Kadınlar Zorlukları Aşarak Güçleniyor!
Kadınlar, zorlukları aşarak güçleniyor ve ilham verici başarı hikayeleriyle topluma örnek oluyor. Gücünüzü keşfedin!
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikoloji Hizmetleri Genel Koordinatörü ve Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kadınların karşı karşıya kaldığı toplumsal ve biyolojik baskıların psikolojik dayanıklılık, empati ve sosyal beceriler üzerindeki etkilerini değerlendirdi. Kadınların güçlerini koruyabilmeleri için uygulayabilecekleri yöntemlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı.
Toplumsal ve Biyolojik Baskıların Psikolojik Etkileri
Kadın olmanın çok katmanlı psikolojik boyutları bulunduğunu ifade eden Demirsoy, toplumsal rollerin ve biyolojik faktörlerin kadının psikolojisini hem destekleyici hem de zorlayıcı biçimde etkileyebileceğini belirtti. Bu etkinin şiddeti ve yönü, kişinin içinde bulunduğu kültür, sosyo-ekonomik koşullar, aile yapısı ve kişilik özelliklerine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Çoğunlukla, kadınların yetiştirilme biçiminde uyumlu, fedakar ve kusursuz olmaları beklenmektedir. Nitekim kadınlar, biyolojik ve psikolojik gereksinimleri ile toplumun talepleri arasında denge kurmak durumunda kalabilmektedir. Adet döngüsü, gebelik, lohusalık ve menopoz gibi biyolojik süreçler duygusal dalgalanmalara yol açabilir. Ayrıca estetik ve gençlik gibi kültürel normlar, kadınlarda özgüven sorunları, kaygı ve yeme bozukluklarına zemin hazırlayacak baskılar oluşturabilmektedir.
Kabullenme ve Sosyal Becerilerin Kadın Gücüne Katkısı
Kadınların toplum içinde üstlendikleri ‘iyi anne’, ‘mükemmel eş’, ‘başarılı çalışan’ gibi rollerin psikolojik yük yaratabileceğini vurgulayan Demirsoy, bu durumun kadınlarda içsel beklentilerle birleşerek zorlu psikolojik tepkilere neden olabileceğini ifade etti. Hatalı başa çıkma mekanizmalarının özsaygının azalmasına sebep olurken, aşırı sorumluluk alma ise kronik stres, depresyon ve anksiyeteye zemin hazırlayabilir. Buna karşılık, zorluklarla mücadele süreci, dayanıklılık, empati ve problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayarak kadınlar için koruyucu bir unsur haline gelmektedir. Empati yeteneği, biyolojik, gelişimsel ve toplumsal etkilerin birleşimiyle şekillenmekte olup, kadınların bu beceriyi çocukluktan itibaren edindikleri sosyal rolleri aracılığıyla geliştirdikleri belirtilmektedir. Bu sosyal beceriler, zorlayıcı durumlarda destek arama ve yalnızlıkla mücadelede önemli rol oynamaktadır. Ayrıca güçlü sosyal bağlar kurmak, stres yönetiminde kritik bir faktör olmaktadır.
Güçlü sosyal ve duygusal bağlar, kadınların yaşamlarında esneklik, uyum sağlama ve problem çözme becerilerinin gelişmesine olanak tanımaktadır. Ancak kadınların bu özelliklerini sürdürebilmeleri için duygu odaklı başa çıkma stratejilerini dengeli kullanmaları gerekmektedir. Duygularını ifade etmek, yakın çevreden destek almak avantaj sağlarken, sınır koyamamak veya aşırı empati ise zarar verici olabilmektedir. Demirsoy, kadınların güçlerini korumaları için sınır koyma ve ‘hayır’ demeyi öğrenmelerinin önemine işaret etti.
Günlük yaşamda olumlu içsel diyaloglar geliştirmek, beden farkındalığını artıran egzersizler yapmak ve başarı günlüğü tutmak gibi pratiklerin özgüveni güçlendireceğini belirten Demirsoy, ayrıca bu tekniklerin psikolojik dayanıklılığa katkı sağladığını da ekledi.
Kaynak: BYZHA