu ifade etti.
Kaynak: BYZHA