SON DAKİKA

Yeşilçam’ın “Mahmut Hoca”sı “Yaşar Usta’sı” Münir ÖZKUL

Işıklar içinde uyusun.

Bu haber 06 Ocak 2018 - 15:00 'de eklendi.

Henüz 12 yaşında çıktığı bir oyunun ardından Muhsin Ertuğrul tarafından, Mustafa Kemal Atatürk’le tanıştırılan Münir ÖZKUL’a övgü ile karşılık veren Atatürk onu alnından öpüp “Çocuk çok büyük bir tiyatrocu olacaksın” dediği sanatçı Yeşilçam ve Türk sinemasının en sevilen aktörü ebediyete uğurluyoruz. Kariyeri boyunca 200’den fazla filmde rol alan Özkul 93 yaşındaydı.

Usta sanatçı “Benim gibi toplumla güç anlaşan insanlara ilgi duyarım. Bunun en sivri ve en tipik örneklerine meyhanelerde, akıl hastanelerinde ve sanat çevrelerinde rastlanır. Onun için akıl ve ruh hastanelerine karşı daima sempati duymuştur. Akıl hastaneleri en özgür olduğum, her şeyi objektif görebildiğim tek yerdir. Orada rahata ererim. Kafam art arda gelen birçok problemi çözecek yapıda değildir. Orada bütün problemleri bir sıraya koyar çözümlerim. Hatta birsüre ziyaretçi bile kabul etmem diyerek akıl hastanelerinin özgür yer olduğunu belirtmiştir. 1975 yılında onu Mahmut Hoca olarak tanımaya başladığımız Hababam Sınıfı serisi bugün hala televizyonlarda en çok izlenen flimler arasında. Türk tiyatrosunun en komik oyuncusu nişanesi olan “Kavuk”  İsmail Dümbüllü tarafından 1968 yılında Özkul’a devretmiş usta sanatçı Münir ÖZKUL 21 yıl taşıdıktan sonra ( O süre içinde birçok flimde insanları güldürdü, ağlattı, düşündürdü, duygulandırdı) 1989 yılında Kavuk’u Ferhan Şensoy’a devretti. Verirken de usta sanatçı; “İlle birine vermek zorunda değilsin. Vereceğin adam, Türk tiyatrosunu senden sonra alıp başka bir yere götürecek bayraktar olacak. Bu halkın tanıdığı, sevdiği, muhalif bir komik olacak” demiş… Kavuk şimdilerde Rasim Öztekin’den Şevket Çoruh’a geçti.

Türk sinemasının Mahmut Hocasıyken, öğrencilerine kızsa da onları kırmayan, bilgice öğütler verip hayatın gerçeklerini öğreten. Baba figürünü oynadığında, yoksul ama onurlu, her zaman dik duran, ailesini her şeyin önünde tutan, hep anlayışlı, sevgi dolu, çocuklarına bakarken gözlerinin içi gülen aile reisi babaydı. Bir başka deyişle; öğrencilerini paragöz okul sahibine ezdirmeyen “Mahmut Hoca” çocuklarını sermayedar Saim beye yedirmeyen “Yaşar Usta” rolleriyle Türkiye sinemasının en sahici, en inandırıcı öğretmen  ve işçi profilini çizmenin ustalığının sembolüdür Özkul usta.

Bir eğitimci olarak okul üzerine söylemişti çok önemserim. Ne diyordu usta; “Okul sadece dört yanı duvarlarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı, Öğrenmenin bilginin var olduğu her yer okuldur.” Yine çizdiği öğretmen rolünde, yaşları geçkin liseli öğrencilerine okuldan kaçmayı ön bahçede top oynamayı yasaklıyor ama yine de seviliyordu. Çünkü sert duruşunun altında yufka yüreği vardı. O büyük usta büyük öğretmendi.

Aileden bir gibiydi sahneden, perdeden ve ekrandan iyiliği, güzelliği, sevgiyi, dostluğu, merhameti, vicdanlı olmayı, kimseye hakaret etmeden yaşamayı gösterdi. İyi olan ne varsa omuzlarında idi. Yok olmaya yüz tutan toplumsal değerleri geleneksel aile yapısı ve insan ilişkilerine dair tiplemelerinle bizlere hep ders verdin. Rol aldığı filmlerinde iyinin, haklının ve zayıfın yanında yer aldı. Hababam sınıfının idealist ve iyi yürekli Mahmut Hocası, Türk tiyatrosunun İsmail Dümbüllü’den sonraki kavuklusu, beyaz perdenin ve sahnelerin yorulmak bilmez emekçisi, ustası… Sanata ve biz sevenlerine bir ömür harcayan Münir Özkul için perde kapandı. Işıklar içinde uyusun.

Erdoğan Erkaymaz
Erdoğan Erkaymaz [email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.